Thursday, July 30, 2009

ElusiveCure'un Sevdiği Albümlerden Bir Demet

Öncelikle..

Bu yazı "Gelmiş geçmiş en baba albümler" yazısı değildir..Sadece Serhat Kongur adlı şahsiyetin metal ve rock türlerinden sevdiği bazı albümleri topladığı bir derleme yazısı ve uzun süredir haklarında birşeyler yazmak istediği albümleri değerlendirme çabasıdır.

Bu nedenle eğer okuyacak olursanız lütfen "Black metale niye Darkthrone koymamış bu adam, abi Megadeth'in So Far..'dan üçyüz kat daha güzel albümleri var" gibi yorumlar yapmayınız..

Yıllara göre gelmiş geçmiş en baba albümler yazısını ileride yazmayı düşünüyorum bu arada...


THRASH METAL

OVERKILL-HORRORSCOPE (ATLANTIC RECORDS 1991)

Söylenebilecek fazla bir şey yok.Bence bu evrenin gördüğü en sağlam thrash metal albümlerinden biridir bu.The Edgar Winter Group coverı olan “Frankenstein” ın dışındaki tüm parçalarda kafanızı yerinden söküp beyninizi duvarlara fırlatma isteği uyandıracak acayip riffler bulunuyor.Albümün tamamına hakim olan bir enerji, asla düşmeyen bir tempo, Bobby ağabeyimizin önceki albümlerden bariz öne taşıdığı vokal performansı, mükemmel şarkı sözleri..Gerçekten bir acayip albüm bu...

DOKTOR KONGUR’UN FAVORİLERİ: Coma, Infectious, Blood Money, Thanx For Nothing, Horrorscope, Nice Day For A Funeral

SLAYER-SEASONS IN THE ABYSS (DEF AMERICAN 1990)


14.yaşgünümde bir büyüğümüzden hediye gelen bu albümü sanırım 64 yaşına kadar falan dinlerim (O kadar ömrüm olur mu o ayrı tabi)Mükemmel melodiler, hayvan gibi sololar, davulda Dave Lombardo’nun baş döndüren performansı, Tom Araya’nın karanlık hatta “Dead Skin Mask” teki hisli vokali…Tek kelimeyle kusursuz..

DOKTOR KONGUR’UN FAVORİLERİ: Spirit In Black, Expendable Youth, Dead Skin Mask, Skeletons Of Society, Seasons In The Abyss

METALLICA-RIDE THE LIGHTNING (ELEKTRA 1984)

Başlığımız thrash değil de herhangi bir metal türü olsaydı listeye alacağım ilk Metallica albümü kara kapaklı, yılanlı albüm olurdu (Bakınız birkaç satır aşağısı).Ama Metallica'nın eski dönemlerinden favori albümüm Ride The Lightning'dir..Bu arada 30 sene öncesinden bahsediyoruz, nasıl bir yaratacılıktır bu?Hele ki Creeping Death diye bir parça yazmışsınız, yıllarca okul koridorlarında bağırttınız beni “So let it be written” ve “Die by my hand” diye..Şu bir gerçek ki da herkes ömrünün belli bir dönemindeMetallica dinlemiş ve kendilerinden etkilenmiştir..”Abi bence Metallica’nın rock hali daha güzel” diyenleri de tez zamanda bu albümün kapağında bulunan elektrikli sandalyeye bağlarlar işallah…

DOKTOR KONGUR’UN FAVORİLERİ: Fight Fire With Fire, For Whom The Bell Tolls, Trapped Under Ice, Escape,Creeping Death...ee daha ne kaldı ki?

MEGADETH-SO FAR,SO GOOD…SO WHAT? (CAPITAL RECORDS 1988)

Dave Mustaine, Metallica’dan ayrılmamış olsaydı bu dünya böylesine muhteşem bir albümden mahrum kalacaktı..Kalmamalıydı..”Sinirli” Mustaine yaratıcılığını konuşturdu, gitar büyücüsü Friedman yoktu henüz kadroda ama Jeff Young’da bu albümde sıkı bir gitarist olduğunu kanıtladı.Chuck Behler de bir Nick Menza olamazdı ama olduğu kadardı..Giriş parçası “Into The Lungs of Fire” ve Cliff Burton’ın ölümü için yazılan “In My Darkest Hour”'da tüyleriniz diken diken olurken “502” ve “Liar” ise içinizdeki öfkeyi körükleyen ateşten yapılmış parçalardı.Bir de müthiş “Anarchy In The U.K” coverını unutmamak lazım.

DOKTOR KONGUR’UN FAVORİLERİ: Into The Lungs Of Hell, Mary Jane, In My Darkest Hour, Liar

TESTAMENT-PRACTICE WHAT YOU PREACH (MEGAFORCE/ATLANTIC 1989)


Öncelikle bu albümü zamanında bana bulaştırmış olan ustam MAC’e saygılarımı sunuyorum buradan...Bence Testament’i Testament yapan bu albümdür.The Legacy'den sonraki albümlerinde birkaç dikkat çekici parça dışında vasat işler yapan ve cılız bir sounda sahip olan grubun bu nefis albümünde tek bir tane bile boş şarkı yoktur.Baştan sona mükemmel melodilerle dolu olan bu çalışmada (Ee Alex Skolnick olunca kadroda böyle oluyor tabi) bir de “The Ballad” adında gerçekten ballad olmayı hak etmiş bir şarkı bulunmaktadır.Bu arada albümde yer alan “Sins Of Omission” adlı parçayı ülkemizdeki rock barlar çok sevmektedir.Yıllardır barlara giderim ama bu parçadan başka bir Testament parçası çalındığını hatırlamıyorum…

DOKTOR KONGUR’UN FAVORİLERİ: Practice What You Preach, Perilous Nation, Blessed In Contempt, Greenhouse Effect, Sins Of Omission, Nightmare



DEATH METAL


DEATH-SYMBOLIC(ROADRUNNER RECORDS 1995)

Bu müzik kaydına “albüm” diyemiyorum, dilim varmıyor.Hakikaten bir sanat eseri olarak adlandırmak lazım bunu..Daha ilk parçasının ilk saniyelerindeki gitar riffi bile “ohaaa” dedirten, ama o riffin üzerine her geçen saniye değişik varyasyonlar koyan, yeri geldiğinde dinleyiciyi kafa sallamaya mecbur bırakan, yeri geldiğinde de insanı hüzne sürükleyen bir “şey” den bahsediyorum..Bazen bazı şeyleri tarif etmekte kelimeler yetersiz kalıyor, farkındayım…

DİNLEMESİ FARZ OLANLAR: Symbolic, Empty Words, Sacred Serenity, 1000 Eyes, Crystal Mountain

AT THE GATES-SLAUGHTER OF THE SOUL (EERACHE RECORDS 1995)

Birileri Swedish mi dedi?Ben de tam ondan bahsedecektim, lafı ağzımdan aldınız..Tahminimce bu albüm doğrudan veya dolaylı olarak yaklaşık 1500 grubu etkilemiştir..Herhalde her İsveçli death metal grubu en az bir kere ”Keşke bizim de böyle bir albümümüz olsaydı” diye düşünmüştür.Baterist Adrian Erlandsson’un kolları bu albümün kaydı sırasında kopmadıysa bir daha asla kopmaz zaten..Hani derler ya “Bu albüm sırf bilmemne şarkısı için bile alınır”, evet sadece Blinded By Fear için bile alınır, ama geri kalanının da bünyede ağır tahribat yaptığı gerçeğini akıldan çıkarmamak lazım…

DİNLEMESİ FARZ OLANLAR: Blinded By Fear, Cold, Under A Serpent Sun, Suicide Nation, World Of Lies, Nausea


IN FLAMES-WHORACLE (NUCLEAR BLAST 1997)

Bu da İsveç’in modern death metal jenerasyonuna ait harika bir albüm..Her parçası akılda kalıcı, bundan öteye ne söylenebilir ki zaten..”Bir melodik death metal albümü nasıl olmalıdır?” konulu bir tez yazmam gerekse kaleme bile dokunmam, bu albümü doğrudan hocamın masasının üzerine bırakırım..Ah be çocuklar neredeseniz şimdi, neden saçma sapan yollara sapmayı tercih ettiniz?

DİNLEMESİ FARZ OLANLAR: Jotun, Gyrascope, Dialogue With The Stars, Jester Script Transfigured, Morphing Into Primal, Episode 666


BOLT THROWER-THOSE ONCE ROYAL (METAL BLADE RECORDS 2005)

Soru: Her albümlerinde bir önceki albümlerinin üzerine bir şeyler koyan ve death metal'den taviz vermeyerek ilerlediği müzikal doğrultudan hiç sapmayan bir grup söyleyiniz…(100 Puan)

Cevap: Ama bu çok kolaydı hocam..Tabi ki de Bolt Thrower!

Açıklama: Şimdilik İngiliz Death Metal’inin ulaştığı son nokta.Tamam sözlerin hep savaşla ilgili olması eleştirilebilir ama bu muhteşem melodiler orada dururken kim takar sözleri hocam!Dinlemeyen bizden değildir!

Sonuç: Tamam otur.100 veriyorum sana..Ama cıvıklaşma hemen..

DİNLEMESİ FARZ OLANLAR:At First Light, The Killchain, Anti Tank(Dead Armour)


KALMAH-SWAMPLORD (SPIKEFARM RECORDS 2000)

Nasıl bir debut albümdür bu.Sanırım Kalmah elemanları albümü çıkarttıkları sırada henüz kıraathaneye girecek yaşta bile değillerdi.Hatta belki de suratlarında sayıları günden güne artmakta olan sivilcelerle uğraşıyorlardı..Ama akıl yaşta değil baştaydı..Elemanlar tek kelimeyle hayvanoğlu hayvan metal icra etmişti..Bana göre Swedish death metaline komşu ülke Finlandiya’dan verilmiş en sert karşılıktır bu albüm…

DİNLEMESİ FARZ OLANLAR:Evil In You, Withering Away, Black Roija, Dance Of The Water, Hades



BLACK METAL

VINTERLAND-WELCOME MY LAST CHAPTER (NO FASHION RECORDS 1996)

Darkthrone, Marduk veya Mayhem black metal tarihnde kült gruplar olarak gösterilebilir.Ama hiçbirisi Vinterland’ın bu ilk ve şu ana kadarki tek albümünü dinlerken hissettirdiklerini hissettiremedi bana…Daha ilk şarkının ilk tınısından itibaren yayılmaya başlayan depresif hava..Var oluşa meydan okuyan scream vokaller..Her yerin karla kaplı olduğunu ve etrafta hiçbir canlının bulunmadığını hayal ettiren bir atmosfer..Kış müziği…Bir Şubat gecesinde deniz kenarında yürürken ve boş boş dalgalara doğru bakarken bu dünyadan bir gün göçüp gideceğinizi aklınıza getiriyorsanız kulaklarınızda bu albüm var demektir…

DİNLEMEYEN NORVEÇ’DE ÇIĞ ALTINDA KALSIN: Our Dawn Of Glory, I’m An Other In The Night, As I Behold The Dying Sun, Still The Night Is Awake


DRUDKH-BLOOD IN OUR WELLS (SUPERNAL MUSIC 2006)


“Black metal yavaş tempoda icra edilemez” tezini çürüten olağanüstü bir albüm.Karanlık ve hiçlik birbirlerine hiç bu kadar güzel karıştırılmamış idi..Albümün konsepti Ukrayna tarihinden hikayeler.Şarkılar uzun ama asla tekdüze değil..Tempo iniş çıkışları, melodi zenginliği, kapkaranlık ortam…Bir black metal sevdalısı daha ne ister ki?

DİNLEMEYEN NORVEÇ’DE ÇIĞ ALTINDA KALSIN: Furrows Of Gods, When The Flame Turns To Ashes, Solitude, Ukranian Insurgent Army


WINDIR-1184 (HEAD NOT FOUND 2001)

Valfar’ın meçhul bir dağda donarak ölmeden önce insanlık tarihine bağışladığı en önemli eser.Her bir melodi üzerinde uğraşılmış ve hiçbir riff öylesine çalınmamış gibi.Araya katılmış olan folk ezgileri de tadından yenmiyor.Windir gibi bir başka grup daha aklıma gelmiyor..Neden olmadığının cevabı da bu CD’nin içinde…R.I.P Valfar

DİNLEMEYEN NORVEÇ’DE ÇIĞ ALTINDA KALSIN: Todeswalzer, 1184, Dance Of Mortal Lust, Journey To The End


OLD MAN’S CHILD-THE PAGAN PROSPERITY (CENTURY MEDIA RECORDS 1997)

Biliyorum şimdi çatlak sesler yükselecek..Yok efendim bu black metal miymiş, bu albümü benim 15 yaşımdaki power metal hayranı oğlum bile sevebilirmiş falan filan..Yıllardan beri bu tür saçma eleştirileri duydum ama inatla bunlara aldırmıyorum ve The Pagan Prosperity’yi hala gelmiş geçmiş en başarılı melodik black metal albümlerinden biri olarak görüyorum..

DİNLEMEYEN NORVEÇ’DE ÇIĞ ALTINDA KALSIN: The Millennium King, Soul Possessed, My Demonic Figures, Return Of The Night Creatures, What Malice Embrace


ULVER-NATTENS MADRIGAL (CENTURY MEDIA RECORDS 1997)

Gelmiş geçmiş en “raw” black metal eseri bu olsa gerek.Dünyanın en garip albüm kayıtlarından birine sahip olan bu albüm için boşuna “ormanda kaydedilmiş” iddiaları atılmıyor bence.Nattens Madrigal'daki gitar tonları sanki yerin dibinden geliyor, davullar sanki baştan sona bir oturuşta hiç ara vermeden çalınmış gibi, vokali ve bas gitarı duymak imkansız…Ama Ulver böyle karambol bir kaydın içine mükemmel melodiler sıkıştırmayı başarmış.Bir müzik eserinde böyle karanlık bir atmosfer kolay kolay yaratılamaz.Tam anlamıyla kült bir black metal albümü.(Bu arada albümü kulaklıkla dinleyince 10.dakikadan sonra kısmi işitme bozukluğuna neden oluyor, tarafımca denenmiştir)

DİNLEMEYEN NORVEÇ’DE ÇIĞ ALTINDA KALSIN: Hymn 1-Wolf And Fear, Hymn 2- Wolf And The Devil, Hymn 4-Wolf And Man, Hymn 6-Wolf And Passion



HEAVY METAL


JUDAS PRIEST-PAINKILLER (COLUMBIA/SONY 1990)



Bir albüme 10 üzerinden 10 verilecekse bunu ilk hak eden albümlerden biri bu albüm olmalı..Tek kelimeyle kusursuz bir heavy metal lezzetidir.İçinde barındırdığı her şarkı akılda kalıcı unsurlar içermekte, isim parçası da yıllarca hatırlanacak olan bir heavy metal marşı olma özelliği taşımaktadır.Rob Halford ne demiş: ”Rock müzik Amerika çıkışlı olabilir ama heavy metal’i İngilizler yaratmıştır” Eh doğru demiş galiba…

AND THE GODS MADE HEAVY METAL: Painkiller, All Guns Blazing, Night Crawler, One Shot At Glory


METALLICA-METALLICA (ELEKTRA 1991)


Modern heavy metal diye kavram olduğunu varsayarsak bunun en başarılı örneklerinden biri bu albüm olurdu.1991 yılında bu kara kapaklı albüm ile beraber tüm dünyada Metallica çağı başlamıştır..Ride The Lighting için yazdıklarımı tekrarlamak istemiyorum..Tek bildiğim öncekilerden farklı bir kategoriye sokmak gerekse de bu yılanlı albümün belki de şu güne kadar toplamda en fazla dinlediğim metal albümü olduğudur..

AND THE GODS MADE HEAVY METAL: Enter Sandman, Sad But True, Holier Than Thou, Wherever I May Roam, My Friend Of Misery



IRON MAIDEN-FEAR OF THE DARK(EMI RECORDS 1992)


“İşte çocukluğumun Iron Maiden albümü” desem doğru olur sanırım.Bu albümün kasetini aldığım günü daha dün gibi hatırlıyorum.Bebeydim daha.O güne kadar Iron Maiden’ın bazı albümlerini dinleyip hepsini sevmiştim ve üstelik kadrosundakilerin isimlerini bile ezberlemeyi başarmıştım.Brus Dikinson, Sitiv Heris diye hava atıyordum ortalıkta.Neyse, yıllar yılı en sevdiğim Iron Maiden albümü olma özelliğini taşıdı bu albüm.(The X-Factor ile tanışana kadar)Be Quick Or Be Dead'de gaza geldim, Wasting Love’da ayrıldığım kızları düşünüp hüzünlendim, Afraid To Shoot Strangers’da da “Abi bundan daha güzel melodiler yaratılır mı yaratılamaz mı?” diye kafa yordum..

AND THE GODS MADE HEAVY METAL: Be Quick Or Be Dead, Afraid To Shoot Strangers, Wasting Love, The Fugitive, Fear Of The Dark


QUEENSRYCHE-EMPIRE (EMI RECORDS 1990)

Yine “Ne varsa eskilerde var” diyeceğim.Evet Operation: Mindcrime de mükemmel bir albümdü ve daha “heavy” idi belki ama Queensryche’ın en iyisi Empire olmuştur benim için..Mindcrime'dan sonra tarzda hafif bir değişiklik, progressive’e doğru bir kayma söz konusuydu..Beni ağlatmayı başarmış sayılı parçalardan biri olan “Another Rainy Night(Without You)” ve gelmiş geçmiş en hoş rock balladlarından biri olan “Silent Lucidity”'yi içeriyordu albüm..Baştan aşağı nefis ve biraz da karanlık bir çalışma idi..Bu arada 1990 yılında dünyada en fazla satan rock/metal albümünün de bu olduğunu belirtmek gerekir..

AND THE GODS MADE HEAVY METAL: The Thin Line, Jet City Woman ,Another Rainy Night(Without You), Empire, Silent Lucidity, Anybody Listening?


MERCYFUL FATE-INTO THE UNKNOWN(METAL BLADE RECORDS 1996)


İşte cidden underrated olmuş bir albüm.Değeri asla bilinememiş, kimsenin varlığından haberi dahi olmamış, ”Melissa” ile “Don’t Break The Oath”'ın isimlerinin arkasında tozlu bir köşede kalıvermiş bir heavy metal mücevherinden bahsediyorum..King Diamond’un en sevdiğim albümü “The Eye”'ı bile gölgede bırakacak müthiş bir albümdür bu..Hank Shermann adlı hayvanoğlu gitarist belki de altı telden çıkartılabilecek en muazzam heavy metal rifflerini bulup çıkartmıştır.Bunun üzerine King’in o sadece kendisinin çıkartabildiği çığlıklarını da eklersek tadından yenmez..Mercyful Fate Re-Union istiyorum, var mı destek veren?


AND THE GODS MADE HEAVY METAL: The Uninvited Guest, The Ghost Of Change, Into The Unknown, Holy Water, Kutulu(The Mad Arab Part Two)



DOOM&GOTHIC METAL



IN THE WOODS…-OMNIO (MISANTHROPY RECORDS 1997)

1998 senesine ait bir Non Serviam dergisinde “En çok acı veren 10 albüm” diye bir liste vardı ve birinci sırada bu albüm bulunmaktaydı.O zamanlar bu albümü dinleme şansım olmadı ama aklımda hep “Çağlan Tekil’e göre en acı veren albüm“ diye kaldı.Aradan birkaç sene geçti.Bir arkadaşım “Olum benim bir tanıdığım Omnio’yu almak için İtalya’ya gitmişti” deyince artık bir şekilde bu albümü edinmem gerektiğini fark ettim..Açıkçası ilk dinlediğimde pek bir etki bırakmamıştı.Ama sonra yine Çağlan Tekil’in hakkında “İçine girmesi zor, girdikten sonra çıkması daha zor bir albüm” demiş olduğu geldi…Sonuç itibariyle haklıymış…Şu ana kadar bir albümün içine yerleştirilmiş en karanlık atmosfer bu CD'nin içinde yatıyor.Gerçekten çok sakat bir albüm, tarif etmek için psychodelic kelimesi yetersiz kalıyor.Kimse yerin dibine girmiş gibi hissetmek istemez ama olur ya günün birinde hakikaten kaybedecek bir şeyiniz kalmadığına inanırsınız, bir tütsü yakın ve bir şişe şarap açın, CD playerınıza da bu albümü koyun..Dibe ulaşmanın nasıl bir şey olduğunu kavrayacağınıza garanti veririm…

SAĞLIKLI KALPLERDEN UZAK KALASICALAR: 299 796 km/s, I Am Your Flesh, Weeping Willow, Omnio(Pre), Omnio(Post)


SENTENCED-FROZEN (CENTURY MEDIA RECORDS 1998)


Sentenced hiçbir zaman gerçek anlamda bir gothic metal ya da bir doom metal grubu olmadı.Ama açıkçası bu albümü koyacak başka bir kategori bulamadım.Bunun dışında, birçok hatıramın içinde olan ve blogumda daha önce birçok kez yer verdiğim bu albüm hakkında söyleyebilecek fazla bir şey bulamıyorum.Öyle ya da böyle, hayatımın son on küsür senesinde bu albüm hep biryerlerde duruyordu..Gerek hissettirdiği duygusal patlamalar, gerek arada bir uyandırdığı kaçıp gitme dürtüleri gerekse tatmin edilemeyen arzuların ifadesi olarak…R.I.P Miika Tenkula

SAĞLIKLI KALPLERDEN UZAK KALASICALAR: Farewell, Dead Leaves, The Suicider, The Rain Comes Falling Down, Drown Together, Mourn


PARADISE LOST-ICON (MUSIC FOR NATIONS 1993)


Evet belki bu albüm listedeki diğer albümler kadar acı veren bir albüm değil.Ama günümüzde gothic metal diye bir kavramdan söz edebiliyorsak bunun ortaya çıkışında Paradise Lost’un bu albümünün (ve bundan öncekilerinin) payı çok büyüktür.Her grubun ulaştığı bir son nokta olur ya; grup bir daha asla o albüm kadar iyi bir albüm yapamaz, Paradise Lost elemanları bence o noktaya daha 20'li yaşlarının başlarında ulaştılar (Bu arada Draconian Times, muhteşemlik bazında Icon’ı oldukça zorlayan bir albümdür bu, ama O noktaya ulaşamamaktadır) Acaba böyle melankolik grupların genellikle İngiltere'den çıkması bu ülkenin havası yüzünden midir?

SAĞLIKLI KALPLERDEN UZAK KALASICALAR: Embers Fire, Remembrance, Joys Of The Emptiness, Dying Freedom, Widow, Colossal Rains, True Belief


TIAMAT-WILDHONEY (CENTURY MEDIA RECORDS 1994)


Psychodelic poetry
..Bu albümü en iyi anlatan tanımlama bu galiba..Tiamat’ın death metal grubu olma sevdasından vazgeçip atmosferik platformlara zıplamasının ilk adımı olan bu albüm içinde eşsiz güzellikte parçalar barındırmaktadır.Aynı zamanda zamanında Century Media’ya The Gathering’in Nighttime Birds albümü ile beraber en çok parayı kazandırmış albümdür.İddia ediyorum ki dünya üzerindeki en kalpsiz kişiyi bulup getirseniz, Gaia adlı parçadan etkilenmeme ihtimali yoktur.En azından şarkıdaki soloyu dinlerken varoluşumuzun anlamını bir kere olsun merak eder?

SAĞLIKLI KALPLERDEN UZAK KALASICALAR: Whatever That Hurts, The Ar, Gaia, Do You Dream Of Me?


DECORYAH-FALL-DARK WATERS (METAL BLADE RECORDS 1996)


Decoryah, Allah’ın unuttuğu gruplardan..Finlandiya’lı üçlü, Metal Blade ile yedi albümlük anlaşma imzalamalarına rağmen sadece iki albüm ve bir EP çıkartıp dağıldı.Dağılmadan önce de böyle bir şahesere imza atmışlar.Kariyerlerine doom metal çizgisinde başlayan grup bu albümde gothic metal ve atmosferik rock’ın sınırlarını zorlamış.İçinde birbirinden karanlık dokuz parça bulunan albümde müthiş duygusal vokaller (hem bayan hem bay)dokunaklı gitar ve keman melodileri ve çok sakat şarkı sözleri mevcut…Neden iyiler hep genç ölmek zorunda peki?

SAĞLIKLI KALPLERDEN UZAK KALASICALAR: Fall-Dark Waters, Envisioned(-Waters?), Endless Is The Stream, She Came To Me In The Form Of Water




80’S HARD&HEAVY



EUROPE-THE FINAL COUNTDOWN (EPIC 1986)


Bu albümün 80’ler denince ilk aklıma gelen albüm olmasının nedeni sadece o malum pop-metal klasiği değil..Bir albümdeki her şarkının akılda kalıcı olmasını nasıl açıklayabiliriz?Europe bunu nasıl başarmış bilemiyorum ama kelimenin tek anlamıyla albümde boş yok.Duyduğunuz her melodi, işittiğiniz her Joey Tempest vokali öyle ya da böyle etkiliyor sizi.Müziğin müzik olduğu zamanlarından kalma, hala parlayan bir elmastır bu albüm benim için..Çok özlüyoruz…..

OLDSCHOOL BÜNYELERİN İLAÇLARI: The Final Countdown, Rock The Night, Carrie, Ninja, Cherokee, Heart Of Stone, Love Chaser


POISON-OPEN UP AND SAY…AHH! (CAPITOL RECORDS 1988)

Kızlar, soğuk bira, deniz, güneş, eğlence…Bu albümü dinlerken aklıma hep bunlar gelmiştir.Keyifli müzik aynen böyle yapılır işte!Zaten 2.parça bütün albümü (hatta belki de bütün seksenli yılları) özetliyor: Nothin’ But A Good Time..Bu arada ülkemizdeki rock barlara birilerinin bir hatırlatma yapması lazım, Poison’un yaptığı tek güzel şarkı Every Rose Has It’s Thorn değildir….

OLDSCHOOL BÜNYELERİN İLAÇLARI: Love On The Rocks, Nothin’ But A Good Time, Back To The Rocking Horse, Look But You Can’t Touch, Fallen Angel, Every Rose Has It’s Thorn


KINGDOM COME-IN YOUR FACE (POLYDOR 1989)


Evet, Kingdom Come’ın debut albümü de oldukça başarılıydı.Ama bu albümle onun bayağı bir ilerisine geçmeyi başardılar..Lenny Wolf, tanrı sana nasıl bir ses vermiş?En rock n’ roll parçaya bile sesiyle melankoli katıyor adam..Bu arada yıllar önce Stargazer adlı büyülü parçayı çalarak Kingdom Come ile tanışmamı sağlayan Volkan adlı Şebek Dergisi yazarına teşekkür ediyorum buradan.(Soyadını unuttum be adam!)

OLDSCHOOL BÜNYELERİN İLAÇLARI: Do You Like It, Who Do You Love, Just Like A Wild Rose, Overrated, Mean Dirty Joe, Stargazer


SURVIVOR-VITAL SIGNS (SCOTTI BROTHERS 1984)


İğrenç bir kapak ve plak şirketinin altında saklı gelmiş geçmiş en baba AOR albümlerinden biri..Hani diyorlar ya 80’ler müziğin kalpten yapıldığı yıllardı diye..Bu lafı ne zaman duysam aklıma ilk önce bu albüm geliyor.Çıkalı çeyrek asır kadar olsa da zamana meydan okuyor.Sanırım ömrüm yeterse böyle 50'li yaşlara falan geldiğimde hala arada bir bu albümü dinliyor olacağım.Bu arada Eye Of The Tiger da neymiş?Vital Signs'da çok daha iyileri var..

OLDSCHOOL BÜNYELERİN İLAÇLARI: I Can’t Hold Back, High On You, First Night, The Search Is Over, Popular Girl, It’s The Singer Not The Song


FOREIGNER-INSIDE INFORMATION (ATLANTIC RECORDS 1987)


Elemanları Atlantik’in iki ayrı ucunda bulunduğu için Foreigner adını seçen grup 70’ler sonunda ve 80’ler başında dünya müzik piyasasında önemli bir yere sahipti.I Want To Know What Love Is, grubun soundunu tam olarak yansıtmasa da en bilinen parçalarıydı.Grubun orijinal kadrosuyla yaptığı son albüm olan Inside Information, leziz balladlarla ve cidden sıkı hard rock parçalarıyla dolu mükemmel bir albüm.Şu eski güzide grupların sadece tek parçalarını bilmekle kalmasak ne güzel olur..

OLDSCHOOL BÜNYELERİN İLAÇLARI: Heart Turns To Stone, Say You Will, Counting Every Minute, Inside Information, Face To Face, A Night To Remember



POP&ROCK&OTHERS



NEW ORDER-LOW-LIFE (FACTORY RECORDS 1985)

Ülkemizde Joy Division ne kadar popüler ise de, Ian Curtis’in ölümünden sonra yola New Order adı altında devam etmeye karar veren bu İngiliz çocuklar o kadar az biliniyor.New Order, pop ile rock müziği en muazzam şekilde harmanlamayı başarmış gruplardan biri..Low-Life da grubun çok eskilere dayanan tarihinde yaptıkları en başarılı işlerden biri..80’lerin karanlık yüzünü merak ediyorsanız bu albüme kulak verin..

GREATEST HITS: The Perfect Kiss, This Time Of Night, Sunrise, Sooner Than You Think, Sub-Culture


KILLING JOKE-NIGHT TIME (FG RECORDS 1985)


Killing Joke; 80’li yıllarda kendine özgü post punk soundunu oturtarak kalplerimizde özel bir yer edinen, 90’lı yıllarda ise endüstriyel müziğe yönelen bir İngiliz grubu..(O halini de beğeniyle takip ediyoruz gerçi)Ama bu albüm baştan aşağı vurucu parçalarla dolu.Muhtemelen Killing Joke’un en bilinen şarkılarının toplanmış olduğu albüm.Belki de “gece vakti”nin ne anlama geldiğini en iyi anlatan albümlerden biri….

GREATEST HITS: Night Time, Darkness Before Dawn, Love Like Blood, Tabazan, Eighties


CAMOUFLAGE-VOICES&IMAGES (ATLANTIC RECORDS 1988)

Almanların Depeche Mode’u olarak görülen Camouflage, daha bu ilk albümünden bu övgüyü neden hak ettiğini kanıtlıyor.Melankolik vokaller, ürpertici synth-pop melodileri, insanı merakta bırakan şarkı sözleri..Hepsi bu şahane albümün içinde gizli..

GREATEST HITS: That Smiling Face, Helpless Helpless, Neighbours, The Great Commandment, Strangers Thoughts, Where Has The Childhood Gone


A-HA-HUNTING HIGH AND LOW (WARNER BROS 1985)


Bu kategoride hep birbirinden karanlık albümlere yer vermişim.Bu da onlardan biri, yine bir debut albüm..Tek farkı grup elemanlarının Norveç’li olmaları..Norveç orjinli bir müzik grubunun neşeli bir albüm yapmasını bekleyemeyiz değil mi?Onlar da aynen beklentilerimize uygun davranmışlar…Bu albüm yıllar yılı dinlenebilecek bir dark pop klasiği..

GREATEST HITS: Take On Me, Hunting High And Low, Blue Sky, Living A Boy’s Adventure Tale, The Sun Always Shines On T.V, I Dream Myself Alive, Here I Stand And Face The Rain

PET SHOP BOYS-ACTUALLY (EMI 1987)


It’s A Sin'i hepimiz ne kadar çok severiz değil mi?İnsanın ruhunu okşayan bir parçadır.Ama bu İngiliz ikili bununla yetinmeyip hit üzerine hit eklemişler bu albüme..Toplam on şarkıdan altısının single olarak çıktığı bir albümden bahsediyoruz, kolay mı?

GREATEST HITS: What Have I Done To Deserve This?, Shopping, Rent, It’s A Sin, Heart, King’s Cross

3 comments:

Oguzhan Dag said...

Abi Megadeth'in So Far..'dan 50 kat daha güzel albümleri var cidden. O değil de Maiden'dan X-Factor ve Queensryche'dan Promised Land albümlerini seçmeni beklerdim.

Serhat said...

Zevk meselesi haliyle...Dediğin albümleri yazmamam onları sevmediğim anlamına gelmiyor tabi ki

victorious said...

mükemmel bir yazı müziği gereçketen seven ve kalpten yaşayan birinin kelimeliri bunlar. daha iyi bir şekilde açıklanamazdı hepsine yürekten katılıyorum