Showing posts with label İçki. Show all posts
Showing posts with label İçki. Show all posts

Saturday, November 30, 2013

İçki Koleksiyonu - 12 / Ardbeg Islay Single Malt Scotch Whisky


İlk defa Taps Smoke Lager içtiğimde hafifçe damağıma yayılan duman tadı harika gelmişti ve içtiğim en orjinal içkilerden biri olduğuna karar vermiştim..Anca sanırım Ardbeg, isli tatları sevenler için ulaşılabilecek son nokta..Isley adında İskoçya'da zamanında Kelt rahiplerinin kuzeyli barbarlardan korunmak için sığındıkları küçük adaların birinde üretilen viski, bardağa koyduğunuzda şampanya görüntüsü veren rengi ve keskin kokusuyla dikkat çekiyor..Adanın, üzerinde bol miktarda yer kömürü bulunan toprakları viskiye doğal olarak duman tadı katıyor ve bu da Ardbeg'i diğer bütün single maltlardan farklı yapıyor..Leziz ve benzersiz tadının bir diğer sebebi de chill-filtering denen soğutma aşamasından geçirilmemesi (Bu sayede duman tadı kaybolmuyor) ve içindeki alkol oranının %46 olması..Zaten şu aşağıdaki resimdeki gibi bir yerde üretilen bir içkinin kalitesiz olma ihtimali var mı?

Sunday, December 30, 2012

İçki Koleksiyonu - 11 / The Dalmore Single Malt Whisky 15 Years Old


Şişe tasarımını gördüğünüzde içindeki içkinin kalitesini tahmin edebileceğiniz viskilerden birisi olan The Dalmore'un 15 yıllığını insan açmaya kıyamıyor. Uzak diyarlardan Ceren'ciğim tarafından getirilerek bana hediye edilen şişeyi bir seneden uzun zamandır açamamıştım. Ama geçenlerde "Yeter artık, zaten 15 sene bekletilmiş, 3 sene daha bekletip 18'ine bastığında mı açacağım?" diye düşündükten sonra ani bir hareketle çıkardım şişenin tıpasını..

Efsaneye göre (Daha doğrusu kutunun arkasında yazdığına göre) 1263 yılında İskoçya'da Mackenzie klanının ataları, o zamanki İskoç kralı III.Alexander'ı bir erkek geyiğin boynuzuyla yaralamasına ramak kala tek bir ok atışıyla kurtarmış. Bunun üzerine kral da kendisini kurtaran Mackenzie klanına hanedanlık armalarında bir erkek geyiğin kafasını taşıma hakkı vermiş. Dalmore viski imalathenesi, uzun yıllardan beri Mackenzie ailesi tarafından işletilmiş ve onlar da viski şişelerine bu erkek geyik amblemini işlemişler. Single Malt Viskilerin kokuları da tatları kadar keskin oluyor. Şişeyi açtığımda odayı keskin bir baharat kokusu sarmıştı. Sonradan yaptığım araştırmada The Dalmore'un bu keskin kokusunun, viskinin 12 yıl meşe ağacından yapılma burbon fıçılarında dinlendirilmesinin ardından 3 sene de Amoroso, Apostoles ve Matusalem adlarında üç farklı şeri fıçısında bekletilmesinden geldiğini öğrendim. Kokusunun yanı sıra tadının da bu derece zarif olmasının sebebi buymuş. Daha önce tatma fırsatı bulduğum single malt viskilerden Macallan ve Glenfiddich'in aksine The Dalmore'un tadı bana tatlı gelmişti. Web sitesine baktığımda bunun nedenini anlamak zor olmadı. 15 senelik Dalmore'un içinde kuru üzüm, mandalina, çikolata ve kuru erik aroması bulunuyormuş.. Tekrar tatma fırsatım olur mu bilinmez (Şu an itibariyle internet sitesinde şişesi 49.99 pounddan satılıyor) ancak 15 yıllık The Dalmore'un, diğer single malt viskiler gibi tadı insanın damağına yapışan, son derece kaliteli bir Scotch olduğunu söylemek lazım...

Saturday, October 27, 2012

The Little Things Vol:6 / The Famous Grouse Box Set



Evet bildiğiniz gibi alkollü içeceklere yeni - yine - yeniden zam geldi ve başımızda bu kazıkçı esnaftan alamadığı KDV vergisini "Kaç para olursa olsun alacaklar - kimse sesini çıkarmayacak" mantığı ile biraz olsun kafa dağıtmaya çalışan insanlardan ÖTV olarak almaya çalışan, Türkiye'nin gelmiş geçmiş vatandaşın cebine en fazla elini sokan hükümeti olduğu sürece bu zamlar devam edecek gibi görünüyor..Ama bu, The Famous Grouse'un en başarılı harmanlanmış Scotch viskilerden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor...

Tasarımı oldukça hoş olan box seti'i Migros'ta görür görmez aldım.İçinden bir adet 70'lik şişe ve 2 adet Famous Grouse bardak çıkıyor.Ancak beni asıl şaşırtan kutu hazırlanırken gösterilmiş olan özen oldu.Aşağıdaki resimlerden görebileceğiniz gibi kutunun arka ve yan yüzeylerinde viskinin üretimi ile ilgili bilgiler ve Famous Grouse hakkında otoritelerin bazı görüşleri yer alıyor.






The Famous Grouse, harmanlanmış Scotch viskiler içinde sıralama yapmak gerekirse ilk 3'e adını yazacağım bir marka.Bu yüzden bu yeni ürünlerini raflarda görmek güzel bir sürpriz oldu.2 adet de orjinal bardağına sahip olduğum için de ayrıca sevinçliyim..

Sunday, September 09, 2012

Dünyanın En Büyük Viski Şişesi

İskoç harmanlanmış viski üreticisi The Famous Grouse (Kendisini The Little Things yazı dizimizde ayrıca ele alacağız), geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük viski şişesini üreterek Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi başardı. İçinde tam 228 litre viski bulunan şişe, The Famous Grouse'un 107.kuruluş yıldönümü için özel olarak hazırlanmış. Bir buçuk metreden biraz fazla uzunluğa sahip olan şişe, Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da Bomma adlı firma tarafından üretilip 1931 km yol kat edilerek The Famous Grouse'un distilasyon evinin (Glenturret Distillery) bulunduğu İskoçya'nın Crieff bölgesine getirilmiş.

Bu alanda önceki rekor, 184 litrelik viski şişesiyle Jack Daniels'e aitmiş...






Tuesday, September 04, 2012

İçki Koleksiyonu - 10 / Glenfiddich Single Malt Scotch Whisky (12 Years Old)



Yazı dizimizin bu bölümünü dünyanın en çok satan malt viskisine ayırıyoruz.Bilindiği üzere malt viskiler, harmanlanmış viskilerin aksine aynı cins tahıldan, yani %100 malt arpasından üretilir.Bu bakımdan 12 yıllık Glenfiddich'in beni biraz şaşırttığını belirtmem lazım çünkü tadı harmanlanmış viskilere biraz benziyor.Taze ve hafif bir aroması var.Kokusu ise malt viskilere özgü biçimde oldukça keskin ve hoş..Glenfiddich'in diğer bütün malt viskilere gibi buz eklemeden içilmesi gerektiğini, ancak kokusunu daha da açığa çıkartmak için bardağına çok az miktarda su ilave edilebileceğini söyleyelim...

Glenfiddich, İskoçya'nın Speyside bölgesinde üretilen bir viski markası.Aynı bölgede üretilen Glenlivet ve Macallan ile rakebet halinde.Glenlivet'i henüz tatma fırsatım olmadı.Ancak Macallan ile karşılaştırdığımızda aromalarının ve kokularının farklı olduğunu söyleyebiliriz.Macallan'ın içimi sert ve aroması baharatlı olduğu halde Glenfiddich'in tadının daha yumuşak ve içiminin daha rahat olduğu görülür.Bu bakımdan ilk defa malt viski deneyecekler için iyi bir seçim olabilir..

Glenfiddich, geyik vadisi anlamına gelmektedir ve üzerinde yana doğru bakan geyik figürü göze çarpar.Üçgenimsi bir şekle sahip şişesi, tasarım bakımından mükemmeldir..12 yıllık Glenfiddich'in şişesi yeşildir (15 yıllığı açık sarı, 18 yıllığı ise kırmızı renktedir..(Henüz bunları görme şansına erişemedim)

Sonuç olarak paraya kıyıp aldığım için hiç pişmanlık duymadığım bir marka oldu Glenfiddich..Kabul ediyorum, her zaman içilecek bir içki değil (Başka bir ülkede yaşasaydık bu mümkün olabilirdi) ancak özel günlerde bir şişe açabilirsiniz, kimseyi hayal kırıklığına uğratmayacağını garanti ediyorum...

Sunday, August 26, 2012

The Little Things Vol:1 - Finlandia Vodka


Daha önce de belirtiğim gibi Finlandia Vodka, şu ana kadar içmiş olduğum en lezzetli votkadır.Hem sadesi hem de meyveli çeşitleri birbirinden nefis olan içkinin üreticileri sanırım Türkiye pazarına yatırım yapmayı düşünüyorlar ki böyle çekici bir kutu üretmişler.Sadece Türkiye için hazırlanan kutuların içinden bir tane 70'lik şişe (sade) ve "Saf Buzul Suyu" veya "Gece Yarısı Güneşi" temaları ile Finlandiya'yı hatırlatan bir votka bardağı çıkıyor.Satın aldığınızda "The Very Tired Rooster" veya "Ratatosk" adları verilmiş bardaklardan birisine sahip oluyorsunuz.(Birincisini Cerenciğim bana hediye aldığında içinden The Very Tired Rooster çıkmıştı.Bu yüzden ikincisini alırken özellikle içine baktım ve Ratatosk da benim oldu) Tasarımı Klaus Haapaniemi adında Finlandiyalı bir sanatçı tarafından yapılan bu bardakları ve bu özel seti kaçırmayın derim..Migros ve Carrefour'da halen bulunabilmekte ancak sınırlı sayıda kalmış...


Tuesday, August 07, 2012

İçki Koleksiyonu - 9 / Bushmills Irish Whiskey


Jameson'ın eşsiz tadını keşfettikten ve Tullamore Dew'u bulduktan sonra kolay kolay başka İrlanda viskisi içemeyeceğimi düşünüyordum. (En azından Türkiye'de yaşadığım müddetçe) Ancak sevgili arkadaşım Murat Ceylan (Holy Murat), doğum günümde bana Almanya'dan getirdiği litrelik Bushmills'i hediye edince çok şaşırdım ve sevindim. Şu an itibariyle şişenin dibini görmüş durumdayım (Bütün şişeyi bir oturuşta bitirmedim tabi ki, biraz zaman aldı) ve Bushmills hakkında biraz bilgi vermek istiyorum..

Dünyanın en eski damıtımevi olarak bilinen Old Bushmills damıtımevinde üretilen ve yumuşak bir içime sahip olan Bushmills'i diğer İrlanda viskilerinden ayıran özelliği çeşitli tahıl viskilerinin harmanlanmasıyla üretilmesi. En az 7 yıl meşe fıçılarda bekletildikten sonra şişeleniyor. (Benim içtiğim standart 7 yıllığıydı ancak 10,16 ve 21 yıllık olanları da var ve ne kadar lezzetli olabileceklerini düşünmek istemiyorum)

Bushmills'i kokladığınızda burnunuza vanilya, meyve ve baharat aromalarının karışımı olan hafif bir koku geliyor. Damakta ise sıcak, tabakalar halinde, bal tatlılığında bir lezzet bırakıyor. Son olarak içtiğiniz sıvı gırtlağınızdan midenize doğru inerken de yine baharat aromalı taze bir tat duyuyorsunuz.

Bushmills, klasik bir İrlanda viskisi. Tatlı, meyve ve baharat aromalı, içimi hafif. İrlanda viskilerini seviyorsanız bulduğunuz yerde gözü kapalı alın, ki zaten bulabilmeniz bayağı düşük bir ihtimal (Yurt dışına seyahat ediyorsanız ayrı tabi) Ama yok "Ben viskimi sert severim, içtiğimde duman tadı almak isterim" diyorsanız sizinle yazı dizimizin bir başka bölümünde buluşuruz, hatta bir keresinde buluşmuşuz sanırım..





Saturday, July 21, 2012

İçki Koleksiyonu - 8 / Domecq 1820 Brandy De Jerez



Şu ana kadar içtiğim en değişik içkilerden birisi bu, Domecq 1820 Brandy De Jerez.. Brendi, yanık şarap olarak nitelendirilen ve genellikle üzüm,elma,kiraz gibi meyvelerin şaraplarının damıtılıp fıçılarda bekletilmesiyle üretilen, şarap tadında ancak şaraptan daha yüksek alkol derecesine sahip bir içkidir. Sadece Fransa'nın Bordeaux şehrinde yer alan Cognac bölgesinde üretilen brendilere konyak adı verilir, daha doğrusu konyak adı sadece bu bölge sınırları içinde kullanılmak üzere lisanslanmıştır.(Konuyla ilgili "Her konyak aynı zamanda bir brendi'dir ancak her brendi aynı zamanda bir konyak değildir" diye özlü bir söz vardır)

Bir şişe Napoleon French Brandy alma düşüncesiyle girdiğim tobacco shop'taki satıcının "Elimde bir İspanyol brendisi var, ben içmedim ama içen arkadaşlarım bayağı methettiler" demesiyle kararım değişti ve bir denemeye karar verdim Domecq 1820'yi..İlk yudumu aldığımda bir an kırmızı şarap içtiğimi zannettim ama boğazımdan geçen sıvının bıraktığı hafif yanıklık hissi gerçeği anlamamı sağladı. Bu şarap değildi; üzüm, fındık, badem ve çeşitli kuru meyve aromalarını içinde barındıran sert bir içkiydi. Yaklaşık 2 asırdır İspanya'da üretilen Domecq 1820, ilginçtir ki damıtılma işlemlerinden sonra Amerikan meşe fıçılarında bekletilen bir brendi çeşitiydi. "Bir başka İspanyol içkisi söyle" deseler cevap veremem ancak Brandy De Jerez denemesinden memnun kaldığımı belirtmem lazım. 1 litrelik şişelerde satılması, fiyatının aşırı pahalı olmaması, günün her anı ,özellikle de yemeklerden sonra tatlı ile beraber tüketilebilecek bir içki olması sebebiyle Domecq 1820'yi ağzının tadını bilen herkese tavsiye ediyorum. Yavaş yavaş, içindeki meyve tatlarının keyfine vararak, şarap bardağında ve sek olarak tüketmenizi öneriyorum..


DEĞERLENDİRME PUANI:7/10

Sunday, July 08, 2012

İçki Koleksiyonu - 7 / Cutty Sark Blended Scotch Whisky


İsmini "The Cutty Sark" adında, 1871 yılında Londra'da kalkıp Atlantik ve Pasifik Okyanuslarını sadece 107 günde aşarak bir rekora imza atan (Bu rekor ancak 1989 yılında kırılabilmiştir) dönemin ünlü İngiliz gemilerinden birinden alan bu İskoç viskisi, favori harmanlanmış viskilerimden biridir. (Bu arada bahsi geçen gemide, İngiltere'nin Greenwich limanında demir atmış vaziyette müze olarak hizmet vermekte iken 2007 yılında bir yangın çıkmış; gemi neyse ki fazla zarar görmemiş, hemen tadilata alınmış, 2012 Nisan ayında da tekrar müze olarak ziyarete açılmıştır)

Cutty Sark'ın gayet hoş ve kolay bir içimi var. Normalde Scotch viskilere tek buz atarım ancak bu viskide buna gerek duymuyorum. Ölçülü sertliği, boğazı hiç yakmaması, ertesi gün hiç baş ağrısı yapmaması ve makul fiyatı gibi özellikleri ile Cutty Sark'ı bütün viski severlere tavsiye ederim. Hatta fiyat-performans bakımından piyasaki en başarılı isimlerden biri olduğunu düşünüyorum..

Bu arada şişenin üzerindeki yer alan sloganın bu viskiye mükemmel derecede uyduğunu düşünmekteyim: OUR ACTIONS DEFINE WHO WE ARE

Geminin bir fotoğrafı:


Saturday, June 30, 2012

İçki Koleksiyonu - 6 / Stolichnaya Razberi Vodka



Stoli Vanil'den sonra 1901'den bu yana dünyanın en kaliteli votkalarından birini üreten Rus devi Stolichnaya'nın bir diğer harika çeşitini tatma fırsatı buldum: Stoli Razberi.Raspberry, yani ahududundan üretilen bir şeyin lezzetsiz olabileceğini düşünmek mümkün müdür?Pek tabi ki değildir..Şişeyi açtığınızda insanın burnuna ahududu reçeli, kaynatılmış şeker ve böğürtlen karışımından oluşan kuvvetli bir koku geliyor..Yudumladığınızda ise damağınıza dalga dalga ahududu tadı akın ediyor.Tabi bütün bu tatlı aromaların Rusya'nın kaliteli buğday ve arpalarından üretilen votkayla dengelendiğini ve böylece içkinin sertliğinin korunmuş olduğunu söylemek gerek..Stoli Razberi, zor bulunan ve bulunduğunda hiç düşünülmeden alınması gereken votkalardan bir tanesi..Deneyin, hiç pişman olmayacaksınız..Bu arada aldığım yerde (Rind Tobacco Shop) şişeyi Stolichnaya'nın aşağıda resmi yer alan orjinal poşetine koydular.."The most original people deserve the most original vodka" Gerçekten orjinal bir slogan...


DEĞERLENDİRME PUANI:8/10



Sunday, June 24, 2012

İçki Koleksiyonu - 5 / Jameson Select Reserve Small Batch Whiskey






İçki koleksiyonumuzun bu bölümünde Jameson Irish Whiskey'in özel üretimlerinden biri olan Jameson Select Reserve Small Batch'i anlatmaya çalışacağım.Ama öncelikle şu Small Batch olayına bir açıklık getirmek istiyorum..Small Batch'in, Türkçeye çevrilince "küçük parti" gibi bir karşılığı oluyor..Bu da içki piyasasında şöyle bir anlama geliyor: Sürekli ve seri biçimde üretilen ana üründen (örneğin standart 3 yıllık Jameson ya da herhangi bir marka) farklı olarak küçük partiler halinde ancak yapım aşamasında pek çok detaya önem verilerek üretilen içkiler..Buradaki detaylar da bu tür içkilerin hammaddelerinde, damıtımlarında ve dinlendirme sürelerinde kendilerini belli ediyor ve sonunda ortaya standart markadan farklı, daha lezzetli içkiler çıkıyor..

Jameson Select Reserve Small Batch Viski de böyle özel bir üretimin sonucu.Pot still denilen geleneksel imbiklerden geçirilerek üretiliyor ve klasik Jameson'a göre daha zengin ve dolgun bir tat sunuyor.Orjinal Jameson'dan daha sert bir viski olmasına rağmen burada da vanilya ve karemel tadı yoğunlukla hissediliyor..Şişelenmeden önce sherry fıçılarında uzun yıllar bekletildiği için viskiyi yudumlarken tatlı bir sherry aroması da kendini hemen belli ediyor.

Jameson hastalarının denemesinde fayda var..Tabi fiyatının biraz tuzlu olduğunu söylemek lazım..

Bu arada kutu ve şişe tasarımı çok başarılı.Alt taraftaki fotoğrafta Jameson tişörtümle kombine edince ortaya garip bir tablo çıktı gerçi:





DEĞERLENDİRME PUANI:8,5/10

Friday, June 15, 2012

The Most Original Night - Part 1 Stolichnaya

İçki Koleksiyonu - 4 / Stolichnaya Vanil



İşte harbi bir Rus votkası ile karşı karşıyayız..Stolichnaya Vodka, (ya da kısaca Stoli) Rusya'nın soğuk kışlarında yetişen buğdayların doğal kaynaklardan alınan sularla karıştırılmasıyla üretiliyor ve bu da ona kendine özgür bir tat katıyor..Yumuşak bir içimi olan ve kesinlikle sek içilmesi gereken Stolichnaya'nın vanilya aromalısı da gerçekten çok leziz..Nefis kokusuyla, içildiğinde damağa yapışan aroması ve çikolata tadıyla Stoli Vanil'i bütün votka severlere gönülden tavsiye ediyorum..

(Üste de reklamını koyuyorum.Bayağa iyiymiş.)


DEĞERLENDİRME PUANI:8,5/10

Sunday, June 03, 2012

İçki Koleksiyonu - 3 / Tullamore Dew



Serinin üçüncü bölümünü Jameson'dan sonra dünyada en çok satan İrlanda viskisi olan Tullamore Dew'a ayırıyoruz.İrlanda viskilerine Jameson ile başladıktan (O an, hayatımın dönüm noktalarından biridir) sonra "Menşei İrlanda olan başka hangi viskiler var acaba?" konulu araştırmam beni bu isme götürmüştü.Götürmüştü götürmesine de Tullamore Dew her tekel shopta bulunabilecek bir içeceğe benzemiyordu..Gittiğim dükkanlarda viski çeşitlerinin arasında Tullamore'u göremiyordum..Belki de Türkiye'ye getiren bir ithalatçısı yoktur diye düşünmeye başlamıştım ki arayışım bundan birkaç hafta önce Feneryolu'nda bulunan Eylül Tobacco Shop'da sona erdi.(Bu dükkanı, ürün çeşitliliği ve bazı içkilerdeki uygun fiyatları bakımından herkese tavsiye ediyorum) İşte Tullamore Dew'u tattıktan sonra düşündüklerim aşağıda:


- Öncelikle bütün İrlanda viskileri gibi 3 kere distilasyon geçirdiği için içimi gayet hafif.
- Buz ilave edilmesine gerek yok.
- Kokusu çok hoş, adeta parfüm gibi kokuyor.
- Lezzetli, insanın içtikçe içesi geliyor.
- Ertesi günü düşünmeyin, en ufak bir baş ağrısı bile yapmıyor.
- Yine de kalite bakımından Jameson'dan 1 kademe aşağıda gibi geldi bana.
- Sloganı güzelmiş: "Tough country,smooth whiskey"


DEĞERLENDİRME PUANI:8/10


Sunday, May 27, 2012

İçki Koleksiyonu - 2 / Finlandia Lime Vodka


Favori içkilerim yazısında da bahsettiğim gibi Finlandia Vodka, yapımında kullanılan suyun doğallığı ve eşsiz tadı sayesinde diğer votka markalarından ayrılır. Sadesi bile son derece lezzetli olan bu içeceğin (2011 yılında aromasız votkalar arasında yapılan Ultimate Spirits Challenge yarışmasında birincilik kazanmıştır) böğürtlen, mango, greyfurt, ekşi limon ve mandalina aromalı çeşitleri mevcuttur. Şu ana kadar bunlar içinde böğürtlenlisini (Cranberry) ve bu postu yaratma sebebim olan ekşi limonlusunu (Lime) tatma fırsatını buldum. Böğürtlenlisi de çok güzeldi ancak ekşi limonlusu bambaşka..Lime meyvesi; yani dış kabuğu yeşil olan ekşimsi limon, içerisindeki şeker oranının düşük olmasından dolayı sert bir içki olan votka ile harika bir uyum yakalamış. Üzerine bolca buz ilave ederek sek içtiğinizde ağzınıza ne tatlı ne de acı ancak çok lezzetli bir tad geliyor. Sıcak havalarda votka içmek isteyeceğimi düşünmezdim ama Finlandia Lime Vodka öyle bir içecek ki, ilk yudumdan itibaren içinizi serinletiyor ve ferahlık veriyor. Eğer gecenizi votka ile hareketlendirecekseniz ve bulunduğunuz yerde Finlandia Lime Vodka satan bir yer varsa kendinizi şanslı sayın ve yerli votkalara yönelmektense 20 - 25 TL fazla vererek bunu satın alın. Emin olun pişman olmayacaksınız...

(Bulunabilen yerlerden bazıları: Macrocenter'lar, Kadıköy Nautilius içindeki Carrefour, Feneryolu Eylül Tobacco Shop


Saturday, May 19, 2012

İçki Koleksiyonu - 1



Soldan Sağa:

1 - Jameson Irish Whiskey (70cl)


İrlandalıların her sene 17 Mart'ta kutladıkları milli bayramları St Patrick's Day için özel üretilmiş şişe...Baktığımızda yeşilin iç açıcılığı hemen göze batıyor. Hayatımın içkisini böyle mükemmel tasarlanmış bir şişe içinde görünce dayanamadım aldım tabi. Galatasaray'ın şampiyonluğunu da bununla kutlama şansına eriştim...Bu arada halen İstanbul Tepe Nautilus'un içindeki Carrefour mağazasında bulunabiliyor..Fiyatı da viskideki ufak ÖTV indiriminden sonra 64 TL olmuş...




2 - Jack Daniel's Tennessee Whiskey (100cl)

Onun adı Jack, anlatmak için fazla söze ihtiyaç yok...Bir Cuma akşamı İsmail'in verdiği gazla almıştım bunu. 3-4 arkadaş buluşup tadını çıkartacaktık. Ancak adamın o lafı söyledikten 3 gün sonra çocuğu olduğu için planları ertelemek zorunda kaldık haliyle. Neyse, Halil askerden döndükten sonra kısmet olur belki...



3 - Dalmore Single Malt Scotch Whisky (100cl)

Bu şişeyi açmaya cesaret edemiyorum. Bunda hem single malt viskilerin tarifi mümkün olmayan tadlarına ulaşmanın zorluğu (pahalı olduklarından dolayı tabi ki) hem de Dalmore'un şu eşsiz şişe tasarımının etkisi büyük. Bir gün bu şişeyi açarsam bitmesini hiç istemeyerek, yavaş yavaş içeceğimi bilmek daha şimdiden hüzün veriyor. Bu koleksiyonluk güzide parçayı bana ulaştıran sevgili Cerenciğime de çok teşekkür ediyorum buradan...



4 - Jameson Irish Whiskey (100cl)

Bazı "Ne zaman geleceği bilinmeyen önemli günler" için elimin altında birkaç şişe bulundurmak gibi saçma bir adetim vardır. Resimdeki klasik şişesindeki litrelik Jameson da bu tuhaf adetimin bir kurbanı oldu. Kuzucuğum tarafından uzak diyarlardan getirilmişti, uzun süredir bekliyor. Bu arada aşağıdaki resimde yeşil şişe ile onun arkasındaki yeşil renk temalı winamp arasında enterasan bir ahenk yakalamışım farkında olmadan...


Wednesday, February 01, 2012

Favori İçkilerim (Top - 5)

Alkollü içecekleri mümkün olduğu kadar ölçüsünde ve tatlarından keyif almaya çalışarak tüketirim. İçtiğim ilk alkollü sıvı biraydı (Doğal olarak), 14 yaşındaydım ve bir kutu Efes’i bitiremeden kendimi yerlerde sürünürken bulmuştum. İlk zamanlarda bira dahil bütün içkilerin tadı korkunç acı geliyordu, sırf sarhoşluk hissi versin diye kötü tatlarına katlanıyordum. Sonra zamanla (sanırım Sihirli 21 Kuralı diye bir şey gerçekten var, bir şeyi 21 defa (ya da o civarlarda) yaptığın zaman alışıyorsun, değiştiremeyeceğini düşündüğün şeyler alışkanlıkların haline geliyor) alkollü içeceklerin yarattığı kafa halleri dışında tatlarından da keyif aldığımı hissetmeye başladım.Acemilik dönemlerimde her ne zaman duracağını bilemeyen ergen gencin maruz kalabileceği birkaç kaza yaşadım. (Amcamın yazlığında hayatımda ilk defa rakı içtiğim ve gerizekalı gibi üzerine bira ila cila yaptığım gece hayatımın en uzun gecelerinden biriydi, 2-3 saatimi klozetin başında geçirmiştim) Ancak deneye deneye hangi içkinin nasıl içilmesi gerektiği konusunda tecrübe edindim ve şu an itibariyle belli bir alkol kültürüne sahip olduğuma inanmaktayım. Aşağıda farklı içki türlerinden favori içkilerimle ilgili bir derleme yapıyorum. Türlerin içinde en sevdiklerimin yanı sıra alternatif markalar ve “Bunu içeceğime ispirto içerim daha iyi” kategorisi de yer alacak…Here we go:


1 - VİSKİ

İskoçyalıya “Viskiye buz atılır mı?” diye sormuşlar. ”Biz kadınları ve viskimizi çıplak görmekten hoşlanırız“ diye cevap vermiş..Aslında şahsi kanaatim bardağa atılan 1-2 buzun bu içkiye lezzet verdiği yönünde. Dolayısıyla Scotch viskileri buzlu ama kesinlikle sek içiyorum. İrlanda viskilerine ve single malt viskilere ise buz ilave etmiyorum tabi ki..(Single Malt viskilere buz atmak otoriteler tarfından görgüsüzlük olarak kabul edilir) Viskiyi kolayla ya da sodayla karıştırmak, bu enfes içkiden alacağınız keyfi çok büyük ölçüde azaltıyor. Harmanlanmış (Blended) kaliteli bir viskiden ağza gelen tahıl tadının ve duyulan duman kokusunun çekiciliği kelimelerle anlatılmaz ama yine de:

Favorim:Jameson Irish Whiskey. Şu güne kadar içtiğim bütün Scotch viskilerden daha harika bir tadı var bu meretin..Aldığınız yudumlar gırtlağınızdan aşağıya hafifçe kayarken kendinizi İrlanda’nın yemyeşil ovalarında hayal ediyorsunuz. Jameson’ı, üç kere damıtılarak üretilmesinin sonucu olan hafif içimi ve içindeki karamel ve vanilya aromasının diğer viskilere göre daha yoğun olmasından dolayı kız viskisi ya da içimi kolay viski olarak görenler olsa da benim favori ateş suyumdur kendileri…Hatta içtiğim bütün alkollü içecekler içerisinde lezzet bakımından belki de en tepede olandır. Buz ilave edilmesine gerek yoktur, doğrudan şişesinden bile rahatlıkla içilebilir..

Alternatif: Jack Daniels. Evet ikinci favori viskim bir Tennessee viskisi, yani ilk ikiye bir Scotch koyamıyorum ama Jack Daniels bunu sahip olduğu eşsiz lezzet ile fazlasıyla hak ediyor..

Uzak Durulması Gereken: Vat 69. Hayatımda bir defa ucuz fiyatına kanıp içme gafletinde bulunduğum Vat 69’u içeceğinize zar zor kazandığınız paranızla başka bir şeyler yapmanızı öneririm. Deniz Feneri’ne bağışta bulunun, Titan saadet zincirine katılın ya da paranızı Albaraka Türk’e yatırın ama bunu içmeyin…



2 - VOTKA

Soğuk kış gecelerinin ve karanlık sokak aralarının vazgeçilmez içkisi..Damıtılmış içkilerin babası..Votka ile ilk tanışmam vişne suyunun yardımı ile gerçekleşmişti. Daha sonra kola, fanta, limon suyu, şeftali suyu, enerji içeceği ve hatta gazoz gibi içecekler ile karıştırıp içmeyi denemiş olsam da votkayı artık genellikle şu şekilde içiyorum: Bardağı votka ile dolduruyorum, içine bolca buz ve 1 dilim limon atıyorum..Özellikle soğuk havalarda bu formül süper oluyor, limon alkolün sertliğini azalttığı için içtiğiniz sıvı boğazınızı yakmıyor. Bunun yanı sıra votka, sulandırılmış saf alkolden üretilen bir içki olduğu için insan içtiğinde kanının temizlendiğini hissedebiliyor.

Favorim: Finlandia Vodka. Finlandia Vodka, bu soğuk ama şirin kuzey ülkesinde yetişen 6 taneli arpalardan ve ülke coğrafyasında büyük yer kaplayan buzulların suyundan üretiliyor. İçkinin yapımında kullanılan su, tamamen saf ve yaklaşık 10000 senelik bir geçmişe sahip. Yapımında kullanılan suyun hiçbir filtreleme işlemine tabi tutulmaması bakımından Finlandia Vodka, dünyadaki diğer bütün votkalardan ayrılıyor. Bol buz ilavesiyle ve sek içildiğinde insana müthiş bir lezzet sunuyor. Meyveli çeşitleri, özellikle Lime, Grapefruit ve Cranberry aromalıları benim favorilerimdir..

Alternatif: Binboa Votka: Aslında Binboa, kaliteli bir votkanın sahip olması gereken her özelliğe sahip. Üç kere damıtılmış olması nedeniyle tadı lezzetli ve içimi zor değil. En önemlisi, ölçüyü kaçırıp şişenin dibini gördüğünüzde bile ertesi sabah baş ağrısıyla uyanma şansınız düşük. Binboa, kalite bakımından yabancı bir çok votkayla yarışabilecek bir marka, ayrıca aromalı çeşitleri (özellikle kan portakallısı ve nanelisi) de harika…

Uzak Durulması Gereken: İstanblue VotkaAsla” diyorum…Ancak içtiğiniz içkiden iğrenç, acı bir tat almak istiyorsanız ve ertesi sabah kafanızın içinde fillerin tepiştiğini hissederek uyanmak istiyorsanız içebilirsiniz..Bence yine de sırf ucuz diye kendinize bu eziyeti yapmaya değmez..İstanblue kolonya pardon votka’nın renkli reklamlarına ve şişelerine kanmayın, "Yok arkadaşım ben votkaya para vermem o kadar" diyorsanız hemen hemen aynı fiyata Belarus Vodka, Lithuanian Vodka, Savoy Vodka gibi import içkiler var, onları deneyin…


3 – BİRA

Arada bir "... içkisine o kadar para vereceğime 3-4 tane bira alırım televizyon karşısında keyif yaparım hem de ekonomik olur” diye düşünmeyen var mıdır? Bira, içindeki maya yüzünden sürekli büyüyen göbeklerin sorumlusudur..Pek çok insan gibi benim de ilk alkol deneyimimi bu içki ile yaşadığımı yazının başında belirtmiştim. Zamanla yerli ve yabancı birçok birayı tatma fırsatım oldu. Kimilerini “adamı yamultan biralar” olarak sınıflandırabileceğimiz gibi (Tuborg Kırmızı, Tuborg Kış Birası…) kimileri de “kız birası” diyebileceğimiz kategoriye giriyorlardı (Mariachi, Miller…) Peki benim insanoğlunun ürettiği en eski içeceklerden biri olan birada favorim hangisiydi acaba?

Favorim: Heineken. Alkol oranı yüzde beş olmasına rağmen aroması bunun kadar lezzetli, içimi bunun kadar keyifli bir bira daha tanımadım. Sıcak bir yaz gününde su yerine kana kana içilebilecek yegane içkilerden biridir. Tabi Hollanda’dan ithal edildiği için her yerde bulunmamaktadır. Bulunsa da 33 cl’lik şişelerde bulunur ve fiyatı da normal biralarınkinden yüksektir. Ancak bir kere içtikten sonra diğer biraların tadı arpa suyu gibi gelmeye başlar…

Alternatif: Leffe. Koyu bira kategorisine giren Belçika birası Leffe’nin hem Brune hem de Blonde çeşitleri mükemmeldir. Özel bardağında içilir, ancak Türkiye’ye daha yeni yeni gelmeye başladığı için bardağını bulmak zordur. O yüzden kafaya dikerek ve hiç bitmemesini isteyerek içersiniz. Diğer import içkiler gibi pahalıdır ama verdiğiniz her kuruşa değer…

Uzak Durulması Gereken: Tuborg Yeşil. Bu birayla tanışmam 2006 yılında çalıştığım Atlantis Müzik'in Alman senfonik metal grubu Haggard’ı konser vermek üzere Türkiye’ye getirtmesiyle oldu. Tuborg, konsere sponsor olmuştu ve bize bu yeşil biralardan içmemiz ve gruba dağıtmamız için birkaç kasa vermişti. Yeşil Tuborg’un berbat bir bira olduğunu Haggard konserinden önce Yeni Melek Konser Salonu’nun sahne arkası odalarından birinde fark ettim. Zaten Haggard’ın birkaç elemanının yanımıza gelip “Biz Efes birası istiyoruz” demeleri fazla uzun zaman almamıştı…




4 – RAKI


Yanında illaki bir şeyler yeme ihtiyacı doğurması bakımından diğer bütün alkollü içeceklerden ayrılan aslan sütümüz. Rakı, diğer içkilere göre daha fazla dikkat edilmesi gereken bir içkidir. Çarptı mı fena çarpar ve bir anda çarpar. Yavaş yavaş, tadını çıkartarak içilmesi gerekir. Rakı ile ilgili şöyle bir anım var: Amon Amarth vokalisti Johan Hegg, 2004 yılında Rock The Nations festivali için Türkiye’ye geldiğinde organizasyon şirketinden bir arkadaşım kendisine bir şişe rakı hediye eder. Johan Hegg İsveçlidir ve İsveçlilerin birçoğu gibi non-stop içmeye alışık bir bünyesi vardır.(Rivayete göre festival sırasında aşırı alkolden kustuktan hemen sonra ağzını bira akan musluğa dayayıp içmeye devam etmiştir) Konserden sonra arkadaşım Johan’a rakıyı nasıl bulduğunu sorar. Johan’ın cevabı şöyledir: ”Man, this is the most brutal drink I’ve ever seen!”

Favorim: Tekirdağ Rakısı. Şu güne kadar içtiğim bütün rakılardan farklı, kaymak gibi bir tadı vardır bu rakının. İçerken damağa yapışan üzüm tadına doyum olmaz.Trakya bölgesinde yetişen üzümlerin kalitesinden olsa gerek, içtikçe içesiniz gelir. Kokusu da diğer rakılardan farklıdır, anasonu insanın başını döndürür. Bir de Tekirdağ Rakısının altın serisi vardır ki onu hiç anlatmayayım en iyisi…

Alternatif: İzmir Rakısı.”Neden daha fazla ödeyeyim?” diyenler için harika bir seçenektir. Fiyatının uygun olmasının yanı sıra kalite bakımından da diğer rakılardan altta kalır yanı yoktur. Sadece aromasının biraz yumuşak olduğu söylenebilir…

Uzak Durulması Gereken: Abbas Rakı.Harika bir kapak tasarımına ve:

"baban pilates yapmazdı
o, yumuşak matlar üzerine yatıp bacak arasına
koyduğu renkli toplara
kafamı değdireceğim diye kasmazdı.
gerileceği zaman çağanoz gibi gerilir,
şimşek gibi çakardı.

baban hayattan tat almasını bilirdi.
sen de bil!
abbas rakı iç
!"

Şeklinde kalburüstü bir reklam sloganına sahip olan bu içkinin içindeki sıvının maalesef ki rakıyla pek alakası yoktur. Şimdiye kadar içmediyseniz sakın içmeyin..



5 – ŞARAP

İtiraf etmeliyim ki şarap kültürüm diğer içkiler kadar gelişmiş değildir. Hatta hayatımda “Bordeaux şarabı” ya da “yıllanmış şarap” kategorisine giren pek az şarap tüketmişimdir. Zaman zaman soğuk havalarda biraz beyaz peynir ve fazla ağır olmayan tütsü kokusu eşliğinde kırmızı şarap içmeyi severim. Beyaz şarabı da nadiren balık yediğim zamanlarda tüketirim.

Favorim: Dikmen Şarabı(Kırmızı). Hoş tadı ve makul fiyatıyla şarap reyonlarındaki ilk tercihimdir. 70 cl lik ve 1 litrelik şişelerde satılır ve aralarında az bir fiyat farkı olduğu için 1 litreliğini almanız tavsiye edilir. Ayrıca 1 litreliğini açmak için tirbişon gerekmez, kapağını kolayca çevirip açabilirsiniz. Dikmen Şarabı lezzetlidir, mide bulandırmaz..Efendi şaraptır…

Alternatif: Angora Şarabı. ”Sen de şarabın ucuzuna kaçıyorsun” diyebilirsiniz ama Angora gibi kaliteli markalar varken bunun on kat fazlasına Chateau Village Bel Air şarabı falan almak anlamsız geliyor bana. Mutlaka bu tür pahalı şarapların müptelalıları vardır ve kendilerine saygı duyarım ama alkol için o kadar para harcamayı göze alsam ilk seçimim damıtılmış içkiler olur..Neyse konudan kopmayalım, Angora’nın hem beyazını hem de kırmızısını gönül rahatlığıyla içebilirsiniz…

Uzak Durulması Gereken: Cumartesi Şarabı. Tek kelimeyle berbattır. Hatta şarap demek içimden gelmiyor bu iğrenç acı sıvıya. Bir yudum aldığınızda ağzınıza sirke, peynir ve maya karışımı ekşi bir tat gelir. Sırf kafa yapsın diye tadını almamaya çalışarak şişeyi bitirdiğinizde de bu sefer midenizi mahveder. Cumartesi içeceğinize köpek öldürenlerden Dimitrikopulo içmeniz daha akıl karıdır.



Bunların yanı sıra aşağıdakileri de zaman zaman keyifle içmekteyim:

The Famous Grouse Blended Scotch Whisky
Cutty Sark Blended Scotch Whisky
Cardinal Melon Kavunlu Votka

Bailey’s Irish Cream
St Remy's French Brendy