Ölümünün üzerinden 1 yıl geçtikten sonra mezarının başındayım..
İlk başlarda (Yakınını kaybeden herkesin söylediği gibi) her an geri gelecek gibiydin..Cenaze işlemleri sırasında bile hala ne olduğunu tam olarak anlamış değildik..Yakınlarımızın desteği ile ayakta kalmaya çalıştık..Hatta eve ziyarete gelen insanları memnun etmeye çalışmak acımızı biraz erteledi..
Çok sevdiğin; hakkında hiçbir zaman olumsuz birşey konuşmadığın İş Bankası, bir kurumun eski çalışanının vefatından sonra ailesine hem cenaze işlemleri sırasında hem de sonrasında ne ölçüde sahip çıkabileceğini gösterdi. Bu ülkede emeklisinin ölümünden sonra eşine asgari ücretin yaklaşık 3 katı kadar maaş bağlayan başka bir kurum daha olduğunu zannetmiyorum..
Cenazene nerdeyse bütün mahalle geldi biliyor musun? Sokağımızda seni bir şekilde tanımış olan herkes oradaydı. Yıllardır görmediğim, isimlerini hatırlamakta zorluk çektiğim insanlar bile senin için dua ettiler..
Eskiden Karacaahmet Mezarlığı'nda yatmakta olan büyüklerimizi ziyaret ederken hep mezarlıklarda huzur bulduğunu söylerdin. Ben de şu an mezarının başında otururken huzurlu ve sakin hissediyorum..Etraftaki yalandan yere toprağa su döktürmeye, çiçek dikdirmeye çalışarak şu kutsal yeri bile ticarethane olarak kullanan birtakım pis adamları umursamıyorum..
Yalan demişken, yaşarken bana öğretmiş olduğun en anlamlı değerler dürüstlük ve güvendi..Şu güne kadar kimseyi kazıklamaya çalışmadım..Sahtelikten, yalakalıktan, yapmacık sözlerden uzak durdum..Bu beni nereye kadar götürecek bilmiyorum, çünkü şu anda gerçekten samimiyetsizliğe, fesatlığa, çekişmeye ve adam kullanmaya dayalı bir düzen içinde yaşıyoruz ve insanlara güvenerek iş yapmak, bu acımasız hayatta olduğun gibi davranarak bir yerlere varmak zor. Ama ben hala senin bana öğretmiş olduğun değerlere inanıyorum..Şu güne kadar kimseye bile bile kötülük yapmadan yaşadığım için gururlu hissediyorum..Zaten bir yalan söylediğinde eninde sonunda bir yerden karşına dert olarak çıkmıyor mu? Aynı şekilde birine bir iyilik yaptığında (Çoğu zaman aradan uzun zaman geçmesi gerekse de) karşılığını alıyorsun..Senin de dediğin gibi, bu dünyada hala iyi insanlar var..
Bence toplum içinde sağcılık-solculuk gibi keskin çizgilerle ayrılan bir kavram daha var: İnsanın babasının hayatta olması ya da olmaması..Arkadaşlarımı dinliyorum; hemen hepsi önemli bir karar almadan önce babalarına danışıyorlar, çoğu borca babalarının verdiği güvenle giriyorlar..Benim artık böyle bir şansım yok..
Rahat uyu Baba..Yine görüşürüz...
Wednesday, April 27, 2016
Friday, April 08, 2016
Ağlıyorduuuu, Yalvarıyorduuuu
Uzun zamandan beri televizyon izlemiyordum..Bir önceki gün İstiklal Caddesi'nde bomba patlamış olduğu için İstanbul sokakları boştu, insanlar evlerinden çıkmaya cesaret edemiyorlardı..Terörü yaşıyorduk..Yapacak başka hiçbirşey olmadığı için televizyon kumandasının açma tuşuna bastım ve karşıma bu samimiyetsiz adam ve kendisine yöneltilen zekice sorular çıktı..Tereddüt etmeden televizyonu kapattım..Bir yerlerde bazı soruların cevapları olmalıydı, ancak onları bulacağım yer burası değildi..

Friday, April 01, 2016
Thursday, March 24, 2016
Sunday, March 20, 2016
Tuesday, March 15, 2016
Wednesday, March 09, 2016
Wednesday, March 02, 2016
Wednesday, February 24, 2016
İz Bırakan Sahneler - 5 / Chasing Amy: In Love With Alyssa
Bir filmde gördüğüm en içten aşk konuşması olabilir..
"Alyssa: Why are we stopping?
Holden: 'Cause I can't take this.
Alyssa: Can't take what?
Holden: I love you.
Alyssa: You love me?
Holden: I love you. And not, not in a friendly way, although I think we're great friends. And not in a misplaced affection, puppy-dog way, although I'm sure that's what you'll call it. I love you. Very, very simple, very truly. You are the-the epitome of everything I have ever looked for in another human being. And I know that you think of me as just a friend, and crossing that line is-is-is the furthest thing from an option you would ever consider. But I had to say it. I just, I can't take this anymore. I can't stand next to you without wanting to hold you. I can't-I can't look into your eyes without feeling that-that longing you only read about in trashy romance novels. I can't talk to you without wanting to express my love for everything you are. And I know this will probably queer our friendship - no pun intended - but I had to say it, 'cause I've never felt this way before, and I-I don't care. I like who I am because of it. And if bringing this to light means we can't hang out anymore, then that hurts me. But God, I just, I couldn't allow another day to go by without just getting it out there, regardless of the outcome, which by the look on your face is to be the inevitable shoot-down. And, you know, I'll accept that. But I know, I know that some part of you is hesitating for a moment, and if there's a moment of hesitation, then that means you feel something too. And all I ask, please, is that you just - you just not dismiss that, and try to dwell in it for just ten seconds. Alyssa, there isn't another soul on this fucking planet who has ever made me half the person I am when I'm with you, and I would risk this friendship for the chance to take it to the next plateau. Because it is there between you and me. You can't deny that. Even if, you know, even if we never talk again after tonight, please know that I am forever changed because of who you are and what you've meant to me, which - while I do appreciate it - I'd never need a painting of birds bought at a diner to remind me of."
Etiketler:
Chasing Amy,
Joey Lauren Adams,
Kevin Smith,
Sinema
Friday, February 19, 2016
Thursday, February 11, 2016
Kadife Sesli Sanatçı İlhan İrem

Bir Cumartesi gecesi Beşiktaş'ta henüz yeni açılmış olan bir kafede kahvemi içtikten sonra ziyaret ettiğim tuvaletin kapısında karşıma çıkan resim..Konuşamadım..
Tuesday, February 09, 2016
Wednesday, February 03, 2016
Korkma Acımayacak

Hayatımda çok fazla saray ziyaret etme şansım olmadı ama ziyaret ettiklerimden birisi Levent'teki Kemal Özkan Sünnet Sarayı'ydı..Resimde en solda yer alan babamdan sünnet hediyesi olarak çoğu Macera Tüneli serisinden olmak üzere pekçok kitap istemiştim ve biraz ağrılı geçen süreçte hepsini okumuştum..Sene 1992, allah rahmet eylesin...
Monday, February 01, 2016
Wednesday, January 27, 2016
Friday, January 22, 2016
(Acı Ama Gerçek) Ofis Kanunları
Elbette ki istisnalar vardır ama gördüğüm kadarıyla kızlı-erkekli en az 15-20 kişinin çalıştığı bir ofiste:
- Mutlaka her an herkesten ve her şeyden şikayet etme potansiyeline sahip en az bir çalışan vardır..(Bunların yüzde 90'ı kadındır)
- Herkes mesai saatleri içinde kusursuz maskelerin arkasına gizlenir, gerekli rolleri oynar; mesai bittikten sonra da aslında olduğu kişiye dönüşür..
- Herkesle en fazla samimi gözüken yönetici, kendisine verilen işi başkalarına paslamaya en istekli olandır..
- En büyük eğlenceleri şaka yoluyla birilerinin eşine dostuna kek, börek yaptırmak; yemek ısmarlattırmak olan tipler vardır..
- Hayattan tek beklentisi yüksek mevkilere gelip daha çok para kazanmak olan, insani değerlerden yoksun, hırslı, antisosyal ve anlattıklarına zoraki şekilde güldüğünüz en az bir kişi vardır..
- Başına kötü bir şey geldiğinde en azından seni dinlemek yerine usulen “Yapabileceğim bir şey var mı?" diye soran adamlar, en samimiyetsiz ve işin olmayacak adamlardır..
- Yeni işe başlayan kızın bir süre sonra sevgilisi, nişanlısı ya da kocası olduğu ortaya çıkar ve bunun sonucunda ofisteki müzmin bekarlar bir kez daha hayal kırıklığına uğrarlar..
- İnsanlar yüksek unvanlara geçtikçe ve maaşları arttıkça daha pinti olurlar..
- Ofis erkekleri futbol hakkında atıp tutmaktan, birbirleriyle sonu gelmeyecek tartışmalara girmekten keyif alırlar..
- Herkes telefon ve araba konularında uzmandır..
- Arkadaşına “Kahve içer misin canım?” diye soran kadın aslında o arkadaşına uyuz oluyordur, bulduğu ilk fırsatta ilgili kişiyi kötülemekten kaçınmaz..
- Öğle yemeğinde, çay-kahve arasında, serviste iş ile ilgili konuşan adamdan uzak durmak lazımdır..
- Birisi hapşırıyorsa, aksırıyorsa ona doktora gitmesini söyleyen kişiler bunu hasta olan kişiyi düşündüklerinden değil; kendi sağlıkları için ve öksürük, aksırık sesinden rahatsız oldukları için söylerler..
- Öğle yemeğinde masaya oturanlar, yemeğe başlamadan önce diğerlerinin tabaklarına ne aldığına bakar..
- İnsanlar çalışma hayatında uyuz oldukları çalışanların ve tanımadıkları, sadece bir yerlerden adlarını duydukları diğer şirket personelinin (Özellikle yöneticiler) tayinleriyle, istifalarıyla, işten atılmalarıyla çok yakından ilgilidir..
- Kolsuz elbise giyen kadınlar, yazın klima açtırmayarak, kışın da klimayı sonuna kadar açtırarak bütün çalışanlara cehennem azabı çektirir..
- "Aa ne güzel koktu", "Kim parfüm sıktı?", "Kim ..... yiyiyor?" diyen kişi aslında bunu rahatsız olduğu için söylüyordur..
- Gün içinde sorulan sorular farklılık gösterse de herkesin kafasında sabit olan tek bir soru vardır: “Bu işi neden ben yapıyorum?”
- Mutlaka her an herkesten ve her şeyden şikayet etme potansiyeline sahip en az bir çalışan vardır..(Bunların yüzde 90'ı kadındır)
- Herkes mesai saatleri içinde kusursuz maskelerin arkasına gizlenir, gerekli rolleri oynar; mesai bittikten sonra da aslında olduğu kişiye dönüşür..
- Herkesle en fazla samimi gözüken yönetici, kendisine verilen işi başkalarına paslamaya en istekli olandır..
- En büyük eğlenceleri şaka yoluyla birilerinin eşine dostuna kek, börek yaptırmak; yemek ısmarlattırmak olan tipler vardır..
- Hayattan tek beklentisi yüksek mevkilere gelip daha çok para kazanmak olan, insani değerlerden yoksun, hırslı, antisosyal ve anlattıklarına zoraki şekilde güldüğünüz en az bir kişi vardır..
- Başına kötü bir şey geldiğinde en azından seni dinlemek yerine usulen “Yapabileceğim bir şey var mı?" diye soran adamlar, en samimiyetsiz ve işin olmayacak adamlardır..
- Yeni işe başlayan kızın bir süre sonra sevgilisi, nişanlısı ya da kocası olduğu ortaya çıkar ve bunun sonucunda ofisteki müzmin bekarlar bir kez daha hayal kırıklığına uğrarlar..
- İnsanlar yüksek unvanlara geçtikçe ve maaşları arttıkça daha pinti olurlar..
- Ofis erkekleri futbol hakkında atıp tutmaktan, birbirleriyle sonu gelmeyecek tartışmalara girmekten keyif alırlar..
- Herkes telefon ve araba konularında uzmandır..
- Arkadaşına “Kahve içer misin canım?” diye soran kadın aslında o arkadaşına uyuz oluyordur, bulduğu ilk fırsatta ilgili kişiyi kötülemekten kaçınmaz..
- Öğle yemeğinde, çay-kahve arasında, serviste iş ile ilgili konuşan adamdan uzak durmak lazımdır..
- Birisi hapşırıyorsa, aksırıyorsa ona doktora gitmesini söyleyen kişiler bunu hasta olan kişiyi düşündüklerinden değil; kendi sağlıkları için ve öksürük, aksırık sesinden rahatsız oldukları için söylerler..
- Öğle yemeğinde masaya oturanlar, yemeğe başlamadan önce diğerlerinin tabaklarına ne aldığına bakar..
- İnsanlar çalışma hayatında uyuz oldukları çalışanların ve tanımadıkları, sadece bir yerlerden adlarını duydukları diğer şirket personelinin (Özellikle yöneticiler) tayinleriyle, istifalarıyla, işten atılmalarıyla çok yakından ilgilidir..
- Kolsuz elbise giyen kadınlar, yazın klima açtırmayarak, kışın da klimayı sonuna kadar açtırarak bütün çalışanlara cehennem azabı çektirir..
- "Aa ne güzel koktu", "Kim parfüm sıktı?", "Kim ..... yiyiyor?" diyen kişi aslında bunu rahatsız olduğu için söylüyordur..
- Gün içinde sorulan sorular farklılık gösterse de herkesin kafasında sabit olan tek bir soru vardır: “Bu işi neden ben yapıyorum?”
Sunday, January 17, 2016
Gönülden Sevenler

Hep orada olduklarını bildiğimiz ama kendilerini görmemezlikten gelmeyi tercih ettiğimiz insanlardan bazıları..Duygulu başlıkları ("Pırlantalar az bulunur ama sarraflar daha az") , mükemmel Türkçe bilgisini (Cemate bağlı), korkunç profil fotoğraflarını geçtim de insan neden "Beyazatlı prens dış görevde" diye bir cümle kurar ki, hala onu anlamaya çalışıyorum..
Saturday, January 16, 2016
Friday, January 15, 2016
Subscribe to:
Posts (Atom)