Showing posts with label Türk İnsanı. Show all posts
Showing posts with label Türk İnsanı. Show all posts

Thursday, November 06, 2014

Sosyolog Tezgahtarın Zor Anları



Atlantis Müzik
'te çalışırken müşterilerden tarafından sorulan acayip nesnelerden yukarıdaki listeyi oluşturup "Bunlar bizde bulunmamaktadır" başlığı ile dükkanın camına asmıştık..Fotoğrafı çekerken elim titremiş o yüzden yazılar net okunmuyor..(Aşağıya full listeyi yazacağım)Bu arada o dönemde dükkanda sadece orjinal müzik CD'si, film DVD'si, esprili tişört ve grup tişörtlerinin satılıyor olduğunu belirtmek isterim..


1-Marduk diye bir adamın posterini veren dergi
2-Tesbih
3-Jaco Pastarious tişörtü
4-Batman kostümü
5-Pozitif düşünce kaseti
6-Gözlük ve bone (Deniz ürünleri)
7-Amerikan bayrağı baskılı boxer
8-Tarak
9-Maske
10-Drum tütün
11-Azeri grup Yu-Hu'nun albümü
12-Yo-Yo
13-Mp3 formatında müzik
14-Futbolcu dizliği
15-Erkeklerin saçlarına taktıkları bone
16-Ucuz, kırık DVD
17-İlahi Mp3 leri
18-Suziki 2 CD'si
19-Çocuklar için örümcek adam kıyafeti
20-Eski İtalya tişörtleri
21-Mikrofon ayaklığı
22-Mp4 fomatında film
23-Orjinal Mp3 CD'si
24-?
25-Dini kaset
26-DVD CD'si
27-İçinde Jim Capaldi bulunan Genesis albümü



Thursday, September 11, 2014

Düzenin Adamlarının Hayvanları Sevdiği Görülmemiştir..




"Bir milletin büyüklüğü ve ahlaki gelişimi, hayvanlarına nasıl davrandığıyla anlaşılabilir"

MAHATMA GANDHİ

Monday, November 12, 2012

Arapçanın Mucizesi...



Ne içtiysen aynısından istiyorum...

Sunday, October 21, 2012

Bir Akşam Yapayalnız Öleceğim Köln'de

Oysa ne beklentilerle başlamıştı yurdum gencinin Almanya macerası.."Almanya'da kızlar teklif ediyormuş" diye duymuştu..Cennete geldiğini düşünüyordu..Ancak işler pek iyi gitmemiş olacaktı ki bir süre sonra aşağıda A yüzü gözüken 45'liği çıkaracaktı:




Ancak plağın B yüzü daha da karamsar bir tablo çiziyordu..İşler daha kötüye gitmiş gibiydi sanki..Arabesk edebiyatı Acı Vatan'da da kendini gösterecekti:




Not: Fotoğraflar için Atlantis Müzik ve Ayhan Abi'ye teşekkürü bir borç bilirim..

Sunday, September 09, 2012

Kavga Yaparım...




Fotoğrafı Beşiktaş Çarşısı'nda çektim.Uyarı notu, ne zaman oradan geçsem üzerinin örtülü olduğunu gördüğüm bir eskici tezgahı üzerine yapıştırılmıştı..Öncelikle kadınların erkeklere göre hayvanları daha çok sevdiğini gösteren bir kanıt bu..Ancak şu yazıyı yazan herife sorulması gereken birkaç soru var: Neden takip edeceksin ki bayanları, oracıkta uyarsan olmuyor mu? Takip edip yakaladıktan sonra nasıl rezil edeceksin? Et yerine kedi maması koyan olursa sorun yok mu mesela? En önemlisi de kavga etmek, kavga çıkarmak felan varken neden kavga yaparım?

Saturday, July 07, 2012

Yalnız Uzaya


Birkaç sene önce minibüs caddesi üzerinde evin yakınlarında çektiğim bir fotoğraftı..YALNIZ uzaya gönderemiyor olmalarına rağmen bu iddialı adamların ömrü fazla uzun olmadı, şimdi yerinde bir başka çiçekçi var..

Monday, July 02, 2012

İbretle...




TDK'ya göre ibretin kelime anlamı şuymuş:

1 . Kötü bir olaydan alınması gereken ders, uyarıcı sonuç

2 . sıfat, halk ağzında Çirkin, kötü, acayip.




İlk gördüğümde ifade bir tuhaf gelmişti, hala öyle geliyor..


(Fotoğrafı yaklaşık 4 sene önce Acıbadem'de çekmiştim.)

Sunday, February 12, 2012

HAVALI TÜFEKLE Takas Olan Metal Albümleri

Eşine benzerine rastlanmayacak sahibinden.com ilanlarından biri olmuş..İlan başlığı bile adamı dumura uğratmaya yeter ama özellikle ikinci resimdeki yazım şekline ve albüm fiyatlarına dikkat çekerim...




Sunday, February 05, 2012

Arşivi Karıştırdım - Part 1 : Muhtemelen Sadece Türkiye'de Olabilecek Şeyler

Üç-dört sene öncesine kadar gazetelerde ve dergilerde okuduğum ilgi çekici haber ve yazıları kesip biriktirme alışkanlığım vardı.Son yıllarda haberleri artık genellikle internetten takip ediyor olmam dolayısıyla arşive yeni bir şeyler katamasam da bu güne kadar topladıklarımdan bir derleme yapayım dedim.Öncelikle sadece bu ülke sınırları içerisinde gerçekleşmesi mümkün gözüken birtakım olaylar ile başlamak istiyorum:

Uyarı: Ne tür psikopat insanlarla birlikte yaşadığımızın göstergesi olan haberlerdir.Bazıları +18 kategorisine girebilir.














Thursday, December 22, 2011

Pessimistic?




- Bu aralar sıklıkla düşünüyorum da ne kadar kendini bilmez, ölçüsüz, her yaptığımız işin bokunu çıkartan bir milletiz...Gereksiz insanlarla kurulan abartılı samimiyetler, gösteriş merakı, bulunulan mevki itibariyle kendini üstün ve ayrıcalıklı görmek, yiyip içmeyi abartmak falan hep Türk insanına mahsus şeyler..Sevdiğimiz herhangi bir şeyi (Buna insanlar da dahil) tanrılaştırmak veya yerin dibine sokmak konusunda da hiç tereddüt etmiyoruz..Sevgimizi ve nefretimizi etrafa kontrolsüz olarak yayıyoruz...

- İddia ediyorum, sabırsızlık hepimizin içine işlemiş bir illet.Bunun maalesef en belirgin ve acı örneklerini trafikte görüyoruz.Hergün yüzlerce trafik kazası oluyor, sayısız insan yaralanıyor ve ölüyor..Bunun en büyük sebebi insanlarımızın aceleciliği..Kimse kesinlikle beklemeye tahammül edemiyor..İnsanlar birkaç saniye kazanmak uğruna kendilerinin ve başkalarının hayatlarını tehlikeye atıyorlar.Yukarıdaki paragrafla bağlantılı olarak, trafikte bile akıl almaz bir bir boşvermişlik ve direksiyon başına geçince havalara girme, kendini yolda yürüyen yayalardan üstün görme hali içindeyiz..Herkes "Bana birşey olmaz" havasında..Sürücüler bomboş yolları paylaşamıyor, en olmayacak yerlerde ve zamanlarda kazalar oluyor.İnsanlar yaralanıyor..Ne için?Gideceğin yere on dakika erken varmak için..Peki değer mi?

- İçimde bu ülkede adalete güvenmenin mümkün olmadığına dair kuvvetli bir his var.Bilmiyorum herkes hissediyor mu bunu ama yargıya, yargının bağlı olduğu kurum ve kişilere inanmıyorum.Bütün bu sistemin içinde olan insanlar, başımızda resmen diktatörlük rejimini uygulayan bu hükümet tarafından oraya yerleştirilmiş gibi geliyor.Devletin başındaki insanların kafa yapıları, dünyayı algılama biçimleri, zihniyetleri, önem verdikleri değerler vb...hiçbiri benimkilerle örtüşmüyor.Hepsinin din, ahlak, milliyetçilik gibi kavramların arkalarına saklandıklarını ancak temelde hiçbir ahlaki meziyet taşımadıklarını, bulundukları statü ve sahip oldukları iktidar gücü sayesinde sadece kendileri gibi olanları kolladıklarını, kendileri gibi düşünmeyenlere de her türlü eziyeti yaptıklarını görüyorum..Utanmadan bir de "Bizim hakkımızda kanıtlanan bir yolsuzluk iddiası var mı?" diyip kendilerini savunabiliyorlar.Bizim ülkemizdeki gibi baştan aşağı yalan, yalakalık ve adam kayırma üzerine kurulu bir sistemde sistemin adamlarının karıştığı her türlü pis iş görmezden geliniyor.(Aslında bizim koyundan farksız ve her gün kendisini soyan insanlara teşekkür edip başımızda tutmaya devam eden halkımızın zaten birşey görmeye niyeti yok, görse de tepki koyacak kapasiteye sahip değil) Sonuç itibariyle bu ülkede hukukun uygulandığına dair bir inancım yok.Adaletin ırzına geçilmiş, herşey ama herşey menfaat uğruna yapılıyor...Ve bu pis heriflerin örgütlenmesi daha nereye kadar gidecek merak ediyorum..Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine Mümtazer Türköne diye Atatürkçülüğü bağnazlık olarak gören bir adam atanıyor.(Bu kişi zamanında Atatürk'e "Bu adam" diye hitap edebilen bir şahsiyet) Bilmiyorum..Hiçbirşey inandırıcı gelmiyor..Herkes satılmış sanki; herkesin maskelediği yüzünün altında iğrenç, ahlaksız, çıkarcı, bencil bir zihniyet var gibi geliyor...

- Bir de bu aralar bu ÖTV vergisine iyice takmış durumdayım.Sinir oluyorum..70 liraya satılan viskinin 45 lirasını devlete ödemek zorunda mıyız?Ya da 8 liraya satılan sigaranın 5 lirasını?Bir litre benzinin fiyatının normal şartlarda 1.5 lira olması gerekirken 4 liradan fazla olduğunun kaç kişi farkında?Nereye varacak bu işin sonu?Daha ne kadar tecavüz edecekler bu halka ve biz ne kadar süre tepki vermeyeceğiz?Düşünüyorum da biz gerçekten herşeyden bir çıkar sağlamaya çalışmak gibi iğrenç bir zihniyete sahip iğrenç bir toplumuz..Binlerce insanın öldüğü 1999 İzmit Depreminden sonra depremzedelere yardım amacıyla bu ÖTV vergisi getirilmişti.Bu kadar insanın ölümüne yol açan bir afetin ardından bile kendilerine gelir sağlamak ve sözde cari açığı kapatmak için halkı soymaya devam ediyorlar..Nerede beleşçilik, nerede fırsat kollama, nerede birilerini ezerek haksız kazanç sağalama varsa Türk insanı orada..Nefret ediyorum...

Monday, May 18, 2009

2009 Model Türkiye

2009 yılının Türkiye'si denince benim aklıma bunlar geliyor:


HOŞGÖRÜSÜZLÜK Yapılan hatalara tahammül edememek..Her zaman herşeyin doğrusunu kendinin bildiğini sanmak..Asla "Bir de karşı tarafı dinleyelim" dememek.Diğer insanları zerre kadar umursamamak, olayları hep kendi perspektifinden görmek ve değerlendirmek..Acımasızca eleştirmek; insanları sadece dış görünüşleri, hayat felsefeleri, müzik zevkleri ya da siyasi görüşleri yüzünden anında yargılamak, bunların üzerinden genellemeler yapmak...Kendi gibi olmayan ya da düşünmeyen insanlara bir gram saygı göstermemek...İyiyi değil de hep kötüyü öne çıkarmak, hatırlamak..Çabucak sinirlenmek, sudan sebepler uğruna kavga çıkarmak..Bilip bilmeden her şeye muhalefet olmak..Her lafın altında bir fesatlık aramak..Güvensizlik denizinde boğulmak..


BENCİLLİK Ne olursa olsun mutlaka önce kendi çıkarını kollamak..Paraya tapmak, dünyada paradan daha önemli hiçbirşey olmadığınına inanmak..Kazancını arttırmak uğruna başkalarının hakkını yemek..Sahip olduklarınla yetinmemek, herşeye ve hepsine sahip olmadan rahat edememek..Kişisel menfaatler uğruna adam kullanmak, arkadan iş çevirmek ama bundan en ufak bir utanç duymamak.."Düzen bu şekilde kurulmuş, büyük balık küçük balığı yutar" diyebilmek..Hiç vicdan azabı duymadan adam satmak..İşi olana kadar "aramak" sonra yüzüne bakmamak..İşler yolunda giderken ayrı, gelir azaldığında ayrı davranmak..Menfaat için zamanında yüzüne bile bakmadığın kişilerle muhabbet kurmak..


ADALETSİZLİK Emek harcayanın, dürüstçe çalışarak belli mevkilere gelmek isteyenin engellemelerle karşılaşması, hatta aç kalması..Hatır uğruna işten hiçbir şey anlamayan insanların göreve getirilmeleri..Her yerde torpilin iş bitirmesi, hatta herkes torpilli olduğundan daha yüksek yerden torpili olanın diğerlerine üstünlük sağlaması..Gelir dağılımındaki eşitsizlik..Sonu gelmeyen haksız çıkarlar, hortumlamalar, rüşvetten elde edilen gelirler, yolsuzluklar..Devlete nerdeyse sıçtığımız bok için bile vergi ödememiz, ancak ödediğimiz bu vergilerin karşılığında hangi hizmeti aldığımızı asla bilemememiz..Zenginin illegal yollardan gittikçe daha da zenginleşmesi, fakirin emek harcadığı halde gittikçe daha zor koşullarda yaşamını sürdürmeye çalışması..İşverenlerin çalışanlarını köle gibi çalıştırmaları, onlara zerre kadar değer vermemeleri..Acımasızca düzenlenen mesai saatleri..Sigortasız adam çalıştırmak ve bundan vicdan azabı duymamak..”Bu olmazsa nasıl olsa bir başkası aynı paraya aynı işi yapar, isterse defolup gitsin” mantığı..


TOPLUMSAL ÇARPIKLIK Ülke gittikçe kan ağlıyorken, işsizlik oranı sürekli artıyorken, üretimde kendi kaynaklarımızı kullanamıyorken, ekonomide dışa bağımlı bir hale gelmişken, kendi siyasetimizi oluşturmak adına hiçbir çaba göstermiyorken ve dış ülkelerin her dediğini yapar duruma gelmişken iktidar partisinin yedi yıldır ülkenin başında olması..İnsanların hala seçimlerde bu patlak ampule oy vermeleri..Terörün hala devam etmesi, PKK ile mücadelenin sadece dağdaki teröristi öldürmek olmaması gerektiğinin bir türlü anlaşılamaması..PKK’ya yapılan yardımların ve doğudaki uyuşturucu trafiğinin önüne geçilememesi.Hala DTP gibi bir partinin mecliste bulunabilmesi ve göya demokratik olarak varlık gösterebilmesi..Milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kalkmaması..Kendilerini müslüman olarak ifade eden insanların aslında müslümanlığa en büyük zararı vermeleri..Dini araç olarak kullanarak maddi çıkar etmek ve bunun günahından rahatsızlık duymamak..Dini aynı zamanda bir baskı aracı olarak kullanmak..Korkutarak insanların inançlarına şekil vermeye çalışmak..Medyanın halk üzerindeki inanılmaz etkileyici gücü..İnsanların soru sormak, araştırmak yerine sağdan soldan duydukları şeylere inanmaları..Aklın ve bilimin yerini gittikçe boş inançların ve söylentilerin alması..Adeta uyutulmuş bir şekilde yaşamaya alışmış olmak..

Tuesday, August 01, 2006

Order of Chaos

Bu sabah dükkanı açmak üzere saat 10 gibi evden çıkarak Kadıköy'e doğru yürümeye başladım.Olağandışı bir durum göreceğim aklıma gelmezdi haliyle.Ancak Osmanağa Camisi'ne doğru yaklaştığımda bir anda bağırış çağırış sesleri duyulmaya başlandı.Kaldırımlarda tezgahların kurulmuş olduğunu farkettim.Birsürü esnaf mallarını yere sermiş avazı çıktığı kadar bağırıyordu."Tişörtler 5 milyon", "Buyruuuun", "Gel vatandaş gel" sesleri birbirine karışıyordu.Yerlere kurulmuş tezgahların çevresinde inanılmaz kalabalıklar birikmişti.Tam bir kaos ortamı hakimdi.Gördüklerime inanamadım."Kadıköy yerine Eminönü'ne mi geldim acaba?" diye düşündüm bir an için.At hırsızı tipli heriflerin arasından sıyrılıp Akmar Pasajı'na ulaştım.Gördüklerimi karşı dükkandaki çocuğa anlatınca: "Ya bugün Zabıtaların günüymüş, çalışmıyolarmış.O yüzden işportacılar sarmış heryeri" dedi.İnanmak istemedim ama doğruymuş.Zabıtaların bir günlük yokluklarını fırsat bilip böyle bir işe kalkışmış adamlar.

Akşam dükkanı kapatıp eve doğru yürümeye başladığımda elemanların hala yerlere kurmuş oldukları tezgahlarında insanlara birşeyler satmaya çalıştıklarını gördüm.Biraz dikkatlice baktım yüzlerine satıcıların.Gözlerini para hırsının bürümüş olduğunu fark etmek zor değildi.Onlar için hayat satış yapmak, para kazanmak demekti.Para hırsı kamçılıyordu onları.Herhalde daha çok para kazanınca daha güzel yerlere gelmeyi, daha güzel kadınlarla birlikte olmayı falan hayal ediyorlardı.

Meseleyi bir sosyoloji mezunu olarak değil de herhangi birisi olarak sorguladım.Demek ki zabıta bu esnaf milletini kendi haline bıraksa her gün bu karmaşa yaşanacak sokaklarda.Para kazanmak uğruna kaldırımlar işgal edilecek, esnafın çıkaracağı rahatsız edici sesler yankılanacak her tarafta..Peki biz nasıl güveneceğiz birbirimize toplum olarak?Herkes bu ölçüde kendini düşünüyorken nasıl uyulacak düzene?Kaldırımlarda uçuşan çöplere, ortaya çıkmış olan iğrenç görüntü kirliliğine bakarken bir kez daha asla parçası olmak istemediğim bir toplumun içinde yaşadığımı farkettim ama yapacak fazla birşey yoktu..Bakkaldan bir iki bira alıp kafayı dağıtmaktan başka elden ne gelirdi?

(Sırf geyiğine bir gün sürekli dükkanın önünde dikilip "CD'lerde yüzde 50 indirim var, buyruuuuun CD'ler, DVD'ler, Filmler, Tişörtler" diye bağıracağım)

Tuesday, February 28, 2006

Only in Turkey



Sadece Türkiye'de vuku bulduklarını düşündüğüm olaylardan birkaçı:

- Erkeklerin tek başlarına sokakta yürürken kafalarını sağa, sola ve arkaya çevirip çevreye karşı maximum hassasiyeti gösterdikleri, buna karşılık kızların tek başlarına sokakta yürürken "Aman erkekler beni rahatsız etmesin" güdüsüyle gözlerini yere diktikleri tek ülkedir Türkiye...

- Herhangi bir yerden bir ambulans veya itfaiye aracı geçtiğinde ve üzerinde bütün bakışların toplandığı tek ülkedir Türkiye...

- ICQ ve MSN gibi sohbet programlarında cinsiyetinizi kız olarak belirtmeniz halinde dakika başı ortalama üç erkeğin sizi listenize eklemeye çalıştığı tek ülkedir Türkiye...

- Her türlü kuyrukta (fatura yatırma kuyruğu, maç kuyruğu vs) herhangi bir sebeple mutlaka bir kavganın yaşandığı tek ülkedir Türkiye....

- 2.Amatör Küme futbol maçlarında bile şiddet olaylarının yaşandığı, hakemlerinin kovalandığı, seyircilerinin sahaya indiği, şike iddaalarının konuşulduğu tek ülkedir Türkiye...

- Minibüslerin, dolmuşların ve taksicilerin yol kenarında duran bütün insanlara korna çalıp onları araçlarına bindirmeye çalıştıkları tek ülkedir Türkiye...

- Cep telefonuyla konuşmanın yasak olduğu otobüslerde mutlaka bir yolcunun telefonla konuştuğu ve ona başka bir yolcunun "Hoop hemşerim kaza yaptıracaksın" şeklinde uyarıda bulunduğu tek ülkedir Türkiye...

- Zengininin solcu, fakirinin sağcı olduğu tek ülkedir Türkiye...

- Bedava herhangi birşey dağıtıldığında insanların birbirini ezdiği, devasa kalabalıklar oluşturduğu tek ülkedir Türkiye...

- İnsanların sokakta çekim yapan bir televizyon kamerası gördüklerinde mutlaka kameraya bir bakış attıkları tek ülkedir Türkiye...(Hatta bazıları bakmakla kalmayıp kameranın çevresine durarak konuşmaları dinlerler. Kimi zaman da kameraya çeşitli el kol hareketleri yaparlar)

- İnsanlarının içki içtikten sonra şiddet eylemlerine giriştiği, içlerinde önceden birikmiş nefretlerini döktüğü ülkedir Türkiye...