Showing posts with label Kadıköy. Show all posts
Showing posts with label Kadıköy. Show all posts

Thursday, April 18, 2019

Kokomoko



Kadıköy'de sıradan bir yürüyüş sırasında karşılaştığım çok da sıradan olmayan bir afiş..

Friday, October 26, 2018

Farkındalık..


Geçenlerde Acıbadem Caddesi üzerinde gördüğüm bu duvar yazısı, aslında hep gözümün önünde durmakta olan ama kendilerini kabul etmeye yanaşmadığım (Yanaşmak istemediğim) bazı gerçekleri hatırlamam konusunda bana yardım etti..

Anı yakalamak ve değişikliklere uyum sağlamak bence de serotonin hormonlarının salgılanmasına önemli ölçüde katkıda bulunuyor..

İnsanların zamana ve mekana göre değişen ihtiyaçlarını sezebilmek ve bunları göz ardı etmeden ilişkiler kurabilmek kolay bir iş değil..Yapabilenler bonus puanları hak ediyorlar..

Ama sanki bazen herşeyden fazlaca haberdar olmak zorluyor bünyeyi..An geliyor ki en basit görünen durumda bile nasıl reaksiyon göstereceğini bilemiyorsun..

İşte bu düşünceler beni "Farkındalık" kavramı üzerinde yeniden düşünmeye sevk etti..Öyle ki:


FARKINDALIK:

- Yaşamış olduğun tecrübelerin sonucu olarak içindeki kontrol ve savunma mekanizmalarını harekete geçiriyor..

- Çevrendeki insanların duygu ve beklentilere göre hızlı bir şekilde reaksiyon gösterme ve çabuk karar alma ihtiyacı yaratıyor.. (Eğer bunu doğru bir şekilde yapamazsan her an insanların tepki ve eleştirileriyle karşılaşman içten bile değil)

- Bir zamanlar inanmış olduğun değerlerin, doğru bildiklerinin, inançların şu an yaşadığın zamanda anlamını yitirmiş olduklarını hissettiriyor.. Hatta genellikle "O zamanlar ne saçma bir insanmışım" dedirtiyor..Henüz birkaç sene önce "Öyle" biri olduğuna inanmanı zorlaştırıyor..

- Geçmişte peşinde koşmuş olduğun hayallerin pek azını yakalayabilmiş olduğuna işaret ediyor..

- Gençken çok uzun ve bol fırsatlarla dolu gibi görünen hayatın yıllar geçtikçe kısalmaya başladığını ve tekdüze hale geldiğini fark ettiriyor..


Çok fazla farkında olmadan, ama neleri yapabileceğinin ve neleri yapamayacağının bilincinde olarak huzurlu bir şekilde yaşamak mümkün mü hala acaba?

Thursday, August 23, 2018

Çok Geçten Daha Kötüsü



Öyle olduğunu biliyoruz ama neden buna uygun şekilde yaşayamıyoruz?

Tuesday, May 15, 2018

Yok Başka Yerin Lütfu



Sarsın bizi akşamda şarap rengi dumanlar
Bir tatlı huzur almaya geldik Kalamış'tan


Tuesday, February 27, 2018

Mural



Her sabah apartmandan çıkınca bu manzara ile karşılaşmayı seviyorum..

Tuesday, October 24, 2017

David Ginola Bizim Kotçu



Newcastle United'ın eski topçusu David Ginola Kadıköy'de kotçu açmış..

Wednesday, December 28, 2016

Wednesday, March 25, 2015

Saturday, February 28, 2015

Saturday, July 05, 2014

Kadıköy




"Bir akşam masası, iki kişiyiz, sen ve ben
Gidiyorsun hiçbir şey söylemeden, birden
Kadıköy’de bir yağmurlu bahçeden

Yıllar külleniyor, izi kalıyor aşkın
Yüreğim kurtulsa da yangından, alevden..
"


(Fotoğraf Yaşar Aksu'ya aittir)

Sunday, February 10, 2013

Yaşanmışlıklar - 6 / Moda'da Boktan İşler

Olay 1999'un sıcak bir yaz gününde Kadıköy Moda sahilinde yaşanmıştı..

O yıllarda türk metal camiası, işlenmiş olan saçma sapan bir satanist cinayeti yüzünden sıkıntılı zamanlar yaşıyordu..Uzun saçlı, küpeli, dövmeli adamlar cahil toplumumuzun hedefi haline gelmişlerdi..Metalciler, görünüşleri nedeniyle sorgusuz sualsiz göz altına alınabiliyordu..Siyah giyinenlere "Satanist" damgasının vurulduğu, "Siz kedi kesiyomuşsunuz, doğru mu?" sorularına bizzat pek çok kez maruz kaldığım zamanlardı..

O zamanlar Kadıköy tayfasına takılan İzmir'li bir eleman vardı. İzmir'de polis tarafından satanist olduğu iddiasıyla göz altına alınıp sonradan serbest bırakılmıştı. Eleman, şehir merkezinden uzakta bir mağara içinde birkaç metalci arkadaşıyla beraber yakalanmıştı. Yapılan incelemelerde takıldıkları mağarada kemiklere rastlanmıştı.Polisin "Bunlar ne kemikleri lan, adam mı öldürdünüz içerde?" sorusuna "Yok abi, tavuk yemiştik onların kemikleri onlar" cevabını vermişti..Eleman, daha sonraları metal camiasını savunmak üzere canlı yayında Savaş Ay'ın sunduğu A Takımı programına katılmıştı..Savaş Ay'la aralarında geçen şu dialog karakteri hakkında yeteri kadar bilgi veriyordu:

- Savaş Ay: "Şimdi, satanistler genellikle bakire kızları öldürüyorlarmış..Bu doğru mu?İzmir'de şeytana kurban edilen bakire kızlar var mıydı?"

- Eleman: Yok abi, İzmir'de bakire kız ne arar!"

Elemanın o zamanlar şu anda ismini hatırlayamadığım bir kız arkadaşı vardı..Kız arkadaşı, adam ona ne kadar vahşi davranırsa davranırsın her şeyi kabulleniyor, kendisini dövmesine bile sesini çıkartmıyordu..Mazoşist haller içerisindeydi..

1999'un o sıcak yaz gününde Moda'da Haldun Taner Heykeli'nin önünde deniz kenarına bakan duvar dibinde bira içiyorduk..Ortama kalabalık bir metalci tayfası hakimdi..Kızlı erkekli (erkek ağırlıklı) bir grup olarak takılıyorduk..Biraz önümüzde, denizin birkaç metre gerisindeki bölgede ağaçlık bir alan vardı.Bu alan, baş başa kalmak isteyen ergen çiftler için biçilmiş kaftan olmasının yanı sıra arpa suyu alan bünyelere su dökme yeri olarak hizmet ediyordu.

Geyik muhabbeti tam gaz devam ederken bizim eleman bir anda ayağa kalktı..Biz "Tekel'e bira almaya gidecek herhalde" diye düşünürken ağzından şu laf çıktı:

"Abi, benim bokum geldi"

Yanında oturan kız arkadaşına baktı..Birşey söylemeden önümüzdeki ağaçlık alana doğru yürümeye başladı..Yavaşça ağaçların arasında kayboldu..Baktığımızda sadece ıkınma pozisyonu almış bir adamın kafasını görüyorduk..Belden aşağısı gözükmüyordu..

Yaklaşık 5 dakika içinde işini bitirdi..Gördüğümüz kadarıyla ne su, ne de tuvalet kağıdı kullanmıştı..Tekrar yanımıza geldi..Kız arkadaşının yanına oturdu..

Kıza sarıldı..Muhabbete devam ettiler..

Bu metalcilerin bazıları da gerçekten bir acayip oluyordu...

PS: Yazıyı yazarken Jettblack'in Get Your Hands Dirty parçasını aklımdan çıkartamadım.