Geçen ay kaybettiğimiz dayım hakkında kadim dostlarından Nazım Alpman'ın kaleme aldığı yazı..Dünyadan bir dürüst, bilgili, inançları doğrultusunda yaşamış olan insan daha eksildi..
"Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur", Almanların bu (ata)sözü ilk duyduğum anda nedense beynime kazınmıştı..
Hiçbir zaman bulunduğum noktada sonsuza kadar kalıcı olabileceğime inanan birisi olmadım, hayatın akışı içinde birşeylerin sürekli yenilenmekte olduğunu göz önünde bulundurursak bu zaten mümkün olan birşey değildi..
Yalnız başıma geçen en karanlık saatlerimde bile hep güvene ve dürüstlüğe inandım (İnanmaya devam ediyorum)..İyi bir dinleyici olmaya çalıştım, çoğu vakit kendimden önce çevremdekilerin hislerine önem verdim..
Sanki hiç gelmeyecek olan günü bekliyor gibiydim..Yıllar, yazın kavurtucu güneş altında kumların üzerinde yatarken denize atlama isteği ile kışın yağan karın altında bir an önce eve gidip ısınmak beklentisi arasında geçmeye başladı..Sonuçta ne sıcağı ne de soğuğu doğru dürüst yaşamadan ve hep idare etmeye çalışırken bir baktım sonraki mevsim gelmiş..
Uzun zaman geçti, kimseyi kırmamaya çalışırken bir bakmışım kendi içimde parçalara ayrılmış gibi hissetmeye başlamışım..
Kayıp parçalar bir türlü bir araya gelemedi..Hep eksik birşeyler kalmış gibiydi..Youtube'da tam istediğin şarkıyı dinlemek isterken araya Trivago reklamının girmesi gibi can sıkıcı bir durumdu..
Biliyorum, yaşadığım sürece kendimi doğru dürüst ifade edemeyeceğim..Neşemi de hüznümü de tam olarak paylaşamayacağım..
Kesin olarak emin olduğum sadece birşey var o da insanların beni geride bıraktığım anılarla hatırlayacak oldukları..Bir zamanlar sahip olduklarımla, nasıl çalıştığımla ya da ısmarladıklarımla değil..
"Yapman gerekeni yapman" sanırım bir yere kadar idare etmeni sağlıyor..Hayat hiçbir yere gitmiyor gibi geliyor, anlayan var mı acaba..
Almanya'da gördüğüm Warsteiner bira bardağı altlığı ilk başta standart bir altlık gibi gözüküyordu:
Arkasını çevirince farklı bir manzarayla ve ilginç bir soruyla karşılaştım:
Diyordu ki: Was hat König Friedrich Der Grosse verboten, um den Bierverkauf zu fördern (Türkçesi: Alman kralı Büyük Friedrich bira satışını arttırmak için aşağıdakilerden hangisini yasaklamıştır)
A Wasser (Su) B Tee (Çay) C Wein (Şarap) D Den Koffeehandel (Kahve ticareti)
Aklı başında her Türk vatandaşının 4 Nisan 2013 tarihli Penguen dergisini okumasını isterdim..Nereden gelip nereye doğru gittiğimizin kısa ve güzel bir özeti gibi sanki..Hani "Barış Süreci"'nin konuşulduğu zamanlar, bazıları hatırlar herhalde..Başlıklara bakalım:
- Halk arasında "Allah insanı açlıkla terbiye etmesin" diye de bilinen "Survivor" programı milyonları ekran başına topluyor.. (Mükemmel bir uyuşturucu, insanlarımıza hala yüksek dozda enjekte edilmeye devam ediliyor..)
- ÖSYM başkanı YGS sınavında 8 bin 586 adayın sıfır puan aldığını açıkladı.. (Bunu açıklayan başkan Ali Demir şu anda FETÖ davasından yargılanıyor)
- Öcalan: "Devlet bu hafta, şu an çıkıyosun dese de ben İmralı'dan çıkmam".. (Bu lafı kesinlikle hür iradesiyle söylemiştir!)
- Ekmeğin en az 7'si kepekli olacak artık.. (Oldu mu? Bence olmadı..)
- Ak Parti, başkanlık sistemini anlatan 32 sayfalık bir kitapçık hazırlattı. "Türkiye Başkanlık Sistemini Konuşuyor" isimli kitap milletvekillerine dağıtıldı.. (...)
- Başbakan Erdoğan "Güçlü bir Türkiye eyalet sisteminden korkmamalıdır" dedi.. ("Güçlü" kelimesine özellikle vurgu yapmak lazım..Hala kullanılıyor çünkü.."