Thursday, February 23, 2012

İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler



David Foster Wallace’ın okuduğum ilk kitabı.Hayatı boyunca direndiği depresyonla mücadelesini 2008 yılında intihar ederek sonlandırmış talihsiz bir yazar.Kısa hikayelerden oluşan bu kitabında bize hiperaktif biçimde çalışan aklından çıkan karmaşık ancak ironi yüklü cümleleri ile yaşadığımız çağın insanlarına ve sıradan gündelik hayatımıza ait bir takım rahatsız edici detayları sunuyor.Üzerinde fazla durulmayan, kanıksanmış olarak kabul edilen bazı iğrenç insan davranışlarına atıfta bulunuyor..Kitabın bazı bölümlerinde de kendi karanlık kişiliğini yansıtan karamsar ve sorgulayıcı öykülere yer veriyor…Aşağıda kitapta yer alan kısa hikayelerden birine yer vereceğim.Dünyanın ne kadar fırsatçı insanlarla dolu olduğuna, erkek milletinin bazen ne kadar iğrenç olabileceğine dair yaşanmış bir hikaye..


KISA GÖRÜŞMELER NO: 3
TRENTON,NEW JERSEY (KULAK MİSAFİRLİĞİ)



R-: “Yani ben yine son inen oldum,her zamanki gibi işte.”

A-: “Evet, bekle,koltuğunda gevşe, son inen sen ol, herkes hemen her seferinde durur durmaz koridora yığılmak zorunda diye çantaların elinde,sırılsıklam tere bulanmış bir halde orada beş dakika dikiliyorsun ayakta, sırf-“

R-: “Bekle biraz, sonunda körükten çıkıyor ve şu çıkış kapılarının oradaki karşılama alanına geliyorum, her zamanki gibi taksiye bineceğim diye düşünerek-“

A-: ”Aslında üzücü oluyor bu ani müşteri ziyaretleri, çıkış kapısındaki yolcu karşılama alanında herkesin bekleyeni olduğunu ve çığlıklar eşliğinde kucaklandıklarını ve limuzin şoförlerinin ellerinde senin ismin yazılı olmayan kağıtlar-“

R-: ”Bir saniyeliğine kapa çeneni de şunu dinle, çünkü bir baktım ki dışarı çıktığım zaman kimseler kalmamış.”

A-: ”O vakte kadar oradakilerin çoğu dağılmış oluyor yani, onu diyorsun.”

R-: ”Bir tek kenarda bir kız var, kordonun öteki yanında kalmış, yolcu körüğünün içine bakıyor, sonra dışarı çıktığım sırada ona baktığımı görünce gözlerimiz buluşuyor falan işte, ondan başka kimse yok orada ve ne yapıyor, kalkıp ağlayarak dizlerinin üzerine çöküyor, iki gözü iki çeşme döşemeyi dövüyor ve hep ucuz malzeme aldıkları için düşük kalite zamk birden atıyor ve döşeme hemen yerinden sökülerek onların çeyrek milyonluk masraflarını üç katına çıkarıyor ki eminim sana bunu söylememe gerek bile yok ve o öyle iki büklüm olmuş halde malzemeyi tırnaklar ve bağırıp çağırırken eğilmiş, hani birazdan göğüslerini göreceksin.İki gözü iki çeşme, iyice kendinden geçmiş durumda.”

A-: “Dayton’a yaptığınız bu boktan, ani müşteri ziyareti için neşeli bir karşılama, buyurun sizi karşılamaktan mem-“

R-: “Hayır ama hikaye tahmin edeceğin gibi yanına gidip de iyi misin, bir sorun mu var falan dediğim ve emin ol o daracık küçük tişörtün, paltosunun altına giydiği streç tişörtün, Aerobik kıyafeti gibi olanlardan hani işte, onun altında acayip güzel göğüsler olduğuna yakından şahit olduktan sonra başlıyor, o böyle yerlere kapanmış, kendini yumruklar gibi iki büklüm olmuş, sevdiği bir herif falan varmış onu anlatıyor ve herif bunu çok sevdiğini söylemiş ama tanışıp da ateşli bir aşka düştükleri sırada biriyle nişanlıymış meğer ama sonra oradan oraya sürüklenip durmuşlar ve ben de durmuş bu karıyı dinliyorum ama sonunda diyor, sonunda herif kararını vermiş ve sonunda bu dolgun göğüslü karıya körkütük aşık olduğunu ve Tulsa’daki kıza gidip olan biteni anlatacağını ve Tulsa’yla işini bitirip göğüsleriyle histeri krizi geçiren ve hayatta her şeyden çok bu herifi seven ve onunla “ruhlarının” kaynaştığına inanan ve tüm o teraneler işte, bir sürü pisliğin peşinde koşturduktan sonra sonunda güvenip sevebileceğine ve palavralarla kalplerle falan “ruhlarını” kaynaştıracaklarına inanan bu kıza kendini teslim edip bağlanacağını söylemiş herif-“

A-: “Ve falan filan feşmekan.”

R-: “Falan filan diyerek herif Tulsa’ya uçuyor eski kızla nişanı bozmak ve sonra da geri gelip onu Kleenex ve göğüsleriyle Dayton’da havaalanı kapısında iki gözü iki çeşme hüngür hüngür ağlayarak bekleyen bu kıza dönmek için.”

A-: “Ah, sanki anlamadık ne olacağını.”

R-: ”Siktir ya, herif elini kalbine koymuş işte ve döneceğine yemin etmiş, bilmem kaç uçuş numaralı uçakla döneceğini, saatini falan söylemiş ve kız da göğüslerini kapıp onu karşılamaya geleceğini söylemiş, bütün arkadaşlarına artık cidden aşık olduğunu ve herifin ilişkisini bitirip hemen ona koşacağını anlatmış ve döndüğü zaman kalsın diye ortalığı temizlemiş ve saçlarını yaptırmış, spreylerle falan kocaman yapmış saçını, üzerine parfüm sıkmış,hem de her yerine anlarsın ya, yani bildiğin hikaye, hazırlığı yapmış ve en güzel pembe kotunu giymiş, söylemiş miydim, pembe kotla yüksek topuklular vardı üzerinde hani dünyanın bütün dillerinde s.k beni s.k beni diye bağıran-“

A-: “ He he.”

R-: “Tam da bu sırada, hani şu USAir çıkış kapısının oradaki küçük kahvecideyiz, hani iki dolarlık bok gibi kahve alıp sandalye mandalye vermedikleri için elinde numune dosyası ve çantanla masaların başına dikilmek zorunda kaldığın ve çantanı falan yerdeki halıya bile değil harçları çoktan dökülmeye başlamış ucuz taşların üzerine koymak zorunda kaldığın o boktan kahvecilerden birinde ve ona kağıt mendil verip duruyorum ve bir yandan da arabayı nasıl elektrik süpürgesiyle süpürdüğünü ve hatta dikiz aynasında asılı duran parfümü bile değiştirdiğini ve bu sözde güven verici herifin boktan anası üzerine yemin ederek geleceğini söylediği uçuşa yetişmek üzere havaalanına koşturduğunu dinliyorum.”

A-: “Herif harbiden götün tekiymiş.”

R-: “Kes sesini, kız havaalanına koştururken herifin onu aradığını, hem de tam parfümün son damlasını orasına burasına sıkıp saçını dört bir yandan spreylerken aradığını söyledi, telefonu açmış ve karşısına bu herif çıkmış ve hatta parazit olduğunu ve havadayken aradığını,romantik bir şekilde onu uçuş sırasında aramak istediğini, uçaktayken hani o önündeki koltuğun arkasından çıkarıp kartını içine takarak kullandığın o uçuş telefonundan aramasının romantik olduğunu söylemiş ve telefonla-“

A-: “O şeylerle konuşmanın dakikada altı dolar olması tam bir soygun, bir de üzerinden geçtiğin eyaletin vergileri falan binince iki katına çıkıyor, hele haritadaki kesişmeler yüzünden-“

R-: “Ama asıl olay bu değil, yani eğer dinlemek istiyorsan asıl olay bu kızın oraya erken gidip çıkıştaki karşılama kapısında aşk ve bağlılık teranelerinden uçmuş bir halde ve hafif hafif gözleri dolarak güven içinde beklemeye başlaması ve neşeyle orada dikilip zavallı bir budala gibi güven saçarak dururken sonunda uçağın inmesi, herkesin sürü halinde büyük bir telaşla yolcu körüğünden çıkıp gelmesi ama adamın ilk sürünün içinde olmaması ve ikinci sürüde de olmaması ve çıkanlar sanki bir bok varmış gibi dışarıda deli deli küçük sürülerle dışarı savrulduğu sırada-“

A-: “Tanrım o körüklerde harcadığım vaktin haddi hesabı yok desem şim-“

R-: “İşte diyor ki, zavallı bir budala gibi inancı bir an bir damla olsun tükenmeden bütün o kucaklaşmaların arasında herkesin birileriyle buluşup bagaj teslim bölümüne gittiği sırada o,plastik kordonun öteki yanına,kestane renkli örme kordonun öteki yanına bakıp durmuş ve her seferinde bu herifin bir sonraki grupla birlikte çıkıp gelmesini beklemiş, sonraki,sonraki diye diye bekleyip durmuş.”

A-: “Zavallı küçük aptal.”

R-: “İşte sonra her zamanki gibi en son ben çıktım,hepsi birbirine benzeyen bavullarını,beni nedense hep sinir eden o bavullarını çekerek yürüyen uçuş ekibinden başka kimse yoktu arkamda ve işte beni de sonuncu olarak görünce-“

A-: “Yani demek senin yüzünden bağırıp kendini yerlere atmamış, sadece en son sen çıktın ve sen de bu dallama değilsin diye yapıyormuş öyle.Piç herif o telefonu uydurmuş bile olabilir, saç kurutma makinesini çalıştırırsan tam da öyle bir parazit yapar-“

R-: “Diyorum ya böylesini görmemişsindir hiç, hani kalbi kırılmış falan filan deyip geçersin ya, işte burada bu laf cuk oturuyordu, eliyle kafasını dövüp duruyor, nasıl böyle aptallık ettim diye diye ve güçlükle,acayip nefesler alıyor, sallanıyor, masayı dövüp duruyor, yere düşmesin diye kahveyi alıyorsun masadan ikide bir ve erkeklerin pislik olduğunu haykırıp duruyor, onlara güvenmemek gerektiğini söylemişti arkadaşlarım bana diyor, ama sonunda tanışmıştım güvenip kendimi teslim edebileceğim biriyle, kendimi bırakıp doğru şeyi yapabileceğim biri, meğer onlar haklıymış, kız budalanın tekiymiş, erkekler pislikmiş.”

A-: “Erkekler genellikle pisliktir, haklısın.he he.”

R-: “Ben de öyle, orada duruyorum elimde kahveyle, hem de saat çok geç ve kafeinsiz bile değil, kulak veriyorum ona, ilgi gösteriyorum, söylemem lazım, kalbim de boş değil sanki bu kalbi kırık kıza karşı.Yemin ederim sana, bu koca memeli kızdaki kadar büyük bir kalp kırıklığı görmemişsindir, sonra ona haklı olduğunu, herifin tam bir pislik olduğunu ve onu hak etmediğini söylemeye başlıyorum, haklı olduğunu, erkeklerin çoğunun pislik olduğuna yürekten hak verdiğimi falan.”

A-: “He he.Peki sonra ne oldu?”

R-: “He he.”

A-: “He he he.”

R-: “Soruyor musun?”

A-: “Seni piç kurusu.Dallama.”

R-: “Yani bilirsin bu işleri, geldi mi kaçmaz.”

A-: “Seni dallama.”

R-: “Kaçmaz.”

Saturday, February 18, 2012

Lord Vicar - Endless November

Bu aralar fena halde sardı beni bu parça..Ruhumu dinlendiriyor.



Sunday, February 12, 2012

HAVALI TÜFEKLE Takas Olan Metal Albümleri

Eşine benzerine rastlanmayacak sahibinden.com ilanlarından biri olmuş..İlan başlığı bile adamı dumura uğratmaya yeter ama özellikle ikinci resimdeki yazım şekline ve albüm fiyatlarına dikkat çekerim...




Friday, February 10, 2012

Arşivi Karıştırdım - Part 5 : Albert Einstein'ın Sorusu

Einstein'ın bu kafa karıştırıcı zeka oyunu ile yıllar önce bir dergide karşılaşmıştım..İlk denememde doğru sonuca ulaşmış olmama rağmen oldukça zorlanmıştım.Zor olmakla beraber çözmesi son derece zevkli bir soru..Biraz beyin hücrelerimizi çalıştıralım bakalım..


Hikaye şöyle: Bir İngiliz, bir İsveçli, bir Norveçli, bir Alman ve bir Danimarkalı, birbirlerine komşu olan 5 ayrı evde oturuyorlar.(Ancak kimin hangi evde oturduğu bilinmiyor).Oturdukları evlerin renkleri birbirinden farklı: Kırmızı, Beyaz, Yeşil, Sarı, Mavi.Bu 5 kişinin her birinin Köpek, Kuş, At, Kedi ve Balık olmak üzere bir hayvan beslediği biliniyor ama kimin hangi hayvanı beslediği bilinmiyor..Bu kişilerin hepsi Çay, Kahve, Su, Bira ve Süt olmak üzere farklı içecekler içiyorlar ancak kimin ne içtiği şu aşamada muamma..Ve son olarak bu 5 kişinin içtiği sigaraların markaları birbirinden farklı: Pall Mall, Dunhill, Blend, Blue Master ve Prince

Einstein bize aşağıdaki bilgileri veriyor:


1 - İngiliz kırmızı evde oturuyor
2 - İsveçli köpek besliyor
3 - Danimarkalı çay içiyor
4 - Beyaz evin solunda yeşil ev var
5 - Yeşil evin sahibi kahve içiyor
6 - Kuş besleyen kişi Pall Mall sigarası içiyor
7 - Sarı evde oturan Dunhill sigarası içiyor
8 - Ortada oturan kişi süt içiyor
9 - Norveçli ilk evde oturuyor
10 - Kedi besleyen kişinin yanındaki kişi Blend sigarası içiyor
11 - Dunhill sigarası içenin yanındaki at besliyor
12 - Blue Master sigarası içen bira da içiyor
13 - Alman Prince sigarası içiyor
14 - Mavi evin yanında oturan kişi Norveçli
15 - Su içen kişinin yanındaki Blend sigarası içiyor


Bu yukarıdaki önermelerin hepsinin doğru olduğu bilindiğine göre Albert Einstein'ın sorusu geliyor:

- Balığı kim besliyor?

Wednesday, February 08, 2012

Arşivi Karıştırdım - Part 4 : Müstahak

Kasım 2002'de AKP tek başına iktidar olduğunda Hürriyet yazarları Emin Çölaşan ve Bekir Coşkun'un kaleme aldıkları yazılar...Aradan geçen zaman içinde hala korkmadan hükümet karşıtı birşeyler yazabilen ender yazarlardan ikisi bu adamlar.Bekir Coşkun'un yazısında belirttiği gibi; bu parti, daha seçim sabahından itibaren kendisine yalakalık yapmaya başlayan insanların sayesinde buralara kadar geldi..Tabi bir de düşünmekten yoksun, uyutulduğunun farkında olmayan, tepki vermekten aciz, aklı din korkusu ile köreltilmiş şuursuz insanların oyları ile..Üzülüyorum..Bazen 2000'li yıllarda olmamıza rağmen kapkaranlık, çağdaşlıktan uzak, şiddet ve kaos dolu bir ülkede yaşadığımızı düşünüyorum.Zaten baktığımda insanlarımızın çoğu modernleşme ihtiyacı duymuyor, çağdışı saçma geleneklerine bağlı kalmayı tercih ediyorlar.Müslümanlığın en önemli faziletlerinden biri ahlak olmasına rağmen konu para olduğunda müslüman diye geçinen insanların her türlü ahlaksız eylemi gerçekleştirdiğine şahit oluyorum (Kazık atma, dolandırma, haksız kazanç sağlama, rüşvet...) Her yerde kul hakkı yiyen, namusuna çok düşkün gibi gözüken ama uçkuru uğruna kadına tacizden tecavüze kadar her türlü haltı yemekten çekinmeyen, kendileri gibi düşünmeyenlerle sürekli bir sataşma ve kavga hali içinde olan insanlar görüyorum..

Bu arada Bekir Coşkun'un Avrupa Birliği ile ilgili tahminlerinin doğru çıktığını görmek acı verici...



Tuesday, February 07, 2012

Arşivi Karıştırdım - Part 3 : Maskeli Süvariler

Bir zamanlar Türkiye'de rock-metal müziğin içinde yer alan, ancak paranın kokusunu alınca daha geniş kitlelere yayılmak amacıyla "davayı satan" bazı grup ve şarkıcılarımız hakkında güzel bir yazı.Zamanın kaliteli müzik dergilerinden Rock Station'da yayınlanmış..

Monday, February 06, 2012

Arşivi Karıştırdım - Part 2 : Kemal Kenan

90'lı yıllarda efsane olmuş mizah dergisi Le-Manyak'ın en sevdiğim yazarlarından biriydi Kemal Kenan.Derginin okumaktan en keyif aldığım köşelerinden Hayat Bilgisi'ni hazırlıyordu.(Zaten bu isimle yayınlanmış iki kitabı da var) Bir de Seyredemiyenler İçin Özetler adıyla sallamasyon film özetleri yazdığı bir köşesi vardı.Aynı zamanda usta bir senarist olan ve 2010 yılında kalp krizi geçirerek bizleri korkutan Kemal Kenan'ı sevgiyle anıyoruz ve allah kendisine uzun ömürler versin diyoruz..Aşağıda hala zaman zaman okuyup güldüğüm efsane yazılarından birkaç tanesi var..










Sunday, February 05, 2012

Arşivi Karıştırdım - Part 1 : Muhtemelen Sadece Türkiye'de Olabilecek Şeyler

Üç-dört sene öncesine kadar gazetelerde ve dergilerde okuduğum ilgi çekici haber ve yazıları kesip biriktirme alışkanlığım vardı.Son yıllarda haberleri artık genellikle internetten takip ediyor olmam dolayısıyla arşive yeni bir şeyler katamasam da bu güne kadar topladıklarımdan bir derleme yapayım dedim.Öncelikle sadece bu ülke sınırları içerisinde gerçekleşmesi mümkün gözüken birtakım olaylar ile başlamak istiyorum:

Uyarı: Ne tür psikopat insanlarla birlikte yaşadığımızın göstergesi olan haberlerdir.Bazıları +18 kategorisine girebilir.














Wednesday, February 01, 2012

Favori İçkilerim (Top - 5)

Alkollü içecekleri mümkün olduğu kadar ölçüsünde ve tatlarından keyif almaya çalışarak tüketirim. İçtiğim ilk alkollü sıvı biraydı (Doğal olarak), 14 yaşındaydım ve bir kutu Efes’i bitiremeden kendimi yerlerde sürünürken bulmuştum. İlk zamanlarda bira dahil bütün içkilerin tadı korkunç acı geliyordu, sırf sarhoşluk hissi versin diye kötü tatlarına katlanıyordum. Sonra zamanla (sanırım Sihirli 21 Kuralı diye bir şey gerçekten var, bir şeyi 21 defa (ya da o civarlarda) yaptığın zaman alışıyorsun, değiştiremeyeceğini düşündüğün şeyler alışkanlıkların haline geliyor) alkollü içeceklerin yarattığı kafa halleri dışında tatlarından da keyif aldığımı hissetmeye başladım.Acemilik dönemlerimde her ne zaman duracağını bilemeyen ergen gencin maruz kalabileceği birkaç kaza yaşadım. (Amcamın yazlığında hayatımda ilk defa rakı içtiğim ve gerizekalı gibi üzerine bira ila cila yaptığım gece hayatımın en uzun gecelerinden biriydi, 2-3 saatimi klozetin başında geçirmiştim) Ancak deneye deneye hangi içkinin nasıl içilmesi gerektiği konusunda tecrübe edindim ve şu an itibariyle belli bir alkol kültürüne sahip olduğuma inanmaktayım. Aşağıda farklı içki türlerinden favori içkilerimle ilgili bir derleme yapıyorum. Türlerin içinde en sevdiklerimin yanı sıra alternatif markalar ve “Bunu içeceğime ispirto içerim daha iyi” kategorisi de yer alacak…Here we go:


1 - VİSKİ

İskoçyalıya “Viskiye buz atılır mı?” diye sormuşlar. ”Biz kadınları ve viskimizi çıplak görmekten hoşlanırız“ diye cevap vermiş..Aslında şahsi kanaatim bardağa atılan 1-2 buzun bu içkiye lezzet verdiği yönünde. Dolayısıyla Scotch viskileri buzlu ama kesinlikle sek içiyorum. İrlanda viskilerine ve single malt viskilere ise buz ilave etmiyorum tabi ki..(Single Malt viskilere buz atmak otoriteler tarfından görgüsüzlük olarak kabul edilir) Viskiyi kolayla ya da sodayla karıştırmak, bu enfes içkiden alacağınız keyfi çok büyük ölçüde azaltıyor. Harmanlanmış (Blended) kaliteli bir viskiden ağza gelen tahıl tadının ve duyulan duman kokusunun çekiciliği kelimelerle anlatılmaz ama yine de:

Favorim:Jameson Irish Whiskey. Şu güne kadar içtiğim bütün Scotch viskilerden daha harika bir tadı var bu meretin..Aldığınız yudumlar gırtlağınızdan aşağıya hafifçe kayarken kendinizi İrlanda’nın yemyeşil ovalarında hayal ediyorsunuz. Jameson’ı, üç kere damıtılarak üretilmesinin sonucu olan hafif içimi ve içindeki karamel ve vanilya aromasının diğer viskilere göre daha yoğun olmasından dolayı kız viskisi ya da içimi kolay viski olarak görenler olsa da benim favori ateş suyumdur kendileri…Hatta içtiğim bütün alkollü içecekler içerisinde lezzet bakımından belki de en tepede olandır. Buz ilave edilmesine gerek yoktur, doğrudan şişesinden bile rahatlıkla içilebilir..

Alternatif: Jack Daniels. Evet ikinci favori viskim bir Tennessee viskisi, yani ilk ikiye bir Scotch koyamıyorum ama Jack Daniels bunu sahip olduğu eşsiz lezzet ile fazlasıyla hak ediyor..

Uzak Durulması Gereken: Vat 69. Hayatımda bir defa ucuz fiyatına kanıp içme gafletinde bulunduğum Vat 69’u içeceğinize zar zor kazandığınız paranızla başka bir şeyler yapmanızı öneririm. Deniz Feneri’ne bağışta bulunun, Titan saadet zincirine katılın ya da paranızı Albaraka Türk’e yatırın ama bunu içmeyin…



2 - VOTKA

Soğuk kış gecelerinin ve karanlık sokak aralarının vazgeçilmez içkisi..Damıtılmış içkilerin babası..Votka ile ilk tanışmam vişne suyunun yardımı ile gerçekleşmişti. Daha sonra kola, fanta, limon suyu, şeftali suyu, enerji içeceği ve hatta gazoz gibi içecekler ile karıştırıp içmeyi denemiş olsam da votkayı artık genellikle şu şekilde içiyorum: Bardağı votka ile dolduruyorum, içine bolca buz ve 1 dilim limon atıyorum..Özellikle soğuk havalarda bu formül süper oluyor, limon alkolün sertliğini azalttığı için içtiğiniz sıvı boğazınızı yakmıyor. Bunun yanı sıra votka, sulandırılmış saf alkolden üretilen bir içki olduğu için insan içtiğinde kanının temizlendiğini hissedebiliyor.

Favorim: Finlandia Vodka. Finlandia Vodka, bu soğuk ama şirin kuzey ülkesinde yetişen 6 taneli arpalardan ve ülke coğrafyasında büyük yer kaplayan buzulların suyundan üretiliyor. İçkinin yapımında kullanılan su, tamamen saf ve yaklaşık 10000 senelik bir geçmişe sahip. Yapımında kullanılan suyun hiçbir filtreleme işlemine tabi tutulmaması bakımından Finlandia Vodka, dünyadaki diğer bütün votkalardan ayrılıyor. Bol buz ilavesiyle ve sek içildiğinde insana müthiş bir lezzet sunuyor. Meyveli çeşitleri, özellikle Lime, Grapefruit ve Cranberry aromalıları benim favorilerimdir..

Alternatif: Binboa Votka: Aslında Binboa, kaliteli bir votkanın sahip olması gereken her özelliğe sahip. Üç kere damıtılmış olması nedeniyle tadı lezzetli ve içimi zor değil. En önemlisi, ölçüyü kaçırıp şişenin dibini gördüğünüzde bile ertesi sabah baş ağrısıyla uyanma şansınız düşük. Binboa, kalite bakımından yabancı bir çok votkayla yarışabilecek bir marka, ayrıca aromalı çeşitleri (özellikle kan portakallısı ve nanelisi) de harika…

Uzak Durulması Gereken: İstanblue VotkaAsla” diyorum…Ancak içtiğiniz içkiden iğrenç, acı bir tat almak istiyorsanız ve ertesi sabah kafanızın içinde fillerin tepiştiğini hissederek uyanmak istiyorsanız içebilirsiniz..Bence yine de sırf ucuz diye kendinize bu eziyeti yapmaya değmez..İstanblue kolonya pardon votka’nın renkli reklamlarına ve şişelerine kanmayın, "Yok arkadaşım ben votkaya para vermem o kadar" diyorsanız hemen hemen aynı fiyata Belarus Vodka, Lithuanian Vodka, Savoy Vodka gibi import içkiler var, onları deneyin…


3 – BİRA

Arada bir "... içkisine o kadar para vereceğime 3-4 tane bira alırım televizyon karşısında keyif yaparım hem de ekonomik olur” diye düşünmeyen var mıdır? Bira, içindeki maya yüzünden sürekli büyüyen göbeklerin sorumlusudur..Pek çok insan gibi benim de ilk alkol deneyimimi bu içki ile yaşadığımı yazının başında belirtmiştim. Zamanla yerli ve yabancı birçok birayı tatma fırsatım oldu. Kimilerini “adamı yamultan biralar” olarak sınıflandırabileceğimiz gibi (Tuborg Kırmızı, Tuborg Kış Birası…) kimileri de “kız birası” diyebileceğimiz kategoriye giriyorlardı (Mariachi, Miller…) Peki benim insanoğlunun ürettiği en eski içeceklerden biri olan birada favorim hangisiydi acaba?

Favorim: Heineken. Alkol oranı yüzde beş olmasına rağmen aroması bunun kadar lezzetli, içimi bunun kadar keyifli bir bira daha tanımadım. Sıcak bir yaz gününde su yerine kana kana içilebilecek yegane içkilerden biridir. Tabi Hollanda’dan ithal edildiği için her yerde bulunmamaktadır. Bulunsa da 33 cl’lik şişelerde bulunur ve fiyatı da normal biralarınkinden yüksektir. Ancak bir kere içtikten sonra diğer biraların tadı arpa suyu gibi gelmeye başlar…

Alternatif: Leffe. Koyu bira kategorisine giren Belçika birası Leffe’nin hem Brune hem de Blonde çeşitleri mükemmeldir. Özel bardağında içilir, ancak Türkiye’ye daha yeni yeni gelmeye başladığı için bardağını bulmak zordur. O yüzden kafaya dikerek ve hiç bitmemesini isteyerek içersiniz. Diğer import içkiler gibi pahalıdır ama verdiğiniz her kuruşa değer…

Uzak Durulması Gereken: Tuborg Yeşil. Bu birayla tanışmam 2006 yılında çalıştığım Atlantis Müzik'in Alman senfonik metal grubu Haggard’ı konser vermek üzere Türkiye’ye getirtmesiyle oldu. Tuborg, konsere sponsor olmuştu ve bize bu yeşil biralardan içmemiz ve gruba dağıtmamız için birkaç kasa vermişti. Yeşil Tuborg’un berbat bir bira olduğunu Haggard konserinden önce Yeni Melek Konser Salonu’nun sahne arkası odalarından birinde fark ettim. Zaten Haggard’ın birkaç elemanının yanımıza gelip “Biz Efes birası istiyoruz” demeleri fazla uzun zaman almamıştı…




4 – RAKI


Yanında illaki bir şeyler yeme ihtiyacı doğurması bakımından diğer bütün alkollü içeceklerden ayrılan aslan sütümüz. Rakı, diğer içkilere göre daha fazla dikkat edilmesi gereken bir içkidir. Çarptı mı fena çarpar ve bir anda çarpar. Yavaş yavaş, tadını çıkartarak içilmesi gerekir. Rakı ile ilgili şöyle bir anım var: Amon Amarth vokalisti Johan Hegg, 2004 yılında Rock The Nations festivali için Türkiye’ye geldiğinde organizasyon şirketinden bir arkadaşım kendisine bir şişe rakı hediye eder. Johan Hegg İsveçlidir ve İsveçlilerin birçoğu gibi non-stop içmeye alışık bir bünyesi vardır.(Rivayete göre festival sırasında aşırı alkolden kustuktan hemen sonra ağzını bira akan musluğa dayayıp içmeye devam etmiştir) Konserden sonra arkadaşım Johan’a rakıyı nasıl bulduğunu sorar. Johan’ın cevabı şöyledir: ”Man, this is the most brutal drink I’ve ever seen!”

Favorim: Tekirdağ Rakısı. Şu güne kadar içtiğim bütün rakılardan farklı, kaymak gibi bir tadı vardır bu rakının. İçerken damağa yapışan üzüm tadına doyum olmaz.Trakya bölgesinde yetişen üzümlerin kalitesinden olsa gerek, içtikçe içesiniz gelir. Kokusu da diğer rakılardan farklıdır, anasonu insanın başını döndürür. Bir de Tekirdağ Rakısının altın serisi vardır ki onu hiç anlatmayayım en iyisi…

Alternatif: İzmir Rakısı.”Neden daha fazla ödeyeyim?” diyenler için harika bir seçenektir. Fiyatının uygun olmasının yanı sıra kalite bakımından da diğer rakılardan altta kalır yanı yoktur. Sadece aromasının biraz yumuşak olduğu söylenebilir…

Uzak Durulması Gereken: Abbas Rakı.Harika bir kapak tasarımına ve:

"baban pilates yapmazdı
o, yumuşak matlar üzerine yatıp bacak arasına
koyduğu renkli toplara
kafamı değdireceğim diye kasmazdı.
gerileceği zaman çağanoz gibi gerilir,
şimşek gibi çakardı.

baban hayattan tat almasını bilirdi.
sen de bil!
abbas rakı iç
!"

Şeklinde kalburüstü bir reklam sloganına sahip olan bu içkinin içindeki sıvının maalesef ki rakıyla pek alakası yoktur. Şimdiye kadar içmediyseniz sakın içmeyin..



5 – ŞARAP

İtiraf etmeliyim ki şarap kültürüm diğer içkiler kadar gelişmiş değildir. Hatta hayatımda “Bordeaux şarabı” ya da “yıllanmış şarap” kategorisine giren pek az şarap tüketmişimdir. Zaman zaman soğuk havalarda biraz beyaz peynir ve fazla ağır olmayan tütsü kokusu eşliğinde kırmızı şarap içmeyi severim. Beyaz şarabı da nadiren balık yediğim zamanlarda tüketirim.

Favorim: Dikmen Şarabı(Kırmızı). Hoş tadı ve makul fiyatıyla şarap reyonlarındaki ilk tercihimdir. 70 cl lik ve 1 litrelik şişelerde satılır ve aralarında az bir fiyat farkı olduğu için 1 litreliğini almanız tavsiye edilir. Ayrıca 1 litreliğini açmak için tirbişon gerekmez, kapağını kolayca çevirip açabilirsiniz. Dikmen Şarabı lezzetlidir, mide bulandırmaz..Efendi şaraptır…

Alternatif: Angora Şarabı. ”Sen de şarabın ucuzuna kaçıyorsun” diyebilirsiniz ama Angora gibi kaliteli markalar varken bunun on kat fazlasına Chateau Village Bel Air şarabı falan almak anlamsız geliyor bana. Mutlaka bu tür pahalı şarapların müptelalıları vardır ve kendilerine saygı duyarım ama alkol için o kadar para harcamayı göze alsam ilk seçimim damıtılmış içkiler olur..Neyse konudan kopmayalım, Angora’nın hem beyazını hem de kırmızısını gönül rahatlığıyla içebilirsiniz…

Uzak Durulması Gereken: Cumartesi Şarabı. Tek kelimeyle berbattır. Hatta şarap demek içimden gelmiyor bu iğrenç acı sıvıya. Bir yudum aldığınızda ağzınıza sirke, peynir ve maya karışımı ekşi bir tat gelir. Sırf kafa yapsın diye tadını almamaya çalışarak şişeyi bitirdiğinizde de bu sefer midenizi mahveder. Cumartesi içeceğinize köpek öldürenlerden Dimitrikopulo içmeniz daha akıl karıdır.



Bunların yanı sıra aşağıdakileri de zaman zaman keyifle içmekteyim:

The Famous Grouse Blended Scotch Whisky
Cutty Sark Blended Scotch Whisky
Cardinal Melon Kavunlu Votka

Bailey’s Irish Cream
St Remy's French Brendy

Monday, January 16, 2012

Nest - A Winternight Visage




Şu an penceremden baktığımda gördüklerimi bundan daha iyi anlatabilecek bir parça yoktur sanırım.Sessizlik, boşluk, hiçlik + bunların getirdiği huzur...Ve tabi ki, Beyaz...

My CD Collection Part:3 (Wishlist)





Ey yolcu!

Es kaza blog sitelerini gezerken buraya denk geldiysen,
Blog sahibinin biraz antika birisi olduğundan dolayı hala müzik CD'leri topladığını,
Aşağıda isimleri yer alan albümleri CD formatında bir türlü bulamadığını,bulduğu anda değeri neyse verip almaya hazır olduğunu bil...

İşte aranan albümler:

FATE-A MATTER OF ATTITUDE
TREAT-COUP DE GRACE
STARSHIP-NO PROTECTION
CHEAP TRICK-STANDING ON THE EDGE
EUROPE-WINGS OF TOMORROW
MC AULEY SCHENKER GROUP-SAVE YOURSELF
VICIOUS RUMORS-DIGITAL DICTATOR
Q5-WHEN THE MIRROR CRACKS
RUNNING WILD-UNDER JOLLY ROGER
RUNNING WILD-PORT ROYAL
EDGE OF SANITY-THE SPECTRAL SORROWS
OFFICIUM TRISTE-GIVING YOURSELF AWAY
SOLITUDE AETURNUS-INTO THE DEPHTS OF SORROW
SOLITUDE AETURNUS-BEYOND THE CRIMSON HORIZON
TROLL-DREP DE KRISTNE
THE THIRD AND THE MORTAL-PAINTING ON GLASS
NEST-WOODSMOKE

Thursday, January 12, 2012

My CD Collection Part:2 (Entire List)

…AND OCEANS - THE DYNAMIC GALLERY OF THOUGHTS
…AND OCEANS - THE SYMMETRY OF I - THE CIRCLE OF O
…AND OCEANS - A.M.G.O.D
…AND OCEANS - CYPHER
ABLAZE IN HATRED - DECEPTIVE AWARENESS
ABLAZE IN HATRED - THE QUIETUDE PLAINS
ACCEPT - I'M A REBEL
ACCEPT - BREAKER
ACCEPT - BALLS TO THE WALL
ACCEPT - METAL HEART
ACCEPT - RUSSIAN ROULETTE
ACCEPT - OBJECTION OVERRULED
ACCEPT - DEATH ROW
ACCEPT - BLOOD OF THE NATIONS
AGALLOCH - PALE FOLKLORE
AGALLOCH - THE MANTLE
AGALLOCH - ASHES AGAINST THE GRAIN
AGALLOCH - MARROW OF THE SPIRIT
AGE OF SILENCE - ACCELERATION
AHAB - THE DIVINITY OF OCEANS
AHAB - THE GIANT
AKERCOCKE - THE GOAT OF MENDES
AKERCOCKE - CHORONZON
AKERCOCKE - WORDS THAT GO UNSPOKEN, DEEDS THAT GONE UNDONE
ALCEST - SOUVENIRS D'UN AUTRE MONDE
ALCEST - ECAILLES DE LUNE
AMORPHIS - TALES FROM THE THOUSAND LAKES
AMORPHIS - ELEGY
AMORPHIS - TUONELA
AMORPHIS - AM UNIVERSUM
AMORPHIS - FAR FROM THE SUN
AMORPHIS - ECLIPSE
AMORPHIS - SILENT WATERS
ANATHEMA - SERANADES
ANATHEMA - THE SILENT ENIGMA
ANATHEMA - ETERNITY
ANATHEMA - ALTERNATIVE 4
ANATHEMA - A FINE DAY EXIT
ANATHEMA - A NATURAL DISASTER
ANGEL DUST - BORDER OF REALITY
ANGEL DUST - BLEED
ANGEL DUST - ENLIGHTEN THE DARKNESS
ANGEL WITCH - ANGEL WITCH
ANNIHILATOR - ALICE IN HELL
ANNIHILATOR - NEVER NEVERLAND
ANNIHILATOR - SET THE WORLD ON FIRE
ANNIHILATOR - KING OF THE KILL
ANNIHILATOR - CARNIVAL DIABLOS
ANNIHILATOR - SCHIZO DELUXE
ANTHRAX - SPREADING THE DISEASE
ANTHRAX - AMONG THE LIVING
ANTHRAX - STATE OF EUPHORIA
ANTHRAX - PERSISTENCE OF TIME
ANTHRAX - SOUND OF WHITE NOISE
ANTHRAX- STOMP 442
ANTIMATTER - LIGHTS OUT
ANTIMATTER - PLANETARY CONFINEMENT
ANVIL - POUND FOR POUND
ARCTURUS - ASPERA HIEMS SYMFONIA/CONSTELLATION/MY ANGEL
ARCTURUS - LA MASQUERADE INFERNALE
ARCTURUS - THE SHAM MIRRORS
ARCTURUS - SIDESHOW SYMPHONIES
ASPHYX - THE RACK
ASPHYX - LAST ONE ON EARTH
ASPHYX - EMBRACE THE DEATH
ASPHYX - ON THE WINGS OF INFERNO
ASPHYX - DEATH…THE BRUTAL WAY
ASPHYX - DEATHHAMMER
AT THE GATES - THE RED IN THE SKY IS OURS
AT THE GATES - WITH FEAR I KISS THE BURNING DARKNESS
AT THE GATES - TERMINAL SPIRIT DISEASE
AT THE GATES - SLAUGHTER OF THE SOUL
AXEL RUDI PELL - BLACK MOON PYRAMID
AXEL RUDI PELL - OCEANS OF TIME
AXEL RUDI PELL - THE MASQUERADE BALL
AXEL RUDI PELL - SHADOW ZONE
AXEL RUDI PELL - MYSTICA
BATHORY - BLOOD FIRE DEATH
BATHORY - HAMMERHEART
BATHORY - TWILIGHT OF THE GODS
BATHORY - DESTROYER OF WORLDS
BENEDICTION - TRANSCEND THE RUBICON
BENEDICTION - THE DREAMS YOU DREAD
BENEDICTION - GRIND BASTARD
BENEDICTION - ORGANISED CHAOS
BEYOND DAWN - PITY LOVE
BEYOND DAWN - REVELRY
BLAZING ETERNITY - TIMES AND UNKNOWN WATERS
BLAZING ETERNITY - A WORLD TO DROWN IN
BLUT AUS NORD - MEMORIA VETUSTA I - FATHERS OF THE ICY AGES
BLUT AUS NORD - THE WORK WHICH TRANSFORMS GOD
BLUT AUS NORD - MEMORIA VETUSTA II - DIALOGUE WITH THE STARS
BLUT AUS NORD - 777 - SECT(S)
BOLT THROWER - REALM OF CHAOS (SLAVES TO DARKNESS)
BOLT THROWER - WAR MASTER
BOLT THROWER - THE IV'TH CRUSADE
BOLT THROWER - …FOR VICTORY
BOLT THROWER - HONOUR VALOUR PRIDE
BOLT THROWER - THOSE ONCE LOYAL
BORKNAGAR - THE OLDEN DOMAIN
BORKNAGAR - THE ARCHAIC COURSE
BORKNAGAR - QUINTESSENCE
BORKNAGAR - EMPIRICISM
BORKNAGAR - EPIC
BRIMSTONE - CARVING A CRIMSON CAREER
CANDLEMASS - EPICUS DOOMICUS METALLICUS
CANDLEMASS - NIGHTFALL
CANDLEMASS - ANCIENT DREAMS
CANDLEMASS - TALES OF CREATION
CANDLEMASS - CANDLEMASS
CARCASS - HEARTWORK
CARCASS - SWANSONG
CATHEDRAL - FOREST OF EQUILIBRIUM
CATHEDRAL - THE ETHEREAL MIRROR
CATHEDRAL - THE CARNIVAL BIZARRE
CATHEDRAL - CARAVAN BEYOND REDEMPTION
CATHEDRAL - IN MEMORIAM (EP)
CATHEDRAL - ENDTYME
CATHEDRAL - THE GARDEN OF UNEARTHLY DELIGHTS
CELTIC FROST - MORBID TALES (EP)
CELTIC FROST - TO MEGA THERION
CELTIC FROST - INTO THE PANDEMONIUM
CELTIC FROST - PARCHED WITH THIRST AM I AND DYING (COMPILATION)
CELTIC FROST - MONOTHEIST
CORONER - PUNISHMENT FOR DECADENCE
CORONER - NO MORE COLOR
COUNT RAVEN - DESTRUCTION OF THE VOID
COUNT RAVEN - HIGH ON INFINITY
CREMATORY - AWAKE
CREMATORY - ACT SEVEN
CREMATORY - BELIEVE
CULPRIT - GUILTY AS CHARGED
CYNIC - FOCUS
CYNIC - TRACED IN AIR
DARK ANGEL - DARKNESS DESCENDS
DARK ANGEL - LEAVE SCARS
DARK ANGEL - TIME DOES NOT HEAL
DARK TRANQUILLITY - THE GALLERY
DARK TRANQUILLITY - HAVEN
DARK TRANQUILLITY - DAMAGE DONE
DARK TRANQUILLITY - CHARACTER
DARKSEED - MIDNIGHT SOLEMNLY DANCE
DARKSEED - DIVING INTO DARKNESS
DARKSEED - ASTRAL ADVENTURES
DARKSEED - ULTIMATE DARKNESS
DARKTHRONE - PREPARING FOR WAR
DEATH - HUMAN
DEATH - INDIVIDUAL THOUGHT PATTERNS
DEATH - SYMBOLIC
DEATH ANGEL - THE ULTRA-VIOLENCE
DEATH ANGEL - ACT III
DEATHSPELL OMEGA - SI MONUMENTUM REQUIRES, CIRCUMSPICE
DEATHSPELL OMEGA - FAS - ITE, MALEDICTI, IN IGNEM AETERNUM
DECEASED - SUPERNATURAL ADDICTION
DECEASED - BEHIND THE MOURNER'S VEIL (EP)
DECEASED - AS THE WEIRD TRAVEL ON
DECEASED - SURREAL OVERDOSE
DECORYAH - WISDOM FLOATS
DECORYAH - FALL-DARK WATERS
DECORYAH - BREATHING THE BLUE (EP)
DEMOLITION HAMMER - TORTURED EXISTENCE
DEMOLITION HAMMER - EPIDEMIC OF VIOLENCE
DESASTER - HELLFIRE'S DOMINION
DESASTER - THE ARTS OF DESTRUCTION
DESULTORY - INTO ETERNITY
DESULTORY - BITTERNESS
DIABOLICAL MASQUERADE - THE PHANTOM LODGE
DIABOLICAL MASQUERADE - NIGHTWORK
DIAMOND HEAD - THE WHITE ALBUM
DIARY OF DREAMS - ONE OF 18 ANGELS
DISEMBOWELMENT - DISEMBOWELMENT (COMPILATION)
DISMEMBER - LIKE AN EVERFLOWING STREAM
DISMEMBER - INDECENT&OBSCENE
DISMEMBER - MASSIVE KILLING CAPACITY
DISMEMBER - WHERE IRONCROSSES GROW
DISMEMBER - DISMEMBER
DISSECTION - THE SOMBERLAIN
DOOM:VS - DEAD WORDS SPEAK
DORNENREICH - HEXENWIND
DORNENREICH - DURCH DEN TRAUM
DRACONIAN - ARCANE RAIN FELL
DRACONIAN - TURNING SEASON WITHIN
DRUDKH - FORGETTEN LEGENDS
DRUDKH - AUTUMN AURORA
DRUDKH - THE SWAN ROAD
DRUDKH - BLOOD IN OUR WELLS
DRUDKH - SONGS OF GRIEF AND SOLITUDE
EDGE OF SANITY - PURGATORY AFTERGLOW
EDGE OF SANITY - CRIMSON
EDGE OF SANITY - INFERNAL
EDGE OF SANITY - CRYPTIC
EDGE OF SANITY - CRIMSON II
EDGUY - KINGDOM OF MADNESS
EDGUY - VAIN GLORY OPERA
EDGUY - THE SAVAGE POETRY
EDGUY - HELLFIRE CLUB
EMPEROR - ANTHEMS TO THE WELKIN AT DUSK
EMPYRIUM - A WINTERSUNSET…
EMPYRIUM - SONGS OF MOORS AND MISTY FIELDS
EMPYRIUM - WEILAND
ENSLAVED - FROST
ENSLAVED - BLODHEMN
ENSLAVED - MONUMENSION
ENSLAVED - VERTEBRAE
ENTOMBED - LEFT HAND PATH
ENTOMBED - CLANDESTINE
ENTOMBED - WOLVERINE BLUES
ENTOMBED - TO RIDE, SHOOT STRAIGHT AND SPEAK THE TRUTH
ENTOMBED - UPRISING
ENTOMBED - MORNING STAR
ENTOMBED - INFERNO
ENTOMBED - SERPENTS SAINTS - THE TEN AMENDMENTS
EVOKEN - QUIETUS
EVOKEN - ANTITHESIS OF LIGHT
EVOKEN - ATRA MORS
EXODUS - BONDED BY BLOOD
EXODUS - PLEASURES OF THE FLESH
EXODUS - FABULOUS DISASTER
EXODUS - IMPACT IS IMMINENT
EXODUS - TEMPO OF THE DAMNED
EXUMER - POSSESSED BY FIRE
EXUMER - RISING FROM THE SEA
FALKENBACH - …EN THEIR MEDH RIKI FARA…
FALKENBACH - …MAGNI BLANDINN OK MEGINTIRI…
FALKENBACH - OK NEFNA TYSVAR TY
FALKENBACH - HERALDING - THE FIREBLADE
FATES WARNING - THE SPECTRE WITHIN
FATES WARNING - AWAKEN THE GUARDIAN
FATES WARNING - PERFECT SYMMETRY
FATES WARNING - PARALLELS
FATES WARNING - INSIDE OUT
FATES WARNING - DISCONNECTED
FIFTH ANGEL - FIFTH ANGEL
FIFTH ANGEL - TIME WILL TELL
FLEURETY - MIN TID SKAL KOMME
FLOTSAM AND JETSAM - DOOMSDAY FOR THE DECEIVER
FLOTSAM AND JETSAM - NO PLACE FOR DISGRACE
FLOTSAM AND JETSAM - WHEN THE STORM COMES DOWN
FLOTSAM AND JETSAM - CUATRO
FLOTSAM AND JETSAM - DRIFT
FLOTSAM AND JETSAM - HIGH
FORBIDDEN - FORBIDDEN EVIL
FORBIDDEN - TWISTED INTO FORM
FUNERAL - FROM THESE WOUNDS
FUNERAL - AS THE LIGHT DOES THE SHADOW
GAMMA RAY - HEADING FOR TOMORROW
GAMMA RAY - SIGH NO MORE
GAMMA RAY - INSANITY AND GENIUS
GAMMA RAY - SOMEWHERE OUT IN SPACE
GAMMA RAY - NO WORLD ORDER
GAMMA RAY - LAND OF THE FREE II
GATES OF ISHTAR - THE DAWN OF FLAMES
GATES OF ISHTAR - AT DUSK AND FOREVER
GOD DETHRONED - THE GRAND GRIMOIRE
GOD DETHRONED - BLOODY BLASPHEMY
GOD DETHRONED - RAVENOUS
GOD DETHRONED - INTO THE LUNGS OF HELL
GOD DETHRONED - THE LAIR OF THE WHITE WORM
GOD DETHRONED - THE TOXIC TOUCH
GOD DETHRONED - PASSIONDALE
GODGORY - RESURRECTION
GODGORY - WAY BEYOND
GOREFEST- FALSE
GOREFEST- ERASE
GOREFEST - SOUL SURVIVOR
GOREFEST - CHAPTER 13
GRAVE DIGGER - WAR GAMES
GRAVE DIGGER - THE REAPER
GRAVE DIGGER - HEART OF DARKNESS
GRAVE DIGGER - TUNES OF WAR
GRAVE DIGGER - KNIGHTS OF THE CROSS
GRAVE DIGGER - BALLADS OF A HANGMAN
GREEN CARNATION - JOURNEY TO THE END OF THE NIGHT
GREEN CARNATION - LIGHT OF DAY,DAY OF DARKNESS
GREEN CARNATION - A BLESSING IN DISGUISE
GREEN CARNATION - THE QUIET OFFSPRING
GREEN CARNATION - THE ACOUSTIC VERSES
GRIP INC. - NEMESIS
GRIP INC. - SOLIDIFY
GRIP INC. - INCORPORATED
HADES ALMIGHTY - MILLENIUM NOCTURNE
HAMMERFALL - GLORY TO THE BRAVE
HEATHEN - BREAKING THE SILENCE
HELL - HUMAN REMAINS
HELL - CURSE AND CHAPTER
HELLOWEEN - WALLS OF JERICHO
HELLOWEEN - KEEPER OF THE SEVEN KEYS: PART 1
HELLOWEEN - KEEPER OF THE SEVEN KEYS: PART 2
HELLOWEEN - PINK BUBBLES GO APE
HELLOWEEN - CHAMELEON
HELLOWEEN - MASTER OF THE RINGS
HELLOWEEN - THE TIME OF THE OATH
HELLOWEEN - BETTER THAN RAW
HELLOWEEN - THE DARK RIDE
HELLOWEEN - RABBIT DON'T COME EASY
HELLOWEEN - KEEPER OF THE SEVEN KEYS - THE LEGACY
HELLOWEEN - GAMBLING WITH THE DEVIL
HELSTAR - REMNANTS OF WAR
HELSTAR - A DISTANT THUNDER
HELSTAR - NOSFERATU
HOLY MOSES - WORLD CHAOS
HOLY TERROR - TERROR AND SUBMISSION
HOLY TERROR - MIND WARS
HYDRA VEIN - RATHER DEATH THAN FALSE OF FAITH
HYDRA VEIN - AFTER THE DREAM
HYPOCRISY - OSCULUM OBSCENUM
HYPOCRISY - ABDUCTED
HYPOCRISY - INTO THE ABYSS
HYPOCRISY - 10 YEARS OF CHAOS AND CONFUSION (COMPILATION)
HYPOCRISY - CATCH 22 V2.0.08
IMMORTAL - BATTLES IN THE NORTH
IMMORTAL - AT THE HEART OF WINTER
IMMORTAL - DAMNED IN BLACK
IN AETERNUM - THE PESTILENT PLAGUE
IN FLAMES - WHORACLE
IN FLAMES - CLAYMAN
IN MOURNING - MONOLITH
IN MOURNING - THE WEIGHT OF OCEANS
IN SOLITUDE - THE WORLD.THE FLESH.THE DEVIL
IN THE WOODS… - OMNIO
IN THE WOODS... - STRANGE IN STEREO
IN THE WOODS… - THREE TIMES SEVEN ON A PILGRIMAGE
INFERNAL MAJESTY - NONE SHALL DEFY
INTRUDER - LIVE TO DIE
IRON MAIDEN - THE NUMBER OF THE BEAST
IRON MAIDEN - PIECE OF MIND
IRON MAIDEN - POWERSLAVE
IRON MAIDEN - SOMEWHERE IN TIME
IRON MAIDEN - SEVENTH SON OF A SEVENTH SON
IRON MAIDEN - NO PRAYER FOR THE DYING
IRON MAIDEN - THE X FACTOR
IRON SAVIOR - IRON SAVIOR
IRON SAVIOR - I'VE BEEN TO HELL (SINGLE)
ISOLE - BORN FROM SHADOWS
JUDAS PRIEST - KILLING MACHINE
JUDAS PRIEST - BRITISH STEEL
JUDAS PRIEST - DEFENDERS OF THE FAITH
JUDAS PRIEST - TURBO
JUDAS PRIEST - RAM IT DOWN
KAMELOT - KARMA
KAMELOT - EPICA
KAMPFAR - KVASS
KAMPFAR - HEIMGANG
KATATONIA - DANCE OF DECEMBER SOULS
KATATONIA - BRAVE MURDER DAY
KATATONIA - DISCOURAGED ONES
KATATONIA - LAST FAIR DEAL GONE DOWN
KATATONIA - VIVA EMPTINESS
KATATONIA - BRAVE YESTER DAYS (COMPILATION)
KATATONIA - NIGHT IS THE NEW DAY
KAUAN - AAVA TUULEN MAA
KEEP OF KALESSIN - THROUGH TIMES OF WAR
KEEP OF KALESSIN - AGNEN : A JOURNEY THROUGH THE DARK
KEEP OF KALESSIN - ARMADA
KEEP OF KALESSIN - KOLOSSUS
KEEP OF KALESSIN - REPTILIAN
KING DIAMOND - FATAL PORTRAIT
KING DIAMOND - ABIGAIL
KING DIAMOND - THEM
KING DIAMOND - CONSPIRACY
KING DIAMOND - THE EYE
KING DIAMOND - THE SPIDER'S LULLABYE
KING DIAMOND - THE GRAVEYARD
KING DIAMOND - VOODOO
KING DIAMOND - HOUSE OF GOD
KING DIAMOND - THE PUPPET MASTER
KING DIAMOND - GIVE ME YOUR SOUL…PLEASE
KREATOR - ENDLESS PAIN
KREATOR - PLEASURE TO KILL
KREATOR - TERRIBLE CERTAINTY
KREATOR - EXTREME AGGRESSION
KREATOR - COMA OF SOULS
KREATOR - CAUSE FOR CONFLICT
KREATOR - OUTCAST
KVIST - FOR KUNSTEN MAA VI EVIG VIKE
LÄÄZ ROCKIT - KNOW YOUR ENEMY
LÄÄZ ROCKIT - ANNIHILATION PRINCIPLE
LACRIMAS PROFUNDERE - MEMORANDUM
LACRIMAS PROFUNDERE - BURNING : A WISH
LACRIMAS PROFUNDERE - FALL,I WILL FOLLOW
LACRIMAS PROFUNDERE - AVE END
LAKE OF TEARS - GREATER ART
LAKE OF TEARS - HEADSTONES
LAKE OF TEARS - A CRIMSON COSMOS
LAKE OF TEARS - FOREVER AUTUMN
LAKE OF TEARS - THE NEONAI
LAKE OF TEARS - BLACK BRICK ROAD
LAKE OF TEARS - MOONS AND MUSHROOMS
LIFELOVER - PULVER
LIFELOVER - KONKURS
LIZZY BORDEN - LOVE YOU TO PIECES
LIZZY BORDEN - MENACE TO SOCIETY
LIZZY BORDEN - VISUAL LIES
MACHINE HEAD - BURN MY EYES
MACHINE HEAD - THE MORE THINGS CHANGE
MADDER MORTEM - ALL FLESH IS GRASS
MADDER MORTEM - DEADLANDS
MADDER MORTEM - DESIDERATA
MANEGARM - HAVETS VARGAR
MANEGARM - DÖDSFÄRD
MANEGARM - VREDENS TID
MANES - UNDER EIN BLODRAUD MAANE
MANES - VILOSOPHE
MANES - HOW THE WORLD CAME TO AN END
MANILLA ROAD - CRYSTAL LOGIC
MANILLA ROAD - THE DELUGE
MANILLA ROAD - SPIRAL CASTLE
MASTERPLAN - MASTERPLAN
MASTERPLAN - AERONAUTICS
MEGADETH - PEACE SELLS…BUT WHO'S BUYING?
MEGADETH - SO FAR,SO GOOD…SO WHAT!
MEGADETH - RUST IN PEACE
MEGADETH - COUNTDOWN TO EXTINCTION
MEGADETH - YOUTHANASIA
MELECHESH - THE EPIGENESIS
MERCILESS - THE AWAKENING
MERCILESS - MERCILESS
MERCYFUL FATE - MELISSA
MERCYFUL FATE - DON'T BREAK THE OATH
MERCYFUL FATE - IN THE SHADOWS
MERCYFUL FATE - TIME
MERCYFUL FATE - INTO THE UNKNOWN
MERCYFUL FATE - DEAD AGAIN
MERCYFUL FATE - 9
METAL CHURCH - METAL CHURCH
METAL CHURCH - HANGING IN THE BALANCE
MIDVINTER - AT THE SIGHT OF THE APOCALYPSE DRAGON
MOONSORROW - SUDEN UNI
MOONSORROW - VOIMASTA JA KUNNIASTA
MOONSORROW - KIVENKANTAJA
MOONSORROW - VERISAKEET
MOONSORROW - V: HAVITETTY
MOONSORROW - VARJOINA KULJEMME KUOLLEIDEN MAASSA
MOONSPELL - THE BUTTERFLY EFFECT
MOONSPELL - DARKNESS AND HOPE
MOONSPELL - THE ANTIDOTE
MOONSPELL - NIGHT ETERNAL
MORBID ANGEL - ALTARS OF MADNESS
MORBID ANGEL - BLESSED ARE THE SICK
MORBID ANGEL - COVENANT
MORBID ANGEL - FORMULAS FATAL TO THE FLESH
MORGION - AMONG MAJESTIC RUIN
MORGION - SOLINARI
MORGION - CLOAKED BY AGES,CROWNED IN EARTH
MORGOTH - FEEL SORRY FOR THE FANATIC
MORGOTH - THE BEST OF MORGOTH 1987-1997
MORTIIS - FODT TIL A HERSKE
MORTIIS - CRYPT OF THE WIZARD
MORTIIS - THE STARGATE
MUSTAN KUUN LAPSET - TELVENRANTA
MY DYING BRIDE - TURN LOOSE THE SWANS
MY DYING BRIDE - THE ANGEL AND THE DARK RIVER
MY DYING BRIDE - LIKE GODS OF THE SUN
MY DYING BRIDE - THE LIGHT AT THE END OF THE WORLD
MY DYING BRIDE - A LINE OF DEATHLESS KINGS
MY SHAMEFUL - OF ALL THE WRONG THINGS
MY SHAMEFUL - …OF DUST
MYSTICUM - IN THE STREAMS OF INFERNO
NAPALM DEATH - DEATH BY MANIPULATION (COMPILATION)
NAPALM DEATH - UTOPIA BANISHED
NAPALM DEATH - FEAR, EMPTINESS, DESPAIR
NECROPHOBIC - THE NOCTURNAL SILENCE
NECROPHOBIC - DARKSIDE
NECROPHOBIC - THE THIRD ANTICHRIST
NECROPHOBIC - BLOODHYMNS
NECROPHOBIC - DEATH TO ALL
NEUN WELTEN - VERGESSENE PFADE
NEVERMORE - NEVERMORE
NEVERMORE - THE POLITICS OF ECSTASY
NEVERMORE - DREAMING NEON BLACK
NEVERMORE - DEAD HEART IN A DEAD WORLD
NEVERMORE - THIS GODLESS ENDEAVOR
NOCTURNUS - THE KEY
NOCTURNUS - THRESHOLDS
NOVEMBRE - CLASSICA
NUCLEAR ASSAULT - GAME OVER
NUCLEAR ASSAULT - SURVIVE
NUCLEAR ASSAULT - HANDLE WITH CARE
OBITUARY - CAUSE OF DEATH
OCTOBER FALLS - TUONI (EP)
OCTOBER FALLS - MARRAS
OCTOBER FALLS - THE WOMB OF PRIMORDIAL NATURE
OCTOBER TIDE - RAIN WITHOUT END
OCTOBER TIDE - GREY DAWN
OCTOBER TIDE - A THIN SHELL
OFFICIUM TRISTE - REASON
OLD MAN'S CHILD - THE PAGAN PROSPERITY
OLD MAN'S CHILD - REVELATION 666
OMEN - BATTLE CRY
OMEN - WARNING OF DANGER
OMEN - THE CURSE
ON THORNS I LAY - ORAMA
ON THORNS I LAY - CRYSTAL TEARS
ONSLAUGHT - POWER FROM HELL
ONSLAUGHT - IN SEARCH OF SANITY
ORANSSI PAZUZU - KOSMONUMENT
OTYG - ÄLVEFÄRD
OVERKILL - TAKING OVER
OVERKILL - UNDER THE INFLUENCE
OVERKILL - THE YEARS OF DECAY
OVERKILL - HORRORSCOPE
OVERKILL - I HEAR BLACK
OVERKILL - W.F.O
OVERKILL - THE KILLING KIND
OVERKILL - KILLBOX 13
PAIN - REBIRTH
PAIN - NOTHING REMAINS THE SAME
PAIN - DANCING WITH THE DEAD
PAIN - PSALMS OF EXTINCTION
PARADISE LOST - GOTHIC
PARADISE LOST - SHADES OF GOD
PARADISE LOST - AS I DIE (SINGLE)
PARADISE LOST - ICON
PARADISE LOST - DRACONIAN TIMES
PARADISE LOST - FOREVER FAILURE (SINGLE)
PARADISE LOST - ONE SECOND
PARADISE LOST - HOST
PARADISE LOST - PARADISE LOST
PARADISE LOST - IN REQUIEM
PARADOX - HERESY
PARADOX - ELECTRIFY
PARADOX - RIOT SQUAD
PESTILENCE - CONSUMING IMPULSE
PESTILENCE - TESTIMONY OF THE ANCIENTS
PINK CREAM 69 - PINK CREAM 69
PINK CREAM 69 - SONIC DYNAMITE
PINK CREAM 69 - ENDANGERED
POISONBLACK - LUST STAINED DESPAIR
POISONBLACK - A DEAD HEAVY DAY
POSSESSED - SEVEN CHURCHES
PRETTY MAIDS - RED,HOT AND HEAVY
PRETTY MAIDS - FUTURE WORLD
PRETTY MAIDS - JUMP THE GUN
PRETTY MAIDS - SCREAM
PRETTY MAIDS - SPOOKED
PRETTY MAIDS - PANDEMONIUM
PRIMORDIAL - SPIRIT THE EARTH AFLAME
PRIMORDIAL - THE GATHERING WILDERNESS
PRIMORDIAL - TO THE NAMELESS DEAD
PRIMORDIAL - REDEMPTION AT THE PURITAN'S HAND
QUEENSRYCHE - RAGE FOR ORDER
QUEENSRYCHE - OPERATION : MINDCRIME
QUEENSRYCHE - EMPIRE
QUEENSRYCHE - PROMISED LAND
RAGE - TEN YEARS IN RAGE
RAGE - BLACK IN MIND
RAGE - END OF ALL DAYS
RAGE - GHOSTS
RAVEN - LIFE'S A BITCH
RAVEN - NOTHING EXCEEDS LIKE EXCESS
RAVEN - ARCHITECT OF FEAR
REALM - SUICIETY
RIOT - BORN IN AMERICA
RIOT - THUNDERSTEEL
ROTTING CHRIST - NON SERVIAM
ROTTING CHRIST - TRIARCHY OF THE LOST LOVERS
ROTTING CHRIST - A DEAD POEM
ROTTING CHRIST - GENESIS
ROTTING CHRIST - SANCTUS DIAVOLOS
ROUGH SILK - BEYOND THE SUNDOWN
RUNNING WILD - DEATH OR GLORY
RUNNING WILD - BLAZON STONE
RUNNING WILD - PILE OF SKULLS
RUNNING WILD - BLACK HAND INN
RUNNING WILD - MASQUERADE
RUNNING WILD - THE RIVALRY
RUNNING WILD - VICTORY
SACRAMENTUM - FAR AWAY FROM THE SUN
SACRED REICH - THE AMERICAN WAY
SAINT VITUS - SAINT VITUS
SAINT VITUS - HALLOW'S VICTIM
SAINT VITUS - BORN TOO LATE
SAINT VITUS - MOURNFUL CRIES
SAINTS 'N' SINNERS - SAINTS 'N' SINNERS
SAMAEL - PASSAGE
SAMAEL - ETERNAL
SAMAEL - REIGN OF LIGHT
SAMAEL - SOLAR SOUL
SANCTUARY - REFUGE DENIED
SARGEIST - LET THE DEVIL IN
SATAN - COURT IN THE ACT
SATAN - LIFE SENTENCE
SATURNUS - MARTYRE
SATURNUS - VERONIKA DECIDES TO DIE
SATURNUS - SATURN IN ASCENSION
SAVATAGE - SIRENS
SAVATAGE - GUTTER BALLET
SAVATAGE - EDGE OF THORNS
SAVATAGE - HANDFUL OF RAIN
SAVATAGE - DEAD WINTER DEAD
SAVATAGE - THE WAKE OF MAGELLAN
SAVATAGE - POETS & MADMEN
SAXON - DENIM AND LEATHER
SAXON - SOLID BALL OF ROCK
SAXON - DOGS OF WAR
SAXON - UNLEASH THE BEAST
SAXON - METALHEAD
SAXON - LIONHEART
SENTENCED - SHADOWS OF THE PAST
SENTENCED - NORTH FROM HERE
SENTENCED - AMOK
SENTENCED - LOVE & DEATH (EP)
SENTENCED - DOWN
SENTENCED - FROZEN
SENTENCED - CRIMSON
SEPTICFLESH - MYSTIC PLACES OF DAWN
SEPTICFLESH - ESOPTRON
SEPULTURA - BENEATH THE REMAINS
SHINING - V - HALMSTAD
SHINING - VII - FÖDD FÖRLORARE
SKEPTICISM - STORMCROWFLEET
SKEPTICISM - LEAD AND AETHER
SKEPTICISM - FARMAKON
SKYCLAD - JONAH'S ARK
SKYCLAD - THE SILENT WHALES OF LUNAR SEA
SKYCLAD - THE ANSWER MACHINE?
SKYCLAD - VINTAGE WHINE
SKYCLAD - FOLKEMON
SLAYER - REIGN IN BLOOD
SLAYER - SOUTH OF HEAVEN
SLAYER - SEASONS IN THE ABYSS
SODOM - PERSECUTION MANIA
SODOM - AGENT ORANGE
SODOM - TAPPING THE VAIN
SODOM - M-16
SOLEFALD - THE LINEAR SCAFFOLD
SOLEFALD - NEONISM
SOLEFALD - PILLS AGAINST THE AGELESS ILLS
SOLEFALD - IN HARMONIA UNIVERSALI
SOLEFALD - RED FOR FIRE : AN ICELANDIC ODYSSEY : PART I
SOLEFALD - NORRON LIVSKUNST
SOLITUDE AETURNUS - THROUGH THE DARKEST HOUR
SOLITUDE AETURNUS - DOWNFALL
SOLITUDE AETURNUS - ADAGIO
SOLITUDE AETURNUS - ALONE
STRATOVARIUS - FOURTH DIMENSION
STRATOVARIUS - DESTINY
SUICIDAL TENDENCIES - JOIN THE ARMY
SUNDOWN - DESIGN 19
SYMPHONY X - PARADISE LOST
TANK - HONOUR & BLOOD
TANKARD - ZOMBIE ATTACK
TANKARD - CHEMICAL INVASION
TANKARD - THE MORNING AFTER
TANKARD - STONE COLD SOBER
TANKARD - TWO FACED
TANKARD - TANKARD
TENHI - KAUAN
TENHI - AIRUT: AAMUJEN
TESTAMENT - THE LEGACY
TESTAMENT - THE NEW ORDER
TESTAMENT - PRACTICE WHAT YOU PREACH
TESTAMENT - SOULS OF BLACK
TESTAMENT - THE RITUAL
TESTAMENT - LOW
THANATOS - REALM OF ECSTASY
THANATOS - ANGELIC ENCOUNTERS
THE ALMIGHTY - SOUL DESTRUCTION
THE ALMIGHTY - POWERTRIPPIN'
THE ALMIGHTY - CRANK
THE BLOOD DIVINE - AWAKEN
THE GATHERING - MANDYLION
THE GATHERING - NIGHTTIME BIRDS
THE GATHERING - HOW TO MEASURE A PLANET?
THE GATHERING - SOUVENIRS
THE GATHERING - HOME
THE KOVENANT - NEXUS POLARIS
THE KOVENANT - ANIMATRONIC
THE KOVENANT - SETI
THE 3RD AND THE MORTAL - MEMOIRS
THEATRE OF TRAGEDY - THEATRE OF TRAGEDY
THEATRE OF TRAGEDY - VELVET DARKNESS THEY FEAR
THEATRE OF TRAGEDY - MUSIQUE
THERGOTHON - STREAM FROM THE HEAVENS
THERION - OF DARKNESS….
THERION - BEYOND SANCTORUM
THERION - SYMPHONY MASSES: HO DRAKON HO MEGAS
THERION - THELI
THERION - SECRET OF THE RUNES
THORNS VS. EMPEROR
THY SERPENT - FORESTS OF WITCHERY
THY SERPENT - LORDS OF TWILIGHT
THYRFING - THYRFING
THYRFING - VALDR GALGA
THYRFING - URKRAFT
THYRFING - VANSINNESVISOR
THYRFING - FARSOTSTIDER
THYRFING - HELS VITE
TIAMAT - WILDHONEY
TIAMAT - A DEEPER KIND OF SLUMBER
TIAMAT - SKELETON SKELETRON
TIAMAT - JUDAS CHRIST
TROLL - THE LAST PREDATORS
TROLL - NEO SATANIC SUPREMACY
TROUBLE - RUN TO THE LIGHT
TSJUDER - DESERT NORTHERN HELL
TYRANNY - TIDES OF AWAKENING
U.D.O. - FACELESS WORLD
U.D.O. - TIMEBOMB
U.D.O. - NO LIMITS
U.D.O. - MAN AND MACHINE
ULVER - BERGTATT - ET EEVENTYR I 5 CAPITLER
ULVER - KVELDSSANGER
ULVER - NATTENS MADRIGAL - AATTE HYMNE TIL ULVEN I MANDEN
ULVER - THEMES FROM WILLIAM BLAKE'S THE MARRIAGE OF HEAVEN AND HELL
ULVER - PERDITION CITY
ULVER - BLOOD INSIDE
ULVER - SHADOWS OF THE SUN
UNCANNY - MCMXCI MCMXCIV
UNLEASHED - WHERE NO LIFE DWELLS
UNLEASHED - HELL'S UNLEASHED
UNLEASHED - SWORN ALLEGIANCE
UNLEASHED - HAMMER BATTALION
UNLEASHED - AS YGGDRASIL TREMBLES
VARIOUS ARTISTS - AS WE DIE FOR…PARADISE LOST (TRIBUTE)
VEKTOR - OUTER ISOLATION
VENOM - WELCOME TO HELL
VENOM - BLACK METAL
VENOM - AT WAR WITH SATAN
VENOM - POSSESSED
VENOM - PRIME EVIL
VICIOUS RUMORS - SOLDIERS OF THE NIGHT
VICIOUS RUMORS - VICIOUS RUMORS
VICIOUS RUMORS - WELCOME TO THE BALL
VINTERLAND - WELCOME MY LAST CHAPTER
VIRGIN STEELE - THE MARRIAGE OF HEAVEN AND HELL: PART 1
VIRGIN STEELE - THE MARRIAGE OF HEAVEN AND HELL: PART 2
VIRGIN STEELE - INVICTUS
VIRGIN STEELE - THE HOUSE OF ATREUS : ACT 2
VIRGIN STEELE - THE BOOK OF BURNING
VOIVOD - KILLING TECHNOLOGY
VOIVOD - DIMENSION HATRÖSS
VOIVOD - PHOBOS
WINDIR - ARNTOR
WINDIR - 1184
WINDIR - LIKFERD
WITCHFINDER GENERAL - FRIENDS OF HELL
WITCHFYNDE - LORDS OF SIN
WOLF - EVIL STAR
WOLF - THE BLACK FLAME
YEARNING - PLAINTIVE SCENES
YEARNING - EVERSHADE
YEARNING - MERGING INTO LANDSCAPES



ALICE COOPER - LOVE IT TO DEATH
ALICE COOPER - SCHOOL'S OUT
ALICE COOPER - CONSTRICTOR
ALICE COOPER - TRASH
ALICE COOPER - HEY STOOPID
ALICE COOPER - BRUTAL PLANET
ALICE IN CHAINS - BLACK GIVES WAY TO BLUE
ALICE IN CHAINS - THE DEVIL PUT DINOSAURS HERE
ALTER BRIDGE - ONE DAY REMAINS
ALTER BRIDGE - BLACKBIRD
ALTER BRIDGE - AB III
AMBER ASYLUM - FROZEN IN AMBER
AMBER ASYLUM - THE NATURAL PHILOSOPHY OF LOVE
BLACK SABBATH - BLACK SABBATH
BLACK SABBATH - PARANOID
BLACK SABBATH - MASTER OF REALITY
BLACK SABBATH - VOL. 4
BLACK SABBATH - SABBATH BLOODY SABBATH
BLACK SABBATH - SABOTAGE
BLACK SABBATH - HEAVEN AND HELL
BLACK SABBATH - MOB RULES
BLACK SABBATH - SEVENTH STAR
BLACK SABBATH - THE ETERNAL IDOL
BLACK SABBATH - HEADLESS CROSS
BLACK SABBATH - TYR
BLACK SABBATH - DEHUMANIZER
BLACK SABBATH - FORBIDDEN
BLACK STONE CHERRY - BETWEEN THE DEVIL&THE DEEP BLUE SEA
BONFIRE - DON'T TOUCH THE LIGHT
BONFIRE - POINT BLANK
BRITNY FOX - BOYS IN HEAT
DAMN YANKEES - DAMN YANKEES
DARE - OUT OF THE SILENCE
DARE - BLOOD FROM STONE
DEEP PURPLE - THE BOOK OF TALIESYN
DEEP PURPLE - DEEP PURPLE IN ROCK
DEEP PURPLE - MACHINE HEAD
DEEP PURPLE - WHO DO WE THINK WE ARE
DEEP PURPLE - BURN
DEEP PURPLE - STORMBRINGER
DEEP PURPLE - COME TASTE THE BAND
DEEP PURPLE - PERFECT STRANGERS
DEEP PURPLE - SLAVES AND MASTERS
DEPECHE MODE - THE SINGLES 86>98
DOKKEN - UNDER LOCK AND KEY
DOKKEN - BACK FOR THE ATTACK
EUROPE - THE FINAL COUNTDOWN
EUROPE - OUT OF THIS WORLD
EUROPE - START FROM THE DARK
FAIR WARNING - 4
FAITH NO MORE - INTRODUCE YOURSELF
FAITH NO MORE - THE REAL THING
FAITH NO MORE - ANGEL DUST
FAITH NO MORE - KING FOR A DAY,FOOL FOR A LIFETIME
FASTER PUSSYCAT - WAKE ME WHEN IT'S OVER
FATE - CRUISIN' FOR A BRUISIN'
FIELDS OF THE NEPHILIM - DAWNRAZOR
FIELDS OF THE NEPHILIM - THE NEPHILIM
FIREHOUSE - HOLD YOUR FIRE
FIREHOUSE - 3
FIREHOUSE - GOOD ACOUSTICS
FLEETWOOD MAC - RUMOURS
FLEETWOOD MAC - TANGO IN THE NIGHT
FOREIGNER - AGENT PROVOCATEUR
FOREIGNER - INSIDE INFORMATION
GIANT - TIME TO BURN
GLENN HUGHES - ONCE AND FUTURE KING PART:1
GUNS N' ROSES - USE YOUR ILLUSION I
HAGALAZ' RUNEDANCE - THE WINDS THAT SANG OF MIDGARD'S FATE
HEARTLAND - HEARTLAND
JEFFERSON STARSHIP - DRAGON FLY
JEFFERSON STARSHIP - EARTH
JOURNEY - ESCAPE
JOURNEY - FRONTIERS
JOURNEY - RAISED ON RADIO
KANSAS - SONG FOR AMERICA
KANSAS - MASQUE
KANSAS - LEFTOVERTURE
KANSAS - POINT OF KNOW RETURN
KANSAS - MONOLITH
KANSAS - IN THE SPIRIT OF THINGS
KILLER DWARFS - DIRTY WEAPONS
KILLING JOKE - NIGHT TIME
KILLING JOKE - BRIGHTER THAN A THOUSAND SUNS
KILLING JOKE - OUTSIDE THE GATE
KILLING JOKE - PANDEMONIUM
KILLING JOKE - KILLING JOKE
KINGDOM COME - KINGDOM COME
KINGDOM COME - IN YOUR FACE
KYUSS - WRETCH
KYUSS - BLUES FOR THE RED SUN
KYUSS - WELCOME TO SKY VALLEY
KYUSS - …AND THE CIRCUS LEAVES TOWN
LED ZEPPELIN - LED ZEPPELIN
LED ZEPPELIN - LED ZEPPELIN II
LED ZEPPELIN - LED ZEPPELIN III
LOVE/HATE - BLACKOUT IN THE RED ROOM
LOVE/HATE - WASTED IN AMERICA
MAGNUM - ON A STORYTELLER'S NIGHT
MC AULEY SCHENKER GROUP - PERFECT TIMING
MC AULEY SCHENKER GROUP - MSG
NAERVAER - SKIFTNINGER
NAZARETH - LOUD 'N' PROUD
NAZARETH - HAIR OF THE DOG
NAZARETH - CLOSE ENOUGH FOR ROCK 'N' ROLL
NAZARETH - MALICE IN WONDERLAND
NAZARETH - 2XS
NAZARETH - SOUND ELIXIR
NEW MODEL ARMY - THE GHOST OF CAIN
NEW MODEL ARMY - THUNDER AND CONSOLATION
NEW ORDER - POWER, CORRUPTION & LIES
NEW ORDER - LOW - LIFE
NEW ORDER - BROTHERHOOD
NEW ORDER - TECHNIQUE
NINE INCH NAILS - HESITATION MARKS
POISON - OPEN UP AND SAY...AHH!
POISON - FLESH & BLOOD
QUEENS OF THE STONE AGE - RATED R
QUEENS OF THE STONE AGE - SONGS FOR THE DEAF
QUIET RIOT - METAL HEALTH
QUIET RIOT - QR III
RAINBOW - RITCHIE BLACKMORE'S RAINBOW
RAINBOW - DIFFUCULT TO CURE
RAINBOW - BENT OUT OF SHAPE
RAMMSTEIN - HERZELEID
RAMMSTEIN - SEHNSUCHT
RAMMSTEIN - MUTTER
RATT - OUT OF THE CELLAR
RATT - INVASION OF YOUR PRIVACY
RATT - DETONATOR
REO SPEEDWAGON - WHEELS ARE TURNIN'
RUSH - FLY BY NIGHT
RUSH - 2112
RUSH - A FAREWELL TO KINGS
RUSH - HEMISPHERES
RUSH - PERMANENT WAVES
RUSH - MOVING PICTURES
RUSH - SIGNALS
RUSH - GRACE UNDER PRESSURE
RUSH - POWER WINDOWS
RUSH - HOLD YOUR FIRE
RUSH - PRESTO
RUSH - ROLL THE BONES
RUSH - TEST FOR ECHO
SCORPIONS - SAVAGE AMUSEMENT
SCORPIONS - CRAZY WORLD
SCORPIONS - FACE THE HEAT
SHINEDOWN - THE SOUND OF MADNESS
SIOUXSIE & THE BANSHEES - KALEIDOSCOPE
SIOUXSIE & THE BANSHEES - A KISS IN THE DREAMHOUSE
SIOUXSIE & THE BANSHEES - TINDERBOX
SLAUGHTER - STICK IT TO YA
SLAUGHTER - THE WILD LIFE
STRANGEWAYS - NATIVE SONS
STRANGEWAYS - WALK IN THE FIRE
SURVIVOR - EYE OF THE TIGER
SURVIVOR - VITAL SIGNS
SURVIVOR - WHEN SECONDS COUNT
SURVIVOR - TOO HOT TO SLEEP
TESLA - THE GREAT RADIO CONTROVERSY
TESLA - PSYCHOTIC SUPPER
TESLA - BUST A NUT
THE CARS - HEARTBEAT CITY
THE CRANBERRIES - TO THE FAITHFUL DEPARTED
THE MISSION - GODS OWN MEDICINE
THE MISSION - CHILDREN
THE SISTERS OF MERCY - FIRST AND LAST AND ALWAYS
THE SISTERS OF MERCY - FLOODLAND
THE SISTERS OF MERCY - VISION THING
THIN LIZZY - BAD REPUTATION
THIN LIZZY - BLACK ROSE
THIN LIZZY - CHINATOWN
URIAH HEEP - SALISBURY
URIAH HEEP - THE MAGICIAN'S BIRTHDAY
URIAH HEEP - FIREFLY
URIAH HEEP - FALLEN ANGEL
URIAH HEEP - CONQUEST
URIAH HEEP - HEAD FIRST
URIAH HEEP - DIFFERENT WORLD
VÀLI - FORLATT
VANGELIS - BLADE RUNNER
WARDRUNA - RUNALJOD - YGGDRASIL
WARRANT - CHERRY PIE
WHITE LION - PRIDE
WHITE LION - MANE ATTRACTION
WHITESNAKE - TROUBLE
WHITESNAKE - READY AN' WILLING
WHITESNAKE - SLIDE IT IN
WHITESNAKE - 1987
WISHBONE ASH - TWIN BARRELS BURNING
YES - CLOSE TO THE EDGE
YES - TALES FROM TOPOGRAPHIC OCEANS
YES - RELAYER
YES - GOING FOR THE ONE
YES - DRAMA

Wednesday, January 11, 2012

My CD Collection Part:1 (Prelude)



1995 senesinde 13 yaşındayken Kral TV’deki kliplerden sıkılarak doğru dürüst müzik dinleme ihtiyacı hissettiğimi hatırlıyorum.(Evet, ben de bizim jenerasyondan olan hemen herkes gibi zamanında ÇELİK dinlemiş bir adamım).Ne şanslıymışım ki o zamanlar en yakın arkadaşım olan zat, rock ve metal müziğe ilgi duyuyordu (Özeniyordu desek daha doğru olur).İkide bir bana “Olum sen ne zaman dinleyecen böyle şeyler, bak devir rock-metal müzik devri, metalci kızlar da şahane (!)“ tarzı bir şeyler söylüyordu.Ben de bir gün önyargımı bir kenara bırakarak “Bir deniyim ne kaybederim ki?” demiştim.İyi ki de demişim…

90'lı yılların başlarında metal albümlerini kaset dışındaki formatlarda bulmak zor işti.Dolayısıyla metal müziğe başlangıcım arkadaştan aldığım Pentagram – Trail Blazer kaseti ile oldu.Albüm daha ilk dinleyişimde çok hoşuma gitmişti.Hızlı&, ritmik bir müzik, akılda kalıcı melodiler ve şimdilerde müzik kanallarında Türkçe sözlü rock parçaları ve garip tipiyle sıkça boy gösteren Ogün Sanlısoy’un tiz sesi..Oldukça etkilenmiştim.(Bu albümde yer alan Secret Missile, Trail Blazer, Fly Forever, Over the Line, No One Wins The Fight gibi parçaları kaseti başa sararak sürekli dinlediğimi hatırlıyorum..)Bu arada evde böyle “değişik” tarzda müzik dinlediğimi gören (ve işiten) aile bireyleri biraz şaşırmışlardı..Meğerse babamın o zamanlardaki müdürünün kızı da ağır müzik dinliyormuş.Babam “Müdürün kızına bir sorayım belki onda sana göre bir şeyler vardır” dedikten kısa bir zaman sonra elinde Megadeth – Peace Sells…But Who’s Buying?,Testament– The Ritual ve Metallica – Metallica kasetleriyle eve geldi.Bu kasetlerle beraber azılı bir Metallica ve Megadeth fanı olmama yol açacak olan süreç başlamıştı…(Sonuç itibariyle her metalcinin hayatının bir döneminde etkilenmiş olduğu gruplardır bunlar) Albümleri belki 200 defa dinledikten sonra para biriktirip (Yabancı kasetlerin fiyatları 5 milyon gibi bir şeydi o zamanlar) hayatımda satın aldığım ilk kasete kavuştum: Kapağındaki ucube yaratık ile Megadeth – Countdown to Extinction albümü…

Yıllarca harçlığımın yettiği ölçüde kaset koleksiyonu yapmaya devam ettim.Tabi ki o zamanlar pek çok albümün orjinal kaseti Türkiye’ye gelmiyordu..İnternet gibi bir olanak da olmadığı için rock ve metal müzik ile ilgili dergileri takip ederek oradaki albüm kritiklerine göre Kadıköy Akmar Pasajı civarından çekme kasetler alıyorduk.Dergilerin dışında, bu müziği dinleyen arkadaşların “Olum geçen gün Sodom diye bir grup keşfettim çok gaz lan” ya da “Abi geçenlerde Haggard diye bir grubun kasetini aldım; dinlerken ağladım valla, sen de dinle kesin” şeklindeki tavsiyeleri de kaset seçimlerimizde etkili oluyordu…

1996-97 yılından itibaren Kadıköy’de bulunan müzik dükkanlarına bol miktarda orjinal rock ve metal CD’leri gelmeye başlamıştı.CD’lerin fiyatları kasetlerin yaklaşık 4-5 katı olmasına rağmen ses kaliteleri kasetlere göre çok daha iyiydi.Renkli, büyük kitapçıkları insanı cezbediyordu..1998 yılında ilk orjinal CD’mi aldığımda (Galiba Queensryche – Empire idi) büyülenmiş gibi hissettiğimi hatırlıyorum.CD’nin jelatinini yırtmak, içinden diski dikkatlice çıkartıp (Maalesef kolay çizilebilen şeyler şu CD'ler) müzik setine koymak, yüksek kalitede müzik dinleyebilmek, müzik setinin üzerindeki tuşlarla istedim şarkıya geçebilmek hatta tek bir tuşla şarkıyı Repeat’e almak, CD kitapçığındaki fotoğraflara bakıp şarkı sözlerini incelemek bana tarifsiz bir keyif vermişti… “Artık kaset yerine CD koleksiyonu yapmalıyım“ dedim ama tabi o zamanlardaki kısıtlı bütçemle ayda bir tane CD’yi zor alabiliyordum.Yine de gıdım gıdım ilerlese de bir CD koleksiyonuna sahip olmak hoşuma gidiyordu…

Yıllar boyunca CD toplamaya devam ettim.(Sayısız bayram harçlığımı CD’lere gömmüşlüğüm vardır) Kadıköy Akmar Pasajı’ndaki Saadeth Müzik, Atlantis Müzik, Hammer Müzik ve Zihni Müzik; şu güne kadar kendilerinden en çok albüm aldığım müzik dükkanlarıdır.Bunun dışında Kadıköy Barlar Sokağındaki Zero Music, T-shirtçü olmadan önce albüm de satan Roll Müzik, Beyoğlu Atlas Pasajındaki Karga ve Mephisto’dan da alışveriş yaptığım olmuştur…

Bu arada sayıları yaklaşık 150’yi bulan kasetlerimi de 2000’li yılların başından itibaren elimden çıkarmaya başladım.Bunun en büyük sebebi kasetleri koyacak yer bulma sıkıntısı ve “Ne de olsa artık yeni albümler kaset formatında basılmayacak” düşüncesiydi.2002 yılında elimde hiç kaset kalmamıştı.(Halen de yok)

Rock ve metal dinlemeye başlayalı çok uzun zaman oldu..Bunu övünmek ya da ne kadar oldschool bir adam olduğumu vurgulamak anlamında söylemiyorum, tek bildiğim hala bu müziği içimde hissediyorum ve bundan büyük keyif duyuyorum.Hala güzel bir gitar melodisi duyduğumda bir anda mutlu olabiliyorum ya da karanlık, kasvetli bir lirik beni hüzünlendirip düşünmeye sevk edebiliyor, hala isyankar ve öfkeli ölüm metalini dinleyebiliyorum, hala kıyıda köşede kalmış grupları keşfetmek hoşuma gidiyor..Nedendir bilmiyorum ama aradan bu kadar yıl geçmesine rağmen hala müzik dükkanının birinde sevdiğim bir grubun albümünü gördüğümde heyecanlanıyorum.Hele yıllar önce bir şekilde dinleyip de orjinaline sahip olma şansı bulamadığım bir albümü görürsem genellikle fiyatına hiç bakmadan anında kapıyorum..Aynı zamanda günümüz teknolojisinin nimetlerinden de faydalanıyorum.Örneğin dijital müzik, müzikte yenilikler keşfetmek konusunda gerçekten harika bir araç.Sonradan keşfedip fanı olduğum bir çok grup için Utorrent, DC++, Megaupload gibi programlara ve sitelere teşekkür etmem gerekir.(Bir de tavsiyeleri için sevgili Last FM’e…) Ancak Mp3 olayının bir de rahatsız edici bir tarafı var ki bu yazıda oralara değinmek istemiyorum…Benim gibi CD koleksiyoncuları ve dinleyicileri iyi bilir, dijital formattaki bir müzik kalite bakımından bir Compact Disc'in gerisinde kalır(Bu yüzden evde yalnız olduğumda canım gaz bir şeyler dinlemek isterse müziği Winamp yerine CD’den dinlemeyi tercih ederim ki kayıttaki her ayrıntıyı yakalayabileyim ve iyice gaza gelebileyim)

Bu arada son zamanlarda ilginç bir şekilde popüler olan plak olayına da azıcık değineyim.2005-2006 yıllarına kadar unutulmaya yüz tutmuş plak piyasası o dönemden sonra şaşırtıcı bir şekilde hareketlendi.Ülkemizde artık pek çok rock-metal albümünü LP formatında hem de sıfır olarak bulmak mümkün.İnsanlarımız nostalji rüzgarlarına mı kapıldılar bilinmez ama gördüğüm kadarıyla şu anda CD’den daha fazla plak satıyor ancak kendi adıma kısıtlı bütçemle plak işine girersem hiç çıkamam diyorum ve bulaşmıyorum…

Bütün bunları niye yazdım?Aslında sahip olduğum şeyler hakkında konuşmayı sevmem.Ama bloguma bu güne kadar topladığım CD'lerden oluşan koleksiyonumu eklemek istedim.(Kayıtlara geçsin, ilerde dönüp bakarım)Bu esnada biraz ego tatmini de yapmış olabilirim.Her neyse, doğrudan listeyi yayınlamak yerine böyle bir giriş yazısı yazmak daha iyi oldu..

Thursday, December 29, 2011

Time Chasing Time




Hayatta bazı günlerin aradan çıkmasını istersiniz.Yakın gelecekte önemli bir hedefiniz olmamasına rağmen zamanın akıp gitmesini dilersiniz.Önünüzdeki saatlerin neler getireceğine dair hiçbir tahmininiz yoktur ama yine de zamanın geçmesini, hayatınızda küçük de olsa bazı değişiklikler olmasını arzularsınız…Bugün de sanırım bunun gibi çabucak aradan çıkması gereken bir günü yaşıyorum.(En azından çabucak akşam olsa da işten çıksam diyorum.)Üstelik iki gün sonra yılbaşı olmasının bununla bir ilgisi yok.Belki yıl sonuna doğru azalan iş yükümün ve dün gece düzenlenen saçma yılbaşı kokteylinin alakası olabilir ama...Hafta içi alkollü, gürültülü bir organizasyona katıldığınızda sanki hafta sonuymuş gibi ertesi gün işe gitmenizin gerekmeyeceği hissine kapılıyorsunuz.Tabi ki sabah olup da paşa paşa işinize geldiğinizde işe yeniden adapte olma sürecinde sorunlar yaşanabiliyor.Sıkıcı bir gün...Akşam olsa da Mephisto’dan İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler ‘i alabilsem ve Ceren’le Mission Impossible - Ghost Protocol’u izleyebilsek..Cumartesi gelse de Cathedral – Forest of Equilibrium’u arşivime katabilsem ve Burak’la PES kapışsak..Sahi ya cumartesi yılbaşı..Pek heyecan duymuyorum sanırım bununla ilgili..Jameson Irish Whiskey’mi ve vanilyalı tütsümü alıp eve kapanabilirim yılbaşında.Ya da Alper’in evindeki“Ali İhsan Varol’la Doğru mu Yanlış Mı?” konulu yılbaşı etkinliğine katılabilirim…Her neyse..Reklam ve sıkılmışlık kokan bir yazı oldu bu da..

Monday, December 26, 2011

Treat - Coup De Grace (2010)




Son zamanlarda 80’ler çıkışlı birçok hard rock, melodic rock ve glam rock grubunun dağıldıktan uzun bir süre tekrar bir araya gelip o yıllarda icra ettikleri müziklerini günümüzün modern rock soundu ile birleştirdiklerine ve daha kaliteli produksiyonlarla geri dönüş albümleri yayınladıklarına şahit oluyoruz.Genellikle bu denemeler başarısızlıkla sonuçlandığı halde (Warrant, Quiet Riot ve Skid Row ilk aklıma gelen örnekler) bazen ortaya beklenmedik derecede iyi albümler çıkıyor.(Örneğin her ne kadar 80’ler çıkışlı bir grup olmasa da Whitesnake’in bu sene içinde çıkan Forevermore albümü, daha önce yaptıkları pek çok albümden daha kaliteliydi)

Ancak 1992 yılından itibaren ortalıkta görünmeyip sadece 2006’da Weapons of Choice adlı toplama bir albüm yayınlayan İsveçli Treat grubu, bu işi daha da ileriye götürüp son zamanlarda dinlediğim en başarılı AOR/Hard Rock çalışmalarından birine imza atmış.Grubun bu güne kadar dinlediğim tek albümü olan 1989 tarihli Organized Crime’ı seviyor olmama rağmen albümde akılda kalıcı parça bulma sıkıntısı çekiyordum.Coup De Grace’de ise dinledikten sonra kolay unutulabilecek şarkı yok gibi…Treat, bu albümde 80’lerin enerjik ve coşkulu havasını günümüzün rock çizgileriyle birleştirmiş ve ortaya hem modern rock dinleyicilerinin hem de old school tayfanın sıkılmadan dinleyebileceği bir albüm çıkmış.Vokalist Robert Ernlund kesinlikle çok başarılı, birçok şarkıyı tek başına uçuruyor.Hemen hemen her parçada sesinin muazzamlığına şahit oluyoruz.Vokalistin dinleyicide bazen coşku, bazen hüzün bazen de gizem hisleri uyandıran duru sesinin yanında Coup De Grace’de son zamanlarda duyduğun en nefis gitar rifflerinden bazıları yer alıyor.Gitar melodileri ile özellikle nakarat kısımlarındaki vokaller mükemmel biçimde harmanlanmış.(Roar, Skies of Mongolia ve I’m Not Runnin’ gibi parçalarda bu uyum yoğun biçimde hissediliyor) Solo gitarlar ise çok dikkat çekici olmasa da “tadında” denebilir.Albümdeki gitarlar ve vokal partisyonları sıklıkla klavye ile desteklenmiş ve klavyeler parçalara muntazam biçimde oturmuş.

Treat, Coup De Grace ile 80’lerde sesini duyurup ortadan kaybolan ve yıllar sonra re-union yapmaya karar veren herhangi bir rock grubunun sergileyebileceği maximum performansı sergilemiş.Albümdeki ilk 12 şarkıda (Ki zaten 14 şarkı yer alıyor) öyle ya da böyle akılda kalıcı birşeyler olduğunu söylesem çok mu abartmış olurum diye düşündüm bir an ama sanırım olmam.Şaşırtıcı derecede başarılı bir albüm…

Thursday, December 22, 2011

Pessimistic?




- Bu aralar sıklıkla düşünüyorum da ne kadar kendini bilmez, ölçüsüz, her yaptığımız işin bokunu çıkartan bir milletiz...Gereksiz insanlarla kurulan abartılı samimiyetler, gösteriş merakı, bulunulan mevki itibariyle kendini üstün ve ayrıcalıklı görmek, yiyip içmeyi abartmak falan hep Türk insanına mahsus şeyler..Sevdiğimiz herhangi bir şeyi (Buna insanlar da dahil) tanrılaştırmak veya yerin dibine sokmak konusunda da hiç tereddüt etmiyoruz..Sevgimizi ve nefretimizi etrafa kontrolsüz olarak yayıyoruz...

- İddia ediyorum, sabırsızlık hepimizin içine işlemiş bir illet.Bunun maalesef en belirgin ve acı örneklerini trafikte görüyoruz.Hergün yüzlerce trafik kazası oluyor, sayısız insan yaralanıyor ve ölüyor..Bunun en büyük sebebi insanlarımızın aceleciliği..Kimse kesinlikle beklemeye tahammül edemiyor..İnsanlar birkaç saniye kazanmak uğruna kendilerinin ve başkalarının hayatlarını tehlikeye atıyorlar.Yukarıdaki paragrafla bağlantılı olarak, trafikte bile akıl almaz bir bir boşvermişlik ve direksiyon başına geçince havalara girme, kendini yolda yürüyen yayalardan üstün görme hali içindeyiz..Herkes "Bana birşey olmaz" havasında..Sürücüler bomboş yolları paylaşamıyor, en olmayacak yerlerde ve zamanlarda kazalar oluyor.İnsanlar yaralanıyor..Ne için?Gideceğin yere on dakika erken varmak için..Peki değer mi?

- İçimde bu ülkede adalete güvenmenin mümkün olmadığına dair kuvvetli bir his var.Bilmiyorum herkes hissediyor mu bunu ama yargıya, yargının bağlı olduğu kurum ve kişilere inanmıyorum.Bütün bu sistemin içinde olan insanlar, başımızda resmen diktatörlük rejimini uygulayan bu hükümet tarafından oraya yerleştirilmiş gibi geliyor.Devletin başındaki insanların kafa yapıları, dünyayı algılama biçimleri, zihniyetleri, önem verdikleri değerler vb...hiçbiri benimkilerle örtüşmüyor.Hepsinin din, ahlak, milliyetçilik gibi kavramların arkalarına saklandıklarını ancak temelde hiçbir ahlaki meziyet taşımadıklarını, bulundukları statü ve sahip oldukları iktidar gücü sayesinde sadece kendileri gibi olanları kolladıklarını, kendileri gibi düşünmeyenlere de her türlü eziyeti yaptıklarını görüyorum..Utanmadan bir de "Bizim hakkımızda kanıtlanan bir yolsuzluk iddiası var mı?" diyip kendilerini savunabiliyorlar.Bizim ülkemizdeki gibi baştan aşağı yalan, yalakalık ve adam kayırma üzerine kurulu bir sistemde sistemin adamlarının karıştığı her türlü pis iş görmezden geliniyor.(Aslında bizim koyundan farksız ve her gün kendisini soyan insanlara teşekkür edip başımızda tutmaya devam eden halkımızın zaten birşey görmeye niyeti yok, görse de tepki koyacak kapasiteye sahip değil) Sonuç itibariyle bu ülkede hukukun uygulandığına dair bir inancım yok.Adaletin ırzına geçilmiş, herşey ama herşey menfaat uğruna yapılıyor...Ve bu pis heriflerin örgütlenmesi daha nereye kadar gidecek merak ediyorum..Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine Mümtazer Türköne diye Atatürkçülüğü bağnazlık olarak gören bir adam atanıyor.(Bu kişi zamanında Atatürk'e "Bu adam" diye hitap edebilen bir şahsiyet) Bilmiyorum..Hiçbirşey inandırıcı gelmiyor..Herkes satılmış sanki; herkesin maskelediği yüzünün altında iğrenç, ahlaksız, çıkarcı, bencil bir zihniyet var gibi geliyor...

- Bir de bu aralar bu ÖTV vergisine iyice takmış durumdayım.Sinir oluyorum..70 liraya satılan viskinin 45 lirasını devlete ödemek zorunda mıyız?Ya da 8 liraya satılan sigaranın 5 lirasını?Bir litre benzinin fiyatının normal şartlarda 1.5 lira olması gerekirken 4 liradan fazla olduğunun kaç kişi farkında?Nereye varacak bu işin sonu?Daha ne kadar tecavüz edecekler bu halka ve biz ne kadar süre tepki vermeyeceğiz?Düşünüyorum da biz gerçekten herşeyden bir çıkar sağlamaya çalışmak gibi iğrenç bir zihniyete sahip iğrenç bir toplumuz..Binlerce insanın öldüğü 1999 İzmit Depreminden sonra depremzedelere yardım amacıyla bu ÖTV vergisi getirilmişti.Bu kadar insanın ölümüne yol açan bir afetin ardından bile kendilerine gelir sağlamak ve sözde cari açığı kapatmak için halkı soymaya devam ediyorlar..Nerede beleşçilik, nerede fırsat kollama, nerede birilerini ezerek haksız kazanç sağalama varsa Türk insanı orada..Nefret ediyorum...

Thursday, February 24, 2011

Mikrofonlarımız Merkezde




******

Yıl 1991.Günlerden Çarşamba..Okulda birbirinden sıkıcı bir ton ders gördükten sonra akşamüstüne doğru eve geliyorum.Her zamanki gibi ev ödevlerimi ihmal ediyorum ve çantamı bir yerlere fırlatıp sokağa top oynamaya çıkıyorum.Mahalledeki arkadaşlarımız ile aklımızda akşamki kupa maçı var.Kan ter içinde top peşinde koştururken kendimize futbolcu isimleri takıyoruz.Yerlilerden en çok tercih edilen isimler aslan yelesi saçlı Prekazi, Kral Tanju, İmparator Oğuz, Şifo Mehmet, Sarı Fırtına Metin ve Bombacı Hami oluyor.(Tuttuğumuz takıma göre değişiyor tabi)Mahalle maçlarında yabancı futbolculardan da en çok Van Basten, Gullit, Stoitchkov, Koeman, Papin, Saviçevic ve Romario'nun isimleri telaffuz ediliyor.Okul bahçelerinde, arabaların henüz o kadar işgal etmediği sokaklarda, boş arsalarda hiç durmaksızın futbol oynuyoruz.Sadece maç yapmakla yetinmiyoruz; Alman Kale, Japon Kale, 9 Aylık gibi futbolun garip varyasyonlarını da oynuyoruz..

Karanlık bastığında top oynamayı bırakıp akşam yemeğini yemek üzere evimize dönüyoruz.Televizyonda tek bir kanal, benim ve benim gibi futbol sevdalısı veletlerin içinde tek bir istek var: Bir an önce maç yayınının başlaması…

******

Çocukluğumun çarşamba günleri genellikle yukarıda anlattığım gibi geçerdi.Hafta içi oynanan Avrupa Kupası maçları hayatımızda çok büyük yer kaplardı.Her şeyden önce maç seçme lüksümüz yoktu.Televizyon (Yani TRT–1) hangi maçı verirse onu izlerdik…Bu dönem aynı zamanda Galatasaray'a en yoğun sevgiyle bağlandığım dönem olmuştur.Hayatımda Galatasaray’ın galip gelmesini bu dönemde istediğim kadar başka hiçbir dönemde istememişimdir.Özellikle Avrupa takımlarıyla oynadığımızda rakiplerin gol atmaması için dua ederdim.Maçları heyecan içinde, çoğu zaman ayakta dolanarak izler, gol atmamız için totemler denerdim.(Odanın içinde bir yerlerde zıplayıp durmak, tırnaklarımın altındaki etleri belirli periyotlarla yemek gibi)
O dönemler Avrupa’da sadece Galatasaray’ın değil diğer Türk takımlarının da başarılı olmalarını isterdim.Trabzon’un Liverpool gibi bir devi Dobi Hasan’ın absürd golüyle yenişini, Fransa’da Lyon’u şiir gibi bir oyunla 4-3 dize getirişini (Rövanşı da 4-1 alarak turu geçmişlerdi) keyifle ve gururla izlemiştim.Beşiktaş, Hollanda’da Ajax karşısında daha ilk dakikalarda Sarı Fırtına Metin’in attığı golle öne geçince nasıl da heyecanlanmıştım..(Gerçi İstanbul’daki rövanşı 4–0 kaybedip elenmişlerdi) Hatta Fenerbahçe’nin, o arkadaşlarımızla yılarca dalga geçmemize konu olacak 7–1'lik Sigma Olamouc deplasmanından önce İstanbul’daki maçta rakibini Aykut’un çatala taktığı penaltıyla yenmesine bile sevinmiştim..

Sadece bizim takımlarımızın maçlarını değil, Avrupa liglerinden ve kupalarından izleme fırsatı bulduğum bütün maçları heyecanla takip ederdim.Canlı yayın, banttan yayın ya da maç özetleri fark etmiyordu; futbol benim için en hayattaki en büyük zevkti.TRT 1‘de Salı akşamları yayınlanan Avrupa’dan Futbol hayatımın programıydı..En mutsuz olduğum zamanlar ise Çarşamba akşamları televizyonda geç saatlerde başlayan bir maç yayını varken babamın “Oğlum yarın okulun var.İlk yarı bitince yatıyorsun” deyip beni televizyonun başından postaladığı anlardı…

Maçları sadece televizyondan değil, radyodan da takip ederdik.Televizyondan maç yayını olmadığı zamanlarda TRT Radyo'yu açıp Orhan Ayhan, Abidin Aydoğdu, Hüseyin Başaran, Murat Ünlü gibi güzide spor spikerlerimizin seslerine kulak kabartırdık.Radyodan maç dinlerken topun oyun sahasının neresinde olduğunu anlamak pek mümkün olmadığı için bazen maç anlatılırken sanki Galatasaray her an gol yiyecekmiş gibi paronayakça hislere kapılırdım…Bazen spiker maçı anlatırken ses aniden kesilir, tok bir ses “Mikrofonlarımız ………’da “ derdi.Ardından bağlanılan yerdeki spiker heyecanlı heyecanlı gol haberini verir, golün nasıl olduğunu “Tugay’ın orta sahanın kendi yarı dilimine bakan çizgisinin hemen ilerisinden derinlemesine uzun gönderdiği topa defansın bir anlık gafletinden faydalanarak hareketlenen Büyük Hakan kaleciyle karşı karşıya kaldığı anda vuruşunu yaptı ve topu kaleci Bako’nun sağından filelerle buluşturdu” gibi cümlelerle aktarır, biz de golü kafamızda canlandırmaya çalışırdık..Radyodan yayınlanan maçlar, yayınlarda kullanılan klişe sözler (yandan autt, mikrofonlarımız merkezde, İzmir’den dakika ve skor alıyoruz…vb) hayatımda derin izler bırakmıştır..Konuyla ilgili müthiş bir yazı için

Yıllar geçtikçe Galatasaray’ın maçlarını takip etmeye devam etsem de Avrupa futbolunu izlemeye daha az zaman ayırır oldum.Elbette ki önemli turnuvaları (Şampiyonlar Ligi, Avrupa ve Dünya Kupaları…) kaçırmadım.Birçok keyifli maç izledim.1997’de o yıllarda ileri derecede sempati duyduğum Borussia Dortmund, Şampiyonlar Ligi Finali’nde yıldızlar topluluğu Juventus’u harika gollerle 3–1 yenip de şampiyon olduğunda sevinç çığlıkları atmıştım.1995’de bir başka Şampiyonlar Ligi final maçında Ajax, kendisinden çok daha güçlü bir kadroya sahip olan Milan’ı henüz bıyıkları terlememiş Kluviert’ın golüyle yendiğinde de çok sevinmiştim.(Sanırım güçsüz olanın güçlüyü yenmesi, hep aynı takımların şampiyon olması yerine değişik takımların da başarılar elde etmesi hoşuma gidiyor)..Türkiye’nin tarihinde ilk defa katıldığı 1996 İngiltere Avrupa Şampiyonası öncesinde oynadığı eleme maçları unutulmazdı.Kim Hakan Şükür’ün İsviçre’ye 30 metreden attığı aşırtmayı, Macaristan’a ensesiyle attığı golü, Takoz Recep’in İstanbul’daki İsviçre maçında tabanca menzili dışından orta yapma niyetiyle gönderdiği topun ağlara takılışını, aldığımız her galibiyetten sonra sokaklarda sabaha kadar kutlama yapan halkımızı ve gazetelerdeki “Şehir magandaları gene işbaşındaydı, kutlamalara yine kan bulaştı” tarzı haberleri unutabilir ki?

******

Sonuç itibariyle, insan zamanın akışı içinde sevdiği uğraşlardan kolay kolay kopamıyor ama yine de bu işlerin içinde ilk bulunmaya başladığı zamanlarda aldığı keyfi bir daha hiç alamıyor.Çocukken futbol benim için nefes almak gibi bir şeydi…Futbol dünyası, bu dünyadan ayrı büyülü kocaman bir evren gibiydi.O zamanların futbolcuları tapılası insanlardı..Televizyonda yayınlanan bütün maçlar mutlaka izlenmeliydi..Yıllar geçtikçe belki de akıllanıp gerçekleri görmeye başlamamın etkisiyle içimdeki futbol tutkusu azaldı.Keyif aldığım, hayranlık beslediğim futbolun doğasına aykırı bir çok olaya şahit oldum.Bunların en önemlisi futbolu paranın idare etmesiydi..Futbolcuların (yerli olanların) birçoğu karaktersiz , ahlaksız ve küfürbaz tipler olmalarına rağmen ülkenin standartlarının üzerinde bir tomar para kazanıyorlardı..Sözde taraftar grupları takımlarına destek oluyor gibi görünürken aslında rant peşinde koşuyorlardı..Abudik gubidik kulüp yöneticileri çıkıp takımlarının aciz durumlarını görmezden gelerek hakemleri, futbol federasyonunu ya da üçüncü kişileri suçlayan saçma sapan açıklamalar yapıyorlardı..Sahaların içinde, stadyumlarda, sokaklarda, televizyondaki futbol programlarında hatta maç izlenilen kahvehanelerde hep hoşgörüsüzlük, kavga ve şiddet vardı…Bu ve bunun gibi nedenler yüzünden futboldan uzaklaştım ama tamamen de kopamadım..

Geçenlerde Arsenal’ın şaşırtıcı biçimde geriden gelip Barcelona gibi son yıllarda olağanüstü iyi performans gösteren bir “Yenilmez armada”'yı 2–1 yendiği maçı izlerken içimden bu yazıyı yazmak geldi..Evet oyun tempoluydu, keyifliydi ama buna rağmen maçı izlerken eski yıllardaki maçlarda hissettiğim heyecanı yakalamam mümkün değildi..Çarşamba günleri geldiğinde televizyonda bir Şampiyonlar Ligi maçı varken “Aman boşver maçı, bir film koyup izlerim ya da müzik dinlerim bu akşam” diyebiliyorum artık ne yazık ki….